Alzer Akademisi’nde geçirdiğim günler, Holfort’taki zamanımdan oldukça farklıydı. Bana gerçekten de Japonya’daki okul günlerimi hatırlatıyordu.
Kürsüdeki öğretmen arkada ders anlatmayı sürdürürken, Luxion zihnime raporları aktarıyordu. “Usta, iki kişi hariç tüm hedef erkekleri tespit ettim.”
Kalemimi defterime hafifçe vurarak devam etmesini işaret ettim. Dışarıdan bakan biri için tamamen dersine odaklanmış, örnek bir öğrenciden farksızdım.
“Marie’nin söylediklerine göre akademi dışında gizli bir hedef daha var ancak onun üzerindeki araştırmalarım sürüyor. Henüz kimliğini belirleyemediğim diğer kişi ise bu kurumda eğitim görüyor. Kendisi Rault Hanedanı’nın mirasçısı.”
Anlaşılan o ki, son patronun oğlu da hedeflerden biriydi. Bu durum onu ana karakterle karmaşık bir ilişkiye sokuyordu ama üvey evlat olduğu için sorun edilmiyordu sanırım. Detaylarına pek hâkim değildim. Yine de Rault ailesinin öz bir kızı vardı ve tesadüf bu ya, o kız da hikâyenin kötü kadınıydı.
Durum ne olursa olsun, bu çocuk baş düşmanın ailesinin mirasçısıydı. Yine de bir şekilde hedeflerden biri olmayı başarmıştı. Gerçekten zor bir durumdu, adama üzülmeden edemiyordum. Ana karakterle bir araya gelse, kendisini büyüten ailesini karşısına almak zorunda kalacaktı.
“Ayrıca biraz tatsız bir haberim var,” dedi Luxion.
Kulağa pek hayra alamet gelmiyordu. Daha fazlasını duymak istemiyordum aslında ama görmezden gelmek de olmazdı. Tam ne olduğunu soracakken, profesör bakışlarını bana doğru çevirdi.
“Arka sıradaki genç adamlar, dersi takip edebiliyor musunuz bakayım? Kafanıza takılan bir şey yok ya?”
Clement iyi bir öğretmendi, Brad ile bana göz kulak olmaya çalışıyordu.
“Sıkıntı yok hocam.”
“E-evet, bir sorun yok efendim.”
İnceliği ve nazik tavrı takdire şayandı elbette ama…
Clement bize göz kırptı. “Öyle mi? Bir derdiniz olursa hemen bana gelin, tamam mı çocuklarım?”
İtiraf etmek ne kadar zor olsa da bu etkileşim sırtımdan aşağı soğuk terler dökülmesine yetti.
Clement bir erkekti fakat aşırı kadınsı bir üslupla konuşuyordu, hani şu anime dizilerindeki çıtkırıldım erkek karakterler gibi. Ancak Clement sıradan bir adam değildi. Kas fışkırıyordu her yerinden. Göğüs kaslarının şişkinliğinden gömleği patlama noktasına gelmişti; bu sabah tıraş olduğu her halinden belli olmasına rağmen çenesindeki gamzenin etrafı gür sakal gölgeleriyle kaplıydı.
Zil çaldığında Profesör Clement kitabını kapattı.
“Bugünlük bu kadar. Dersinize iyi çalışın, tamam mı? Bir sonraki derse de hazırlıklı gelmeyi unutmayın. Söz dinlemeyen yaramaz çocukları cezalandırırım sonra.”
Bize doğru hayali bir öpücük gönderdi. Sınıftaki bütün erkekler aynı anda acı içinde feryat etti.
Clement aynı zamanda sınıf öğretmenimizdi ve işinde gerçekten harikaydı. Ama evet, şu vücut geliştirici edasıyla sergilediği tavırlar kesinlikle kimyamı bozuyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.