Akşam Jean’in kaldığı apartman dairesine gittim. Durumu ev sahibine anlattıktan sonra bir anahtar almayı başardım. Jean’in evi pırıl pırıldı. Her konuda ne kadar titiz olduğu düşünülünce bu durum hiç de şaşırtıcı değildi.
Kapıyı açar açmaz yaşlı bir köpek telaşla bana doğru koştu. Tüylerini dikip hırlamaya başladı ama şüpheci tavrını atlatmasına izin verip elimi koklaması için uzattım.
“Üzgünüm. Ustan bir süre hastanede kalacak.”
Söylediklerimi anlamasına imkan yoktu elbette, ama hırlamayı kesip elimi yaladı. Yaşlılıktan o kadar halsiz düşmüştü ki bacakları titriyordu.
“Çok fazla ömrü kalmamış,” dedi Luxion.
“Ne olursa olsun, Jean taburcu olana kadar ona biz bakacağız.”
“Vicdanını mı rahatlatmaya çalışıyorsun?”
“Evet. Suçluya yaptığının bedelini ödetemiyorum. Tüm dünyanın güvenliği tehlikedeyken bunu yapamam. Jean’le o kadar yakın olmadığımızı biliyorum ama yine de bana çok iyiliği dokundu.”
İlişkilerini bozmayı bile düşünmüştüm. En azından insan olan Noelle ile arasındaki ilişkiyi. Çocuk için yapabileceğim en küçük şey köpeğine göz kulak olmaktı.
Hafifçe güldüm. “Bu yaşlı kıza gerçekten çok düşkün. Şimdi aklı onda kalmıştır.”
Luxion acı çekenlerle ilgilenmektense kiminle savaşacağına daha çok odaklanmıştı. “Demek karşımızdaki rakip Pierre Feivel, öyle mi? Altı Büyük Hanedan epey nüfuz sahibi gibi görünüyor.”
“Asilzade işte. Aralarından böyle pislikler sürekli çıkıyor.” Noelle’i kucağıma alıp kapıya doğru ilerledim.
Luxion durumumu hatırlattı. “Tek bir sözün yeter, bütün ülkeyi senin için yerle bir edebilirim.”
Doğruya doğru, ona izin versem Kutsal Ağaç derdini düşünmemize gerek kalmazdı. Luxion’a kalsa bu bizim için tamamen kârlı bir durumdu.
“Buna izin verecek olsaydım en başından buraya hiç gelmezdim. Hem biliyorsun, kitle katliamı yapmana asla izin vermeyeceğim. O kalın robot kafana bunu artık sok.”
Luxion’ın yeni insanlara karşı beslediği kin gerçekten sınır tanımıyordu. Bu radikal tavırları bazen epey baş ağrıtabiliyordu.
“Fikrini değiştirirsin diye düşünmüştüm,” dedi. “Hani derler ya, yanar döner bir yapın var.”
“Ben buna uyum sağlama yeteneği demeyi tercih ediyorum.”
“Bence asıl sorun sadece karar veremiyor olman.”
Odadan çıkıp arkamızdan kapıyı kilitledik.
Omuz silktim. “Belki de haklısın. Yine de Pierre ikizlerden hangisine bulaşırsa ana karakterimiz muhtemelen o olacak. Etrafta vızıldayıp durmasına izin vermek sinir bozucu olsa da başka seçeneğimiz yok.”
Ama hikayenin artık ona ihtiyacı kalmadığında ona ne gibi kötülükler yapacağımı şimdiden planlayabilirim.
“Ya ana karakter Noelle çıkarsa Usta? Onu Jean’den söküp alıp sapığı Loic’in kucağına mı atacaksın?”
“Sadece Lelia’nın gerçek ana karakter olmasını umabilirim.”
Eğer azıcık bile imkan varsa Jean ve Noelle’in mutlu olmasını istiyordum. O kadar dayak yemiş olmasına rağmen Jean hâlâ onun adını sayıklıyordu. Onu gerçekten sevmeseydi asla böyle yapmazdı.
“Hey, bu kız için ne yapacağız?” diye sordum. “Ne yedirmemiz gerekiyor?”
“Beslenmesiyle ben ilgilenirim,” dedi Luxion.
En azından Jean tam bir yenilenme sağkayana kadar bu yaşlı kıza gözüm gibi bakacaktım.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.