Yeniden tasarlanan o devasa lüks gemi dalgalarla beşik gibi sallanırken Louise kollarını kendine doladı. Neden beni rahat bırakmıyorsunuz? Tek istediğim küçük kardeşimin yanında olmak, diye fısıldadı.
Leon gemiye sızmıştı. Onun bu kadar çılgınca bir şey yapacağı aklının ucundan bile geçmezdi. Louise’in şahsi hizmetçileri ellerindeki silahlara sımsıkı sarılmış, korku içinde tir tir titriyorlardı.
Kapı birden ardına kadar açıldı. Eşikte duran kişi Serge’di. Hizmetçiler onu görür görmez rahat bir nefes aldı. Louise içinse şu dünyada yüzünü en son görmek isteyeceği kişi oydu.
Ne istiyorsun, diye tersledi Louise. Git buradan. Yüzünü bile görmek istemiyorum.
Bu kadar soğuk davranmasana. Seni korumak için buradayım.
Sen mi, dedi Louise şüpheyle. Yanlış duyduğundan emin olmak ister gibi adamı süzdü.
Serge’in dudakları rahatsız edici bir gülümsemeyle kıvrıldı. Şu küçük kardeşine benzeyen veledi ezeceğim, hem de tam senin gözünün önünde. En azından bana biraz eğlence çıkar.
Bu sahne zihninde canlanınca Louise ürperir. S-sen gerçekten tam bir pisliksin. İşte tam da bu yüzden senden nefret ediyorum.
Serge’in yüzündeki sırıtış kayboldu, ciddileşti. Öyle mi? Çok da umurumda sanki. Senin için geliyorlar, ben de sadece burada durup onları bekleyeceğim.
Peki ya diğerleri, diye sordu Louise. Amacı, Serge’i buradaki nöbet işini başkasına devretmeye zorlamaktı ama ne yazık ki herkesin kendi işi başından aşkındı.
Gemideki askerleri yanlarına alıp davetsiz misafirlerimizi karşılamaya gittiler. Ayak takımıyla onların ilgilenmesini uygun gördüm. Serge bir sandalyeye çöküp arkasına yaslandı.
Louise gözlerini kapattı. Leon, lütfen beni rahat bırak. Sana yalvarıyorum. Tehlikeli bir şey yapma.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.