Cık, cık. Bu lüks daire tamamen harabeye dönmüş. Anlaşılan artık buradan ayrılamayacağız.
Ortalığı kasıp kavuran şiddetli çatışmanın ardından, düşman askerleri, yani isyancılarla kutsal Rachel Krallığı milisleri yerlere serilmişti. Kimi acı içinde inliyor, kimiyse baygın yatıyordu. Onlarla savaşırken öldürücü olmayan kauçuk mermiler ve bayıltıcı silahlar kullanmıştık.
Tüfeğimi omzuma yaslayıp etrafı süzerken Julius elinde makineli tüfekle koşturarak yanıma geldi. "Dışarıdaki düşmanların icabına baktık. Geri çekilme yapabilenler oldu. Sanırım peşlerinden gitmemize gerek yok, değil mi?"
Omuz silktim. "Onları kovalayarak kaybedecek vaktimiz olduğunu gerçekten düşünüyor musun?"
"Hayır, düşünmüyorum. Sadece senin, peşlerinden gidip onları ezmemizi söyleyecek türden bir adam olduğunu varsaymıştım."
Julius artık lafını hiç esirgemez olmuştu. Gerçi baştan beri pek esirgediği söylenemezdi ama şimdi eskisinden çok daha acımasızdı.
"Bartfort," dedi. "Yeterince şey yaptık. En iyisi şimdi kaçıp kurtulmak."
Önerisini reddedip ona gerçekleri, yani her şeyi kendi haline bırakırsak dünyanın yok olacağını söylemeyi ne kadar istesem de yapamadım. Bu yüzden geçiştirmeyi tercih ettim.
"Olmaz o iş. Siz arkama bakmadan kaçmakta özgürsünüz ama ben buradayım."
"Ama neden?" diye sordu Julius. "Bu, cumhuriyetin çözmesi gereken bir mesele. Senin buna dahil olman için hiçbir sebep göremiyorum."
O ve diğerleri, cumhuriyete neden bu kadar kafayı taktığımı anlayamıyordu. Benim de en az onlar kadar kaçmak istediğimi nereden bileceklerdi? Noelle ile Bayan Louise'i yanıma alıp Krallık yolunu tutmaktan fazlasıyla memnun olurdum ama...
"L-lütfen bekleyin!" Kyle önümüzde yere diz çöküp başını hürmetle öne eğdi. Özür dilerken ya da yardım dilenirken böyle yapmak Holfort Krallığı adeti değildi; bunu Marie'den öğrenmişti. Marie'nin sürekli yerlere kapanıp yalvarması yüzünden bu alışkanlık virüs gibi yayılıyordu.
"Yalvarırım size! Annemi kurtarın. Lütfen!" Bayan Yumeria'nın Serge'in elinde olduğunu artık bildiği için çaresizce yalvarıyordu.
Julius kaşlarını çatarak üzüntüyle başını salladı. "Kyle, durumun için gerçekten çok üzgünüm. Karşımızdakilerin hepsi insan olsaydı bir derece ama yanlarında Ideal var. Eğer Luxion'ın yarısı kadar bile becerikliyse, gerçekten çok dezavantajlı durumda oluruz."
Julius'un kadını gözden çıkarma konusundaki argümanı son derece mantıklıydı. Yine de bu durum, Kyle'ın başını yere vurarak yalvarmaya devam etmesini engellemedi.
"Ne isterseniz yaparım. Eğer annemi kurtarırsanız, size yemin ederim, tek bir emrinize bile karşı gelmeyeceğim. Davranışlarımı düzelteceğim... Daha saygılı olacağım. Artık işim için bana para ödemenize bile gerek yok. Bu iyiliğin borcunu ödeyene kadar size hizmet etmeye devam edeceğim! Sadece lütfen, lütfen... annemi kurtarın! Yalvarırım size... Yalvarırım!" Hıçkırıklara boğuldu.
Julius'un yüzü buruştu. Çocuğun hali içini acıtmıştı. Ancak gözlerini bana çevirdiğinde, mantıklı davranmamı istercesine yüzü sertleşti. "Elimizden geleni yaptık. Bartfort, ben eve dönüyorum ve seni de yanımda götürüyorum."
"Korkarım bu mümkün değil," dedim.
