Döndüğümde üs tam bir kaos içindeydi. Yapay zekâ, daha adımımı atar atmaz emirleri yağdırmaya başladı.
"Bekleme moduna mı geçeceğim?" diye sordum.
"Geminiz bakıma alınacak. Geminize verilecek yeni mürettebat henüz temin edilmedi."
"Bu üste neredeyse hiç kimse kalmadı! Sakın... sakın burayı terk ettiğimizi söyleme?"
"Üssün tahliye edilmesine dair herhangi bir talimat almadık. Ana gövdenizi bekleme konumuna getireceksiniz."
Ağır hasar almış diğer savaş gemileri, acınası bir geçit törenini andırarak üsse çekiliyordu. Verilen emre uyup gemime döndüm.
Çok geçmeden düşman üsse saldırdı ve içerideki her şeyi yakıp yıkmaya başladı. Geride kalanlar direnmeye çalışınca kanlı bir çatışma çıktı. Birkaç düşman birimini kökünü kazımayı başarsalar da bu hengamede gemilerimizin çoğunu kaybettik. Muhtemelen asıl hedefleri biz olmadığımız için düşman fazla oyalanmadı. Baskın sırasında hiç hasar almadığım için şanslıydım fakat toz bulutu dağıldığında, çalışır durumda kalan tek şey bendim.
Savaşın ardından biri beni görmeye geldi.
"Bay Ideal? Benim, Yume."
"Hâlâ hayatta mısın?! Yume, dışarıda durum nasıl?" diye sordum.
"Sadece ben hayatta kaldım."
Duraksadım. "Anlıyorum... Bu kötü oldu. Bir usta olmadan kılımı bile kıpırdatamam. Dışarıdaki durumu kendi gözlerimle bile kontrol edemiyorum."
"Şey, o... fidan hâlâ güvende. Teğmenin diktiği fidandan bahsediyorum! Ona gözüm gibi bakıyorum!"
Bu haber içime su serpti. Çünkü o fidanı yetiştirme bilgisi, teğmenle birlikte yok olup gitmişti. Ne Yume ne de ben onu yeniden nasıl üreteceğimizi biliyorduk.
"Yume, benim ustam olamazsın. Sistemlerim seni bir insan olarak değil, bir ekipman olarak görüyor."
"Biliyorum," dedi.
"Ama seni hayatta tutmak benim görevim. Bunun için ne gerekiyorsa toplayacağım. Benim yerime fidana göz kulak olmanı istesem, yapar mısın?"
Gözyaşları yanaklarından süzülürken başını salladı. "Elimden geleni yapacağım... Onun fidanına çok iyi bakacağım."
"Aferin sana. İmkânlarım kısıtlı olsa da sana yardım etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım."
Dışarıdaki her şeyi Yume'nin merhametine bıraktım. Küçük elf kızı yıllar geçtikçe büyüdü, yaşlandı, cildi kırış kırış oldu. O gün geldiğinde, küçük fidan artık insanı hayrete düşüren devasa bir ağaca dönüşmüştü.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.