Angie ile Livia henüz yataktan kalkmamıştı ki Leon’dan bir mektup daha geldi. İkisi de büyük bir heyecanla sırayla okumaya koyuldu. Mektupta Alzer Cumhuriyeti’nde yaşananlar anlatılıyordu. İkisinin de dijital mektuplara pek ilgisi olmadığından, Cleare metnin bir çıktısını alıp onlara getirmişti.
Livia sayfanın sonuna geldiğinde yüzü asıldı. "Demek Leon Bey yaşlı bir köpeğe bakıyor..."
"On yedi yaş bir köpek için epey ileri bir yaş," diye onayladı Angie. "Bakımı bayağı zor olmalı."
Leon da mektupta tam olarak bundan bahsetmişti. Köpeğin neredeyse günün her saati bakıma ihtiyacı vardı. Yine de Luxion’ın kendisine yardım ettiğini not düşmeyi ihmal etmemişti.
"Her şeye rağmen neşesi yerinde görünüyor," dedi Angie. "Beni tek endişelendiren, oradaki kızlarla arayı biraz fazla iyi tutup tutmadığı."
Nişanlarının hemen ardından böyle ayrı düşmek Angie’nin içini kemiriyordu. Leon’un kendilerini aldatma ihtimali aklından bir türlü çıkmıyordu.
"Ş-Şey, sorun olmaz herhalde!" dedi Livia panikle, onu rahatlatmaya çalışarak. "Bizi ne kadar özlediğini yazmış işte. Hem o öyle aldatacak biri değil ki."
Angie hafifçe gülümsedi. "Belli mi olur," diye takıldı. "Bir kızın kalbini nasıl çalacağını çok iyi biliyor. Alzerli kızların yerinde olsam böyle bir fırsatı asla kaçırmazdım."
"Ş-Şey, haklısın." Livia’nın gözyaşları göz pınarlarında birikti. "Gerçekten harika biri ama... Bizi aldatırsa buna dayanamam."
"Üzgünüm," diye fısıldadı Angie şefkatle. "Ağlama hemen. Ben de aldatmasını istemiyorum elbette ama bu dert zaten başımızdan eksik olmuyor ki." Clarice ve Deirdre bile yeterince kafasını kurcalıyordu. Livia ile bir an olsun boş bulunsalar, gözü açık bir kız gelip Leon’u burunlarının dibinden kapıverebilirdi.
"Zaten onu uyardım," dedi Angie. "Ama üstüne çok düşersek bu sefer de bıkacak. Gerçekten iki arada bir derede kaldık."
"Mektuba sadece aldatmanın kesinlikle yasak olduğunu yazsak olmaz mı?"
Angie başını iki yana salladı. "Hiçbir şey yapmamışken ondan şüphelendiğimizi düşünürse Leon’un canı sıkılır. Sen ne dersin Cleare?"
Havadaki robot bu soruyla irkiliverdi. Angie üzerine doğru yürüyünce Cleare hızla geriledi.
"Hey! Ne oluyor sana böyle?"
"H-Hiçbir şey!" dedi Cleare. "Sadece bir deneyin ortasındayım da... Ne çevirdiğimi öğrenirse biraz, nasıl desem, canı sıkılabilir."
"Bir dakika. Ne deneyi bu?"
"Ne yazık ki... Şu an detayları açıklayamam!" diye şakıdı Cleare. Gerçekten de Luxion’a kıyasla çok daha kafasına göre takılan bir tipteydi.
Livia kaşlarını çattı. "Cleary, yapma ama!"
Bu azar karşısında Cleare hüngür hüngür ağlamaya başladı—ki o küçücük yuvarlak robot gövdesinden gerçek gözyaşları dökülmesi imkânsızdı—ve odadan kaçtı. "Çok kötüsünüz! Sizin iyiliğiniz için elimden geleni yaptığımı biliyorsunuz!"
"H-Hey!"
"Cleary?!"
Angie ile Livia, başını alıp giden yapay zekanın peşinden koşturdu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.