Olay, Noelle beş yaşını bastıktan kısa bir süre sonra yaşandı. Lespinasse Hanedanı o zamanlar hâlâ gücünün zirvesindeydi; Noelle ile Lelia da ihtişamlı bir hayat sürüyorlardı. Bir gün Noelle, uzaktan anne babasının Lelia ile yaptığı bir konuşmaya kulak misafiri oldu.
Babası, kucağında oturan Lelia’ya sevgiyle bakarak konuşuyordu. “Sen gerçekten akıllı bir kızsın. Çok doğru söyledin, siyasette halkın düşünceleri her şeyden önemlidir.”
“Demokrasi yani,” dedi Lelia.
“Ne kadar da zorlu sözcükler biliyorsun öyle! Seninle gurur duyuyorum, Lelia!”
Noelle konuşulanların derinliğini tam olarak kavrayamasa da anne babasının, kız kardeşlerinin yanındayken yüzlerinden gülücüğün eksik olmadığını görebiliyordu.
Annesi Lelia’nın başını okşadı. “Sanırım Cumhuriyet’in gerçek geleceğini sana emanet edebiliriz Lelia.”
Lelia’nın gözleri parıldadı. “Yani rahibe mi olacağım? Rahibe olabiliyor muyum gerçekten?!”
Annesiyle babası onun bu heyecanlı hali karşısında yapmacık bir tebessümle yetindiler. Küçük kızın beklediği net yanıtı vermek yerine kaçamak davrandılar.
“Şey, rahibe elbette çok önemlidir,” dedi babası yumuşak bir sesle. “Ancak ondan çok daha kıymetli bir şey var. Çok zeki bir çocuksun, ideallerimizi sırtlayabileceğinden hiç şüphem yok.”
Lelia gururla gülümsedi. “Evet!”
Annesi de kollarını Lelia’ya sardı. “Sen yanımızda olduğun sürece hanemizin geleceği güvende demektir.”
Anne babasının Lelia’yı bu kadar el üstünde tuttuğunu görmek Noelle’in kendini biraz dışlanmış hissetmesine yol açtı.
Ancak o gece, odaya çağrılan kişi Lelia değil, Noelle oldu. Anne babasının kendisine kızmasından korksa da içini bir umut kaplamıştı; kardeşlerine gösterdikleri o sevgiden biraz olsun pay alabilmeyi her şeyden çok istiyordu. Bütün cesaretini toplayıp odalarına gitti. Anne babası onu ağırbaşlı bir sessizlikle karşıladı.
“Anne, baba, şey…” diye geveledi Noelle. Lelia gibi tatlı diliyle onları neşelendirmeyi bir türlü beceremiyordu.
Karşısındaki ikili, hayal kırıklıklarını gizlemeyerek derin bir iç çekti.
Annesi, “Noelle, sen Lelia’nın ablasısın,” dedi. “Lütfen kendine çeki düzen ver de biraz kardeşini örnek al.”
Babası da farksızdı. Ellerini çenesinin altında birleştirmiş, soğuk gözlerle kıza bakıyordu. “Lelia öyle üstün bir çocuk ki onu kimseyle kıyaslamak doğru değil ama tek yumurta ikizi olmanıza rağmen aranızdaki bu uçuruma inanmak gerçekten zor.”
Noelle gözlerini yere dikti. Lelia el attığı her işin üstesinden geliyordu, bu yüzden herkesin beklentisi büyüktü. Kardeşinin bir sonraki rahibe olacağı konuşulup duruyordu. Noelle ise sadece bir yedekten ibaretti. Sadece ne olur ne olmaz diye kenarda tutulan bir güvence.
Kızın sessizliği anne babasının huzursuzluğunu daha da artırmış gibiydi. Sonunda annesi kararını açıkladı: “Noelle, bir sonraki rahibe sen olacaksın.”
“Ne—?” Kız başını hızla kaldırdı. Bir an için anne babasının nihayet kendi yeteneklerini fark ettiğini sanarak havalara uçtu ancak çok geçmeden acı gerçekle yüzleşti.
“Lelia’nın rahibe olmasına ve o zorlu hayatı yaşamasına izin veremeyiz,” dedi babası. “Hayalimizi sürdürebilmek için ona ihtiyacımız var. Bu yüzden onun rahibelik için yetersiz olduğunu duyuracağız.”
Lelia’nın rahibe yapılmama sebebi sırf onu koruma isteğiydi. Noelle bu sözleri duydu ama duyduklarını zihninde sindirmekte zorlandı. Çocuk aklıyla tek düşünebildiği, onların gözüne girme arzusuydu.
“Şey… Baba? Elimden gelenin en iyisini yapacağım. Yemin ederim rahibe olarak elimden gelen her şeyi yapacak ve vasiyetinizi yaşatacağım!” Kendisine biraz olsun ilgi göstermeleri, kendisini takdir etmeleri için yalvarıyordu adeta. Ama ne yazık ki anne babasının ondan en ufak bir beklentisi yoktu.
Annesi alaycı bir tavırla, “Rahibe olarak ‘elinden geleni’ yapacaksın demek?” diye söze girdi. “İşte vasiyetimizi sana emanet edemeyeceğimizin en büyük kanıtı. Yine de ne olursa olsun sen ablasısın, bu yüzden Lelia’yı koruduğundan emin ol. Hanemizin tek umudu o.”
“Umut mu?” diye fısıldadı Noelle. Bu sözler, kendisinde hiçbir umut görmediklerinin açık bir ifadesiydi. Lelia ile ikiz olmalarına rağmen anne babası resmen ona kardeşinin geleceği uğruna yaşama emri vermişti.
Annesi sesini daha da sertleştirerek, “Anladın mı Noelle?” dedi. “Gelecekte ne yaşanırsa yaşansın, Lelia’yı korumak zorundasın.” Bu otoriter ses tonu karşısında Noelle korkuyla geriledi ve başıyla onayladı.
Babası onun bu kabullenişi karşısında rahatlamış gibiydi. “Güzel. Böylece Lelia’yı güvende tutabiliriz. Bu arada Noelle, bundan kimseye tek bir söz bile etmeyeceksin. Lelia da dahil. O fazla akıllı bir kız.”
O an Noelle içinden geçirmeden edemedi: Eğer daha uslu bir çocuk olursam, bana da böyle sevgi gösterirler mi?
Sırf bu beyhude umut uğruna, ne olursa olsun Lelia’yı koruyacağına dair anne babasına söz verdi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.