Nisan ayı gelip çattığında üniversitede dersler yeniden başladı.
Elimizde yeni dönem ders listesiyle, bu yılki programımızı netleştirmek için Kujibayashi-kun ile buluştuk.
"Kashima-dono, Zojo-ji'deki kiraz çiçeklerini seyretme şerefine nail oldunuz mu acaba?"
"Hayır. Hâlâ açmış durumdalar mı?"
"Hem de nasıl, tam manasıyla açmış vaziyetteler. Tokyo Kulesi'nden bakıldığında pek bir fevkalade görünmekteydi."
"Anladım."
"Gidip görmek ister miydiniz?" diye sordu. "Şayet arzu ederseniz size refakat edebilirim."
Tokyo Kulesi'nin ana gözlem güvertesinden Shiba Parkı'na yayılan kiraz çiçeklerini izlemek gerçekten büyüleyiciydi. Etrafta sırf çiçekleri görmeye gelmiş gibi duran pek kimse yoktu; bu yüzden bu beklenmedik manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen ziyaretçilerin fısıltıları kulağımıza kadar geliyordu.
İçim kıpır kıpır bir halde, "Bahar geldi işte, tam anlamıyla," dedim.
"Baharın gediğini iddia edebilirler elbette, fakat bülbülün şakımasını duyana dek bundan şüphe duymaya devam edeceğim..."
"Ha?" Camın arkasındaki manzaraya dalıp gittiğim için Kujibayashi-kun’un bir anda şiir okumaya başlaması kafamı karıştırdı.
"'Baharın geldiğini söyleseler de inanmam, bülbülün çığlığını duyana dek.' Mibu no Tadamine tarafından yazılan Kokin Wakashu’daki şiirin manası budur."
"Anladım."
"Lakin günümüzde bülbüller şakımıyor, demek ki bahar hiçbir zaman gelmeyecek."
Derin bir iç çektim.
"Tıpkı bendenizin hayatında olduğu gibi," diye ekledi.
Anlaşıldı. "Bahar" derken kastettiği şey aşk ve ilişkilerdi.
Gözlerini aşağıdaki kiraz çiçeklerinin ötesine, uzaklara dikmiş bakarken ister istemez bir suçluluk hissettim.
Gözlem güvertesindeki kafeye geçip içecek bir şeyler aldık. Ardından ders listesini masaya yayarak haftalık programı konuşmaya başladık.
"Japon Dilbilimi dersini üçüncü döneme mi alıyorsun? Ben de alayım o zaman," dedim.
"Fakat bu durum programınızı biraz fazla sıkıştırmaz mı? Artık üçüncü sınıfa bastığınıza göre tam zamanlı bir iş aramaya başlamayacak mısınız?"
"Öğretmenlik okuduğum için çok fazla ders almak kaçınılmaz oluyor," diye açıkladım. "Son sınıfta sadece seminerlere katılmak istiyorum."
"Sevdiceğinize daha az vakit ayırma ihtimali canınızı sıkmıyor mu peki?" Sesindeki ima biraz dokunmuştu.
Zoraki bir tebessümle, "Sorun değil, onun da başı kalabalık bu aralar," dedim. "Hem zaten..."
Başımı kaldırıp pencereye doğru baktım. Çeşit çeşit ziyaretçinin başları arasından, öğleden sonranın berrak gökyüzü ve Tokyo'nun ufka kadar uzanan manzarası seçiliyordu.
Güm güm çarpan kalbimi sakinleştirmeye çalışarak ekledim: "Yazın kız arkadaşımla birkaç geceliğine tatile çıkacağız."
"Demek öyle. Şu telaşınızın sebebi anlaşıldı."
"Şey... Nasıl yani?"
Bunu fark edebilmiş miydi? Utançtan yüzümün kızardığını hissedebiliyordum.
"Birlikte çıkacağınız ilk tatil mi olacak?"
Kujibayashi-kun’un sorgulayan gözleri üzerimdeyken biraz bocaladım. "E-Evet," diye yanıtladım. "Şimdiye kadar hep meşguldü..."
"Her ne olursa olsun, halinize bakan biri onunla ilk kez aynı yatağa gireceğiniz için heyecanlandığınızı düşünür. İlk tatiliniz olabilir belki ama birlikte geçireceğiniz ilk gece olmadığı aşikâr."
Gözlüklerinin arkasındaki bakışları daha da keskinleşti. Bir şüpheliyi sorgulayan usta bir dedektif gibi ürkütücü görünüyordu.
Onun bu halini görünce, artık gerçeği anlatmanın vaktinin geldiğine kanaat getirdim.
"Şey..." diye başladım tereddütle. "Şey... Aslında durum..."
Kujibayashi-kun gözlerinde tetikte bir ifadeyle beni izliyordu.
"Yıllardır bu işi yapmayı çok istediğimiz doğru..." Utançtan başımı ders listesine eğdim ama gözlerim kâğıttaki yazıları seçemiyordu bile. "Yani, hâlâ istiyoruz. Sadece..." Kafamı kaldırdığımda Kujibayashi-kun'un hâlâ doğrudan bana baktığını gördüm. "Bu biraz uzun bir hikâye, dinler misin...?"
O anda Kujibayashi-kun irkilmiş gibi göründü. "Bir an dursanıza, Kashima-dono." Ellerini göğsünün önünde kaldırarak durmamı işaret etti. "Şüphesiz... Şüphesiz yanlış anlıyorum..." dedi inanamayan bir ifadeyle. "Fakat, yoksa..." Yutkunup devam etti. "Siz de mi... bir bakir zebanisisiniz...?"
Bu çekingen sorunun ardından...
...bocalamış bir halde başımla onayladım.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.