Tehditler ve Beklenmedik Kurtarıcılar

Noelle ıssız koridorun duvarına doğru sendeledi. "Ne yapıyorsun sen?!" diye çığlığı bastı.

"Asıl ben onu soracağım." Loic elini Noelle’in başının hemen yanındaki duvara vurup dik dik baktı. Çıkan gürültü koridorda yankılanırken kılını bile kıpırdatmamıştı. Yüzünü, tehditkar bir tavırla kızın yüzüne iyice yaklaştırdı. "Bir herifin evine gittiğinle ilgili duyduklarım da neyin nesi?"

Neden böyle davranmak zorunda ki? Tiksinç herif. Noelle’in sırtından aşağı soğuk bir ürperti indi. Loic ne kadar yakışıklı olursa olsun, midesini bulandırmaktan başka bir işe yaramıyordu. "Dokunma bana!"

Noelle içinden küfürler savurarak onu üzerinden itmeye, kendini savunmaya çalıştı. Ne yazık ki Loic daha uzun ve daha güçlüydü. Kız onu ancak birkaç santim geriye itebildi.

"Bir şey yapmak için senden izin alacak değilim," diye devam etti. "Ayrıca etrafta gezinip herkese benim kız arkadaşım olduğunu söylemeyi kes artık! Zaten başımda yeterince dert var."

Sınıftan birinin onu ispiyonladığı açıktı ama Noelle’in buna eyvallahı yoktu. Loic peşine ajan mı takmıştı? Bu adamın her şeyi mide bulandırıcıydı.

Onu açıkça reddetmenin adamı daha da öfkelendireceğini düşünmüştü ama Loic dişlerini göstererek gülmeye başladı. Tıpkı bir manyak gibi sırıtıyordu. Dehşet vericiydi. Noelle geri çekilmeye çalıştı ama sırtı zaten duvara dayanmıştı. Kaçacak hiçbir yer yoktu.

"Yolun sonuna geldin, Noelle."

"T-tehditlerin bana sökmez," diye uyardı kız. "Ne dersen de, beni kontrol etmene izin vermeyeceğim."

"Yanlış anlıyorsun," dedi Loic. "Pierre gözünü sana dikti."

"Ha?" Noelle ağzı açık kalakaldı. Bunu hiç beklemiyordu.

Loic sadece gülümsedi. "O mürekkep yalamış değişim öğrencilerine ulaşmak istiyor. Bu yüzden onların bakımını üstlenen kişileri hedef alıyor."

"Olamaz... Yani Jean’i o hale getiren adam o muydu?"

"Aynen öyle. Sırada sen varsın. Ama benim kadının olursan sana elini bile süremez. Ne diyorsun, Noelle?"

Loic, Pierre’in bütün dolaplarından haberdardı ama tek derdi bu durumdan faydalanıp kendi emellerine ulaşmaktı.

Noelle bacaklarının tam arasına sert bir tekme savurdu. "Cehenneme kadar yolun var!"

"Öğğ!" Loic iki büklüm olup erkekliğini tuttu, yüzü acıdan şekilden şekile girmişti.

Noelle ona soğuk gözlerle tepeden baktı. "Beni köşeye sıkıştırmak için başkalarını mı kullanıyorsun? Kendinden de mi utanmıyorsun? Senin gibi adamlardan nefret ediyorum!"

Loic öne doğru kıvrılmıştı, alnından soğuk ter taneleri süzülüyordu. Yine de sırıtmaya devam ediyordu. "G-görüyorum ki her zamanki gibi dik kafalısın. Ama fazla safça davranıyorsun. Emile seni kurtaramaz. Ona güvenmeyi aklından bile geçirme. Sana yardım edebilecek tek kişi benim."

Emile de Altı Büyük Hanedan’dan birine mensuptu ve Lelia’nın erkek arkadaşıydı. Noelle, yardıma ihtiyacı olursa onun seve seve el uzatacağını düşünmüştü her zaman. Ama Loic aynı fikirde görünmüyordu.

"Yardım etmeye kalksa bile Pierre ile güçlerimi birleştiririm," diye tehdit etti Loic. Barielle Hanedanı’nın mirasçısı olarak Emile, Loic arkasına Pierre’i aldığı takdirde ona açıkça karşı gelemezdi.

Ama bu durum Noelle’i daha da çileden çıkardı. İnanamıyorum bu herife! Lelia neden sürekli bu pisliği savunuyor ki?!

"Pierre gibi bir pislikle iş birliği yapacak kadar düşecek misin yani?" Noelle çaresizlik içinde yumruklarını sıktı. Elinden hiçbir şey gelmiyordu. Gerçekten de yeryüzündeki en büyük pislikti bu adam.

Loic acıya katlanıp doğrulmayı başardı. Yüzünde zoraki, çarpık bir gülümsemeyle Noelle’in omzuna pat pat vurdu. "Benim olsaydın asla dert tasa çekmezdin. Küçük kız kardