Leon ve diğer çocuklar hazırlıklara girişirken, grubun kızları toplantı odasında baş başa kalmıştı. Havaya gergin, huzursuz bir hava çökmüştü.
Carla, Marie’nin yanına sokulup kulağına fısıldadı. “Marie Hanım, çok korkuyorum. Gerçekten ödüm patlıyor. Odadaki gerginliği bıçakla kesseniz kesilir!”
“K-k-korkma. Gerekirse hemen araya girip onları durdururum,” diyerek onu rahatlatmaya çalıştı Marie.
Bahsettikleri kişiler Lelia ve Noelle’di. Çocuklar gittiğinden beri ikizler birbirlerine bağırıp çağırıyor, Angie ile Livia ise bu kavgayı sessizce izliyordu. Aslında olaylara dışarıdan bakıldığında durum böyleydi denebilirdi; zira o ikisi Leon hakkında endişelenip onu konuşmaktan başka bir şeyle ilgilenmeyecek kadar meşguldü. Louise de odadaydı ama kavgaya müdahale etmek gibi bir niyeti yoktu. Ona göre bu durumun kendisiyle uzaktan yakından alakası yoktu. Bu yüzden, gerekirse araya girme işi sadece Marie ve Carla’ya kalıyordu.
Lelia ve Noelle birbirlerinin kıyafetlerine yapışmış, avazları çıktığı kadar bağırmayı sürdürüyorlardı.
“Hiçbir halt bildiğin yok, o yüzden burnunu her şeye sokup durma!” diye uludu Lelia. “Bu mesele seni hiç ama hiç ilgilendirmez!”
“Beni ilgilendirmez öyle mi? Buna karar vermek sana mı düştü?! Bana sürekli yukarıdan bakmandan artık gına geldi!”
Marie başını ellerinin arasına alıp dövünmek istiyordu. Lelia’nın ne hissettiğini anlayabiliyorum, sonuçta ben de onun gibi bu dünyaya reenkarne oldum ama o da Noelle’in her hareketinde kusur bulmak zorunda değil ki! Hem Noelle bu işin tamamen dışında da sayılmaz!
Ülkede devam eden bir darbe girişimi varken Noelle’in olayla ilgisinin olmadığını söylemek saçmalıktı; Rachel Kutsal Krallığı, sırf onu ele geçirmek için şüphesiz Serge ile işbirliği yapmıştı. Kız kardeşinin ona karışmamasını söylemesi üzerine Noelle’in bu kadar öfkelenmesi son derece doğaldı. Tabii Lelia’nın da kendine göre haklı olduğu noktalar vardı: Leon ve Marie’nin mevcut durumda hiçbir payı olmadığını iddia etmek zordu. Evet, seçtiği bu yol yüzünden asıl suçlu Serge’di ama Leon ve Marie bu Cumhuriyete hiç gelmeseydi bunların hiçbirinin yaşanmayacağı da bir gerçekti. Onların yarattığı tehdit olmasaydı Lelia asla Ideal’i ele geçirmek zorunda hissetmeyecekti kendini.
Yine de birinin bana parmak sallayıp her şeyin suçlusu benmişim gibi davranmasından hiç hoşlanmazdım, diye düşündü Marie acıyla. Suçun bir kısmını üstlenmeye hazırdı ama faturanın büyük bir kısmının da Lelia’ya kesilmesi gerektiğine inanıyordu. Tıpkı kendisi gibi Lelia da işleri tereyağından kıl çeker gibi halledebilecek bir beceriye sahip değildi. Noelle’in duygularını ve fikirlerini hiçe sayarak ona eş olarak Loic’i seçmiş, bu yersiz müdahalesiyle ikisinin arasındaki bütün dengeleri altüst etmişti. Üstelik en uysal, en zahmetsiz hedefi de kendine saklamıştı: kibar ve nazik Emile’i.
Bize kalırsa, biz olmasaydık bu darbe meselesinden çok daha önce her şeyi eline yüzüne bulaştırırdı zaten.
Noelle’in de Lelia ile görülecek hesabı var gibi görünüyordu, bu yüzden Marie araya girmek yerine bırakıp didişsinler diye düşündü. Angie ve Livia da onunla birlikte sessizlik içinde bekliyordu; sanki Marie’nin bir bildiği olduğu için uzak durduğunu hissetmiş gibiydiler.
