Kâbus Gibi Bir Yapışkanlık

Ufak toplantımız biter bitmez Julius ve diğer çocukları ayrı bir odaya aldılar. Mylene Hanım orada onlarla geleceklerini konuşacak, bir yandan da güzelce fırçalayacaktı. Bana kalsa geri dönmeseler de olurdu ama bir yanım Mylene Hanım beni de azarlasın diye oraya gitmeyi istemiyor değildi. Şanslı pislikler ellerindekinin kıymetini bilmiyordu.

Marie, Carla ve Kyle'ın beklediği dinlenme odasına döndüm.

"Leon, ne oldu?" diye sordu Marie ayağının tozuyla.

"Sizin başınıza bakıcı dikildim."

"Efendim?"

Roland'ın beni o iğrenç tuzağına nasıl düşürdüğünü, nefret ettiğimi bildiği ne varsa sırtıma nasıl yıktığını bir bir anlattım. Olayı detaylandırırken kendi kendime söylenip duruyordum. "Rezalet tek kelimeyle. Şimdi bir de Julius'a göz kulak olmak zorundayım. Cumhuriyet'teyken kahırlarını çektim yetmedi, eve dönünce de kreş öğretmenliği ihalesi bana kaldı... Şey... Ne oluyoruz yahu?"

Marie bacağıma kapandı. Carla ile Kyle da ellerine neresi geçerse oraya tutunup saniyesinde ona katıldı. "Siz üçünüz ne halt karıştırıyorsunuz?"

Marie avazı çıktığı kadar bağırdı. "Seni bir daha asla bırakmayacağım!"

"Ne?"

Carla da hemen araya girdi. "Siz olmasanız Marki Bartfort, o çocukları zapt etmemizin imkânı yok. Yalvarırım bizi ortada bırakmayın!"

İkisine de ters ters baktım. "Size bakıcılık yapmak istemiyorum diye beni kötü adam bellemeyin! En baştan beri sizi yanıma alacağımı söylediğimi hiç hatırlamıyorum!"

Ardından Kyle yalvarmaya başladı. "Yalvarırım bizi işe alın. Bizi kapı dışarı ederseniz hayatta tutunamayız. Görevlerimizi eksiksiz yapacağımıza söz veriyoruz!"

"Sen niye yapışıyorsun bana be çocuk? Nerede o eski ukala, soğukkanlı tavırların? Ufaktan kenara çekilip şu ikisine bakarak iç çekeceksin diye güveniyordum sana!"

Onları üzerimden söküp atmaya çalıştım ama Marie var gücüyle tutunuyordu.

B-bu kızda bu kadar güç ne arıyordu? Sabrım tükenince kafasını kavrayıp geriye doğru itmeye çalıştım. "B-bıraksana artık!"

"Hayır! Seni asla bırakmayacağım. Asla diyorum!" Bu kararlı çıkışının hemen ardından sesi sadece benim duyabileceğim bir fısıltıya dönüştü. Dudaklarında karanlık bir tebessüm belirdi, gözlerindeki o ışık sanki derin bir gölgenin arkasında kaybolup gitti. "İlelebet beraber olacağız, ağabeycim."

Öldükten sonra peşimden bu dünyaya gelmesi yetmiyormuş gibi, bir de bu lafı edince sırtımdan aşağı buz gibi bir ürperti indi. Korku filmi çekiyorduk sanki. Belimden aşağı soğuk terler dökülürken sesim tiz bir çığlığa dönüştü. "Bırak sen deeee!"

Marie o gün beni öyle bir korkuttu ki gecelerce kâbuslarımdan çıkmadı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.