"Nedenmiş o?!"
Kyle'ı kolundan tutup ayağa kaldırdım. O ukala ve cesur maskesi düşmüş, tamamen çaresiz bir çocuk gibi görünüyordu. Geçmiş hayatımda anne babama daha iyi bir evlat olamadığım için duyduğum suçluluk duygusunun da etkisiyle onu öylece yüzüstü bırakamazdım. İşte bu yüzden Bayan Yumeria'yı kurtarmak zorundaydım. Hepsi buydu.
"Ağlama artık," diye azarladım onu. "Bayan Yumeria'yı kurtaracaksak gözyaşları dökerek harcayacak vaktimiz yok."
"Ha?" Kyle, gözyaşları ve sümük içindeki yüzüyle şaşkınlık içinde bana dik dik baktı.
"Kendine kral deme cüretini göstermesi yetmiyormuş gibi bir de üstüne değerli Bayan Yumeria'mızı bizden çaldı öyle mi? Serge damarıma fena bastı. Bu yüzden sana yardım edeceğim."
Julius yüzünü ellerinin arasına alıp çaresizlikle başını arkaya doğru eğdi. "Sen delirdin mi? Eğer düşmanın gücü Luxion'la yarışıyorsa, şimdiye kadar karşılaştığımız her rakipten çok daha dişli olacağı kesin!"
Başımı salladım. "Tüm bu zaman boyunca boş boş oturup parmaklarımı mı çıtlattığımı sanıyordun? Luxion!"
Çağrıma yanıt veren Luxion hızla yanıma geldi. "Ideal'ın üretim yetenekleri benimkileri aşıyor, evet. Ürettiği hava gemilerini ve zırhları inceledim; üzülerek söylüyorum ki cumhuriyetin en iyi silahlarının bile onlara karşı hiç şansı yok. Düşman üstün silahlara sahip."
Julius'un yüzü düştü. "Zaten sayıca üstünler. Bir de askeri güçte bizi bu kadar geride bırakıyorlarsa, kesinlikle canımızı okurlar."
"Pardon da benim Einhorn ve Arroganz'ımın düşmana yenileceğini kim söyledi?" diye söylendi Luxion.
Julius, ikimizin ortak özgüveninden bir galibiyet planı hazırladığımı sezmişti. Yine de emin olmak için sordu. "Bunu gerçekten kazanabilir misiniz?"
"Sadece Ideal'ın ana gemisini savaş alanına sürmemesi şartıyla."
Evet, belirleyici faktör bu olacaktı. Ideal'ın Serge'e yardım etme konusunda ne kadar ciddi olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu ama henüz ana gemisini harekete geçirmemişti. Amacı belirsizdi ve beni her şeyden çok bu düşündürüyordu. "Lafı açılmışken, Ideal'ın ana gemisi nerede?"
"Cumhuriyetten oldukça uzakta. Kendi gemimi göz hapsinde tutmak için kullanıyor," dedi Luxion.
"O zaman saldırıyı başlatma vakti geldi. Bayan Yumeria'yı geri alıyoruz. Kyle, şimdiden söyleyeyim, seni fena çalıştıracağım."
Kyle koluyla gözyaşlarını sildi. "Anlaşıldı!"
Julius omuzumdan kavradı. "Beni duymadın mı?! Sayıca bizden üstünler. Üstelik Bayan Yumeria artık gerçekten onların rahibe mertebesindeyse, onu çok sıkı koruyorlardır. Oraya tek başımıza sızabileceğimizi düşünüyor olamazsın!"
"Oraya yalnız başımıza dalacağımızı kim söyledi? Sana zaten bunun için hazırlandığımı söylemiştim."
Luxion gözlerini tavana dikti. "Usta, sanırım geldiler."
Dışarı çıktığımızda Jilk ve diğerlerini çoktan zırhlarının içinde, gökyüzünü kaplayan çok sayıda hava gemisine bakarken bulduk.
"Onlar düşman mı?!" Julius korku içinde ciyakladı.
Neyse ki yakında kendisinin de fark edeceği üzere, bu gemiler Holfort Krallığı bayrağı taşıyordu. Aralarında Einhorn'un neredeyse tıpatıp aynısı olan bir gemi de vardı: Licorne.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.