“Her zaman böyleydi zaten. Her zaman o özel olan sendin,” diye homurdandı Lelia. “Yani, rahibe yeteneği olan tek kişi sensin. Bense senin arkandan sürüklenen, her zaman göz ardı edilen o fazlalığım; oysa sen hep ilgi odağısın. Buna çok uzun süre katlanmak zorunda kaldım! Ne kadar acı çektiğimi hayal bile edemezsin. Benim çektiğim acılardan bihaber, dünyadan habersiz o neşeli hallerini gördükçe deliye dönüyordum!”
Lelia bunu açıkça dile getirmese de onun gözünde Noelle hikayenin ana karakteriydi ve doğal olarak tüm spot ışıkları onun üzerindeydi. Marie bile bu duruma biraz hak veriyordu. O sırada Angie ile fısıldaşan Livia’ya göz ucuyla baktı.
“Ama Eary...”
“Bunu Leon’a bırakalım.”
Kavganın harareti içinde Lelia’nın bu sözleri Noelle’in tavrında ani bir değişime yol açtı. “Ne demek o şimdi, ‘her zaman ilgi odağı’?”
“Çok açık değil mi? Rahibe yeteneği olan sensin. Ne güzel değil mi, her başın sıkıştığında birileri gelip seni kurtarıyor. Ne zaman başın belaya girse erkekler seni korumak için canını dişine takıyor. Bak mesela Leon! Seni Loic’in elinden kurtarmak için hemen nasıl da koştu. Gerçekten bir romanın başkarakteri gibisin.” Lelia, gerçeği söyleyip kafa karışıklığı yaratmaktansa kız kardeşini bir kitap karakteriyle kıyaslamayı tercih etmişti.
Gözyaşları Noelle’in yanaklarından süzüldü. Bir hışımla ileri atılıp Lelia’nın yandan topladığı saçlarına yapıştı.
“Ah, acıyor! Bırak beni!”
“Artık senden de yaptıklarından da bıktım, usandım!” diye çığlık attı Noelle. Sesi öyle tiz çıkmıştı ki Marie kulaklarını tıkamak zorunda kaldı; gerçi Noelle’in etraftakileri görecek hali yoktu. “Rahibe yeteneği mi? Kimin umurunda bu? Bunu ben istemedim! Asla istemedim! Benim için hiçbir anlamı yoktu. Çocukluğumuzdan beri gerçekten istediğim ne varsa hepsini elimden alıp kendine saklayan sensin. Yaptığın tek şey benden çalmak, çalmak ve yine çalmak oldu. Şimdi kalkmış bir de mağdur ayağına yatıyorsun, ne yüzle yapıyorsun bunu!”
Noelle onu sarsarken Lelia cılız bir sesle, “B-bırak beni,” diyebildi ancak.
“Hep aynı şeyi yapıyorsun! Etrafındaki herkesi bir şekilde büyüleyip kendine kul köle ediyorsun, herkes senin her istediğini yapıyor. Sen bunca yıldır sürekli seninle kıyaslanmanın ne demek olduğunu biliyor musun? Sadece senin basit bir gölgen olarak yaşamanın ne demek olduğunu? Bunu asla anlayamazsın!”
Noelle iyice kontrolden çıkmaya başladığı için Marie hemen ileri atılıp ikisini ayırmaya çalıştı. “Yeter artııık!” diye kükredi. Hızını alamayarak Noelle’in üzerine çullanıp onu yere yıktı ve böylece Lelia nihayet onun pençesinden kurtulmuş oldu.
Lelia nefes nefese kendini yere bıraktı. Öfkesi arttıkça yüzü yavaş yavaş kızarıyordu. Zorlukla ayağa kalkıp hışımla Noelle’e doğru yürüdü. Noelle de kız kardeşine ulaşıp kavgaya devam etmek için debelendi ama Marie var gücüyle onu yere bastırdı. “Noelle, sakin ol!”
“Bırak beni! Ona haddini bildirmeden sakinleşmeyeceğim. Bunca zaman sessizlik içinde acı çeken kendisiymiş gibi davranmaya nasıl cüret eder! Sahip olamadığım her şeyin tadını çıkaran o! Asıl mağdur benim!”
Lelia, saç saça baş başa kavgaya devam etmek için tekrar Noelle’in üzerine atılmaya yeltendi ama daha hamle yapamadan Louise kolundan yakaladı onu.
“Bu kadar çocukça didişme yeter,” dedi Louise, onların bu saçmalıklarından bıkmış bir tavırla. “Ciyaklamalarınız yüzünden başıma ağrılar girdi. Burada ailemizin geleceği gibi gerçek endişeleri olan insanlar var. Gidin bu küçük kavganızı başka yerde edin.”
“Aile mi?” Lelia, Louise’e öfkeyle dik dik baktı. “Çok yüzsüzsün. Serge’i köşeye sıkıştırmasaydınız asla bu yola başvurmazdı. Sanki hiçbir şeyden haberin yokmuş gibi masum ayağına yatıyorsun ama senin de suçun büyük.”
Louise gözlerini kıstı. Parmakları Lelia’nın kolunu daha da sıkı kavradı. “Sen bu konuda ne biliyorsun ki? Serge’in geçmişte bana ne yaptığından haberin var mı senin?”
“Aile olmanın bir gereği de birbirini affetmektir.”
“Seni hiç ilgilendirmeyen konularda, başkalarının aile işlerine burnunu sokmaya bayılıyorsun bakıyorum. Dur tahmin edeyim. Serge olayı sana kendi penceresinden, bizi tek suçlu gösterecek şekilde anlattı, değil mi? Sen de aptal bir sazan gibi onun her kelimesine inandın.”
“Hah. Zaten asıl şeytani olanlar her zaman kendilerini masum birer kurban gibi göstermeyi en iyi becerenlerdir, değil mi?”
“Siz Lespinasse’lar insanı çileden çıkarmayı gerçekten çok iyi biliyorsunuz. Noelle’den zaten haz etmezdim ama senden kelimenin tam anlamıyla nefret ediyorum.”
Noelle ve Lelia arasındaki hırgür daha yeni bitmişken, şimdi de Lelia ile Louise arasında yeni bir cephe açılmıştı. Marie neredeyse gözyaşlarına boğulacaktı. İkinizin de ne demek istediğini anlıyorum ama böyle kavga edip duramazsınız! Bu gidişle bana mide ülseri edeceksiniz! Leon’a bu odadan zamanında kaçıp kurtulduğu için acayip imreniyordu. Çocuklara yardım etmem gerek gibi bir bahane uydurup onlarla birlikte çoktan tüymüş olmalıydı.
“Bu kadarı artık fazla,” diye gürledi Angie’nin sesi. Diğerlerine karşı gösterdiği sabrın sonuna gelinmişti.
Lelia kaşlarını çatarak omzunun üzerinden geriye baktı. “Ne dedin sen?” Sesi son derece rahatsız olduğunu belli ediyordu ancak sözünü bitirir bitirmez gözlerini kaçırmak zorunda kaldı. Angie’nin yüzündeki o korkunç ifade onu tamamen sindirmişti. Bu denklemde Lelia sokaktaki sıradan bir serseriyse, Angie kesinlikle bir mafya lideri gibi duruyordu.
“Neden kavga ettiğiniz umurumda bile değil, bilmek de istemiyorum. Şu an Leon ve diğerleri için kritik bir zaman. Eğer bu didişmelerinize devam edip onun işine engel olursanız, o zaman devreye girip sizinle ben hesaplaşırım.”
Marie, Angie’nin arkasından yükselen hayali alevleri görebiliyordu sanki. Yiğidi öldür hakkını yeme, harlı bir ateş onun o tutkulu ve ödün vermez karakterini gerçekten de mükemmel yansıtıyordu.
Buna tezat olarak, Livia’nın diğer kızların üzerinde gezinen bakışları buz gibiydi. “Onun işi bittiğinde, dilediğiniz kadar kavga edebilirsiniz. Sizden tek ricamız, şimdi sessiz olmanız; böylece Bay Leon ve diğerleri yapacakları işe odaklanabilirler. Eminim şu an başka meselelerle uğraşacak ne vakitleri ne de kafalarında yerleri var.” Livia’nın öfkesi daha çok bir nehre benziyordu: Bazen sakin ve dingin, bazense önüne katıp götüren korkunç bir güç. İki kız da fazlasıyla göz korkutucu olsa da, öfkelendiğinde asıl uzak durulması gereken kişi Livia’ydı.
Marie heyecanla başını salladı. Altında ezilen Noelle ise hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı. “Ben sadece... Ben sadece insanların beni de sevmesini istemiştim.”
Marie, kaşlarını çatarak altındaki arkadaşına baktı. “Noelle?”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.