Bir Gelecek Muştusu

Askeri bir ikmal gemisini yönetmek amacıyla yaratılmış bir yapay zekaydım. Yeni insanlarla patlak veren savaş, korkunç bir hızla tırmanıyordu. Gezegenin yüzeyi öyle bir yakılıp yıkılmış, öyle bir harabeye dönmüştü ki artık insanoğlunun yaşamasına zerre imkan kalmamıştı.

Bu yüzden gemime yalnızca üç personel görevlendirilmişti. Birincisi kaptandı, yani ustam. İkincisi, şaka yapmaya pek meraklı olan üsteğmendi. Sonuncusu ise aralarına yeni katılan çaylak teğmendi, bir kadın subay.

Kaderin ağlarını ördüğü o gün, kendi aralarında konuşuyorlardı.

"Kaptan, şuna her seferinde 'yapay zeka' deyip durmak da bir yerden sonra sıkmıyor mu?" Üsteğmen, bana adamakıllı bir isim koymaları gerektiğini ima ediyordu.

"Numara vermek de fazla ruhsuz sanki. Bir fikri olan var mı?" Kaptan bunu söylerken yüzünü bana döndü.

O güne kadar insanların bana bir numarayla seslenmesine ya da dikkatimi çekmek için "Hey" veya "Baksana sen" demelerine alışkındım. Bu yüzden nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Daha önce kimse bana adımı sormamıştı.

"İsim mi?" Dedim, yanıtlamaktan ziyade kendi kendime söylenir gibi. "Evcil hayvanlara verilen türden bir şey mi istersiniz?"

Çaylak teğmen kıkırdamadan edemedi. "Olmaz öyle şey! Sen bizim silah arkadaşımızsın."

"Beni silah arkadaşınız olarak mı görüyorsunuz?" O zamanlar herkes bana alelade bir araç gereç muamelesi yapardı. Birinin çıkıp da bana "silah arkadaşı" demesi epey alışılmadık bir şeydi.

Kaptan, sanki omzumu sıvazlar gibi o an kullandığım uzaktan erişim terminaline pat pat vurdu. "Aynen öyle. Burada hepimiz insanlığın geleceği için omuz omuza savaşan yoldaşlarız! Ama eski filmlerdeki o yapay zekalar gibi tepemize çıkmaya kalkma sakın, anlaştık mı?"

Üsteğmen güldü. "Harika olurdu valla! Bizim ufaklık greve gitmeye kalksa koskoca gemi olduğu yerde çakılır kalır."

"Böyle bir şey yapmam," diyerek onları temin ettim.

"Görüyorsunuz ya, şakadan hiç anlamıyor."

"Bir yapay zeka olarak, laubaliliğin çok daha büyük bir kusur olacağı kanaatindeyim. Ayrıca emirlere karşı gelmem teknik olarak imkansızdır!"

"Hiç şüphem yok!"

Benimle eğleniyorlardı, farkındaydım. Yine de bu zifiri karanlık tablonun ortasında, böylesi ustalara sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyordum.

"Öyleyse biraz kafa yor bakalım. Aklına güzel bir isim gelince bize haber verirsin," dedi çaylak teğmen.

Ben de tam olarak onun söylediği şeyi yaptım; oturdum, kafa yordum.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.