Noelle hikayesini bitirip duraksadı. Yüzü acıyla gerilmişti, ağzından bir küme kan püskürdü.
"Abla!" Lelia’nın nefesi kesildi.
Dudakları ala boyanmıştı ama Noelle’in konuşmaya niyeti vardı. "Çok sakardım ben. Senin gibi zarif, alımlı değildim hiç. Elimden pek bir şey gelmezdi sana yardım edecek... Yine de ablan olarak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım..."
"Yeter! Yeter artık, konuşmak zorunda değilsin!"
Noelle, Lelia’nın koluna yapıştı. "Kıskanırdım seni... Her şeyin üstesinden zahmetsizce gelirdin, herkes seni el üstünde tutardı. Clement’e bakman yeterli ne demek istediğimi anlamak için. Herkesin gözünde her zaman benden daha önemliydin."
Lelia başını iki yana salladı. "Hayır. Hayır, doğru değil bu! Ben..."
Sözünü bitirmesine fırsat kalmadan Noelle kendini zorlayarak gülümsedi. Neden yaptığını kendi de bilmiyordu. "Nefret ederdim senden. İkizdik ama annemle babam sadece seni sevdi. Rahibe yeteneği falan tamamen hikayeydi. Bay Albergue’nin anlattıklarını duyunca anladım bunu. Annemler... Hiçbir zaman gerçek bir Rahibe olamayacağımı en başından beri biliyorlardı. Biliyorlardı, sırf bu yüzden yüklediler o ağır yükü omuzlarıma."
Lelia daha fazlasını duymak istemiyormuşçasına elleriyle kulaklarını tıkadı.
"Sen sevildin," dedi Noelle. "Benim hiç olamadığım kadar çok sevildin. Gerçekleri görmemek için neden bu kadar direniyorsun? Aynı şey Emile için de geçerli... Neden görmezden geldin hislerini?"
"Ç-çünkü ben...!" Lelia gözyaşlarına boğuldu.
"Herkes seni benden çok sevdi zaten... Ve görünüyor ki benim zamanım tükeniyor. Bundan sonra her şeyin üstesinden tek başına gelmek zorundasın."
Lelia ablasına sarıldı, bırakmak istemiyordu. "Dur! N-yalvarırım gitme!"
Noelle’in gözleri kapandı, bilincini yitirerek karanlığa teslim oldu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.