Bahara Doğru

Leon ve diğerleri saraydaki telaşın ortasındayken, Noelle Baron Bartfort’un malikanesinin bahçesinde, tekerlekli sandalyesinde oturuyordu. Bölgenin huzur dolu manzarası, yaralı ruhuna adeta bir merhem gibi geliyordu. İçine yatırıldığı son teknoloji tıp kapsülü sayesinde ölümün kıyısından dönmüş, kıl payı hayatta kalmıştı. Yine de eski gücünü toplamak için hâlâ fizik tedavi görmesi gerekiyordu. Bu yüzden Cumhuriyet’teki evinden ayrılıp Leon’un memleketine gelmiş, ihtiyacı olan bakımı burada almaya başlamıştı.

Tekerlekli sandalyesi bahçe yolunda süzülürken omzunun üzerinden arkasına baktı. Aracını iten kadına, Livia’ya seslendi.

“Çok budalasın Olivia. Biliyor musun, beni orada ölüme terk etseydin şimdi başımda böyle beklemek zorunda kalmazdın.” Noelle, bu kızın zihninden geçenleri bir türlü anlayamıyordu. O zamanlar sihriyle kendisini ölümün pençesinden söküp almak için nasıl da çırpınmıştı. Hayatını kurtardığı için ona minnettardı, minnettar olmasına ama Livia istese parmağını bile kıpırdatmayabilirdi. Bunu ikisi de çok iyi biliyordu.

Livia tebessüm etmeye çalıştı. “O an kendimi öyle bir kaptırmıştım ki sonrasını düşünecek vaktim olmadı. Yine de fark etmez. Seni kurtardığıma pişman değilim.”

“Neden?”

“Çünkü ölseydin, Leon Çok üzülürdü.”

Noelle başını arkaya yaslayıp gökyüzüne baktı. Bu kız beni her anlamda cebinden çıkarır, diye geçirdi içinden.

“Leon’u gerçekten çok seviyorsun, değil mi?”

Livia hiç tereddüt etmeden, “Evet,” dedi. Bir yandan söyleşirken bir yandan sandalye sürmeye devam ediyordu. “Leon’un evindeki günlerin nasıl geçiyor bakalım?”

“Herkes o kadar nazik ki… Hakkını nasıl öderim bilmiyorum. Leon’un küçük kardeşi Colin’in bana böyle kanının ısınmasına da ayrı sevindim.”

“Seni böyle neşeli görmek harika. Peki fizik tedavi nasıl gidiyor?”

Noelle içini çekti. “Zorluyor ama biraz daha gayret edersem yeniden yürüyebileceğim. Creare, bahar geldiğinde turp gibi olacağımı söyledi.”

“Bunu duyduğuma çok sevindim.”

Onu az kalsın kaybediyorlardı. Noelle’in bu kadar toparlandığını görmek Livia’nın yüreğine su serpiyordu; hayatta kalmasının yanında fizik tedavinin lafı bile olmazdı.

“Demek buradaydınız.” Angie iki kıza doğru ilerledi. “Size harika bir haberim var! Leon’u marki yapmayı planlıyorlar. Henüz resmiyet kazanmadı ama tören oldukça tantanalı geçecek gibi.”

Angie bu habere sevinçten havalara uçuyordu fakat Livia’nın yüzü asıldı. “Marki mi olacak?”

Angie, arkadaşının neden efkârlandığını anında kavradı. “Leon’un bu işe pek sevinmeyeceğini biliyorum ama bu gerekli bir adımdı. Yine de onun adına üzülüyorum. Bu unvan boynuna lüzumsuz bir yük bindirdi.”

Livia kafası karışmış hâlde, “Lüzumsuz bir yük mü?” diye tekrarladı.

“Sonra ayrıntısıyla anlatırım. Asıl önemli haber şu: Noelle’in nakil başvurusu kabul edildi. Önümüzdeki dönem akademide üçüncü sınıf olarak başlayacak.”

Noelle’in şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. “Bu gerçekten sorun olmayacak mı? Sonuçta rahibe olmam gerekiyordu.” Özel konumundan dolayı onu uzak bir yere göndereceklerini sanıyordu. Kutsal Ağaç Fidesi'nin Rahibesi olarak günün birinde olası bir enerji krizini çözmeye yardım edebilirdi. Üst kademelerin, kaçmasına imkan tanımayacak şekilde onu güvenli bir yere kapatması akla daha yatkındı.

Angie’nin yüzü ciddileşti. “Bir bakıma bunu Leon’a borçlusun. Ya da Luxion’a mı demeliydim? Krallık sana artık eskisi kadar değer vermiyor. Çünkü soyluların kafası şu sıralar bambaşka bir şeyle meşgul. Kutsal Ağaç’tan bahsetmiyorum bile.”

Noelle kaşlarını çattı, başını yana eğdi. Angie’nin neyi ima ettiğini bir türlü çıkaramıyordu. Angie, Livia’nın yerine geçip tekerlekli sandalyenin tutamaklarını kavradı.

“Kafanı böyle şeylerle yorma,” diyerek sandalyeyi öne doğru sürdü. “Senin tek yapman gereken Krallık’taki hayatının tadını çıkarmak.”

“Gerçekten tadını çıkarabilir miyim ki?”

“O sana kalmış. Ama emin ol, Leon’un yanında eğlenecek şey bulmak hiç de zor değil.” Angie gülümsedi.

Livia da ona katıldı. “Çok doğru. Onunla vakit geçirmek gerçekten çok keyifli… Birçok açıdan hem de.” Son cümlesinde ses tonu değişmişti ama arkasında yürüdüğü için Noelle, Livia’nın yüzündeki o ifadenin sebebini süzemedi.

Bunun yerine tekerlekli sandalyedeki kız göğe baktı yeniden. Güneşin ışıkları sıcacık, yumuşacıktı. Hava yavaş yavaş baharı müjdeliyordu.

“Eğlenceli, ha? Kulağa hoş geliyor. Sanırım ben de biraz eğlenmeye bakacağım.”

Üç genç kız, malikanenin bahçesinde gezinirken Leon hakkında kıkırdayarak sohbet etmeye devam etti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.