Bir Ustanın Sadakati

Her şey birkaç gün önce başladı. Louise Hanım’ı nasıl kurtaracağımı kara kara düşünürken, cumhuriyetle müzakereleri yürütmesi için gönderilen temsilci çıkageldi. Kendisiyle Marie’nin lobisinde karşılaştım. Karşımda onu görünce heyecandan sesim titredi, adeta çığlık attım.

U-ustaaaaam!

Kesinlikle görüşmeyeli uzun zaman oldu Bay Leon. Duyduğuma göre buralarda epey sıkı çalışıyormuşsunuz.

S-s-sizin ne işiniz var burada?! Neyse, boş verin şimdi bunu! İçeri geçin lütfen, ısrar ediyorum!

Ustam, kendi şanına yaraşır şekilde son derece şık bir takım elbise giymişti. Onu telaşla odaya buyur edip hemen özenle çay hazırladım.

Ustam şu anda Holfort Krallığı akademisinin müdürüydü. Cumhuriyet’e sadece tatil yapmak için gelecek biri değildi. Buraya gelmesinin tek sebebi, krallığın onu bir diplomat olarak görevlendirmiş olmasıydı.

U-ustam, şey… Marie’nin evine neden geldiniz acaba? diye sordum.

Dönmeden önce seni bir kez görmek istedim.

Kulaklarıma inanamadım. Normalde benim gidip ona saygılarımı sunmam gerekirken, o benim için yolunu uzatıp buraya kadar gelmişti.

Ustam odadaki diğer yüzlere göz gezdirip gülümsedi. Hepinizi sağlıklı ve neşeli görmek ne güzel, içim rahatladı.

Neşeli ne kelime, fazlasıyla öyleler, dedim omuz silkerken. Bir yandan da bizim aptal mangasına bakıyordum. Aslında biraz daha uslu dursalar hiç fena olmazdı.

Bana ters ters baktılar ama onları görmezden geldim.

Cumhuriyetle olan müzakereleri başarıyla tamamladığınızı duydum ustam. Sizin gibi yetenekli birinden de zaten bu beklenirdi.

Evet, işleri majestelerinin arzu ettiği şekilde neticelendirebilmek beni de rahatlattı.

Angie içini çekti. Yine de saraydakilerin müzakereci olarak akademi müdürümüzü ataması epey garip.

Saraydaki yetkililerin diğer işlerden başlarını kaldıracak vakitleri olmadığını tahmin ediyorum. Normal şartlar altında buraya başka birini gönderirlerdi, dedi ustam.

Krallık için büyük bir hizmette bulunmuştu. Bu durum, yapmayı planladığım şey yüzünden kendimi daha da berbat hissetmeme yol açıyordu.

Ustam, şu müzakereler hakkında… Korkarım yapacağım şeyler sizin için bazı, hatta epey büyük sıkıntılara yol açacak.

Öyle mi? Henüz benim bilmediğim bir sorun mu var?

Angie her şeyi yumurtlamak için ağzını açtı ama o daha konuşamadan hemen araya girip durumu açıkladım. Şey, aslında olay şöyle…

Louise Hanım’ı kurtarmak istediğimi anlattığımda ustamın yüzü ciddileşti. Bay Leon, yapmaya çalıştığınız şeyin nelere yol açacağının tamamen farkında mısınız?

Louise Hanım’ı kurtarmanın sorunlar yaratacağını biliyordum. Üstelik kendisi de benim yardımımı istemiyordu ve muhtemelse bu yüzden bana kin besleyecekti. Öte yandan, Bay Albergue onu kaybedecek olursa ne kadar derin bir karanlığa gömüleceğini kestirmek imkansızdı. Kadını hayatta tutmak, adamın nihai patron haline gelmesini engellemenin en kesin yoluydu. Ancak her şeyden önemlisi, bunu sadece canım istediği için yapıyordum.

Farkındayım, dedim. Sizin ve daha birçok kişinin başını ağrıtacağı kesin.

Ustam başıyla onayladı. Sizi fikrinizden döndürecek hiçbir sözüm olmadığını zaten biliyorum. Bir şeyi yapacağınızı söylediğinizde mutlaka sözünüzü tutarsınız.

Müdür Bey, affedersiniz ama… diye söze girdi Julius.

Sana ne oluyor yahu? Benim ustamla olan konuşmama ne hakla burnunu sokarsın?

Eğer Bartfort bunu yaparsa, üzerinde uzlaştığınız tüm şartlar suya düşer. En kötü ihtimalle bu durum bir savaşa bile yol açabilir.

Ustam oturuşunu dikleştirdi. Benim için mahsuru yok. Bu, Bay Leon’un kendi kendine aldığı bir karar. Onu durduramam. Bunu yapacak gücüm yok.

Ustam…

Ona bu kadar yük olacağımı düşünmek içimi acıtıyordu. Sadece Roland olsaydı zerre umurumda olmazdı. Hatta onun hayatını cehenneme çevirmek için elime geçen bu fırsata can kurban derdim.

Bir kadını kurban edilmekten kurtaracağınızı mı söylüyorsunuz? Tam bir şövalye rüyası, dedi ustam.

Angie kollarını kavuşturup yüzünü ekşitti. Kulağa bir masal gibi geldiğini kabul ediyorum ama gerçekler her zaman masallardan daha acımasızdır. Asıl önemli olan bundan sonrası. Doğuracağı sonuçları bilseniz bile Leon’u yine de durdurmayacak mısınız Müdür Bey?

Zaten en başta onun arkasını toplamak için gönderildim. Ayrıca, başı sıkıştığında çırağına yardım etmek bir ustanın görevidir.

Vay canına, ne karizmatik adam ama! Ustam gerçekten harika biri!

Ben ona hayranlıkla bakarken ustam bana döndü. En azından hasarı en aza indirmeye çalışabilir misiniz?

Elimden gelenin en iyisini yapacağım.

Harika. O halde siz işinizi bitirdiğinizde, ben de şartları yeniden müzakere etmek için elimden geleni yaparım.

Ç-çok teşekkür ederim!

Böylece içimde kalan son şüphe kırıntılarından da kurtulmuş oldum.

Tüm bu konuşmaları sessizce dinleyen Noelle birden elini havaya kaldırdı. Herkesin dikkatinin kendisine yönelmesini bekledikten sonra konuştu. B-ben de gelmek istiyorum.

Noelle? Hayır, sen olmaz—

Gidip Louise’e ağzının payını vermek istiyorum!

Bunu duymak herkesi şaşkına çevirdi. Çenesini sıvazlayan ustam hariç tabii.

Hımm. Görünüşe göre aranızda bir husumet var.

Husumetten de öte, dedi Noelle. Başıma her türlü belayı açtı. Ama yine de ona borçluyum. Bu yüzden onu kurtarırken orada olmalıyım ki ona haddini bildirebileyim.

Eğer kurtarma operasyonuna yardım etmek istiyorsan bunu doğrudan söyleyebilirdin.

Hadi ama Noelle. Gerçek hislerini gizlemene gerek yok, diyerek onunla dalga geçtim.

Luxion şaşkınlıkla bana dik dik baktı. Bunu söyleyecek dünyadaki son kişi sizsiniz herhalde.

Ha? Ne demek istiyorsun?

Odadakilere göz gezdirdiğimde hepsinin bana aynı bakışla baktığını fark ettim. Sanki hepsi ağız birliği etmişçesine, "Duygularını gizleme konusunda eline kimse su dökemez," diyordu.

Sahi mi diye düşündüm. Dünyadaki en açık sözlü insan ben olduğuma göre, yanlış düşünüyor olmalılardı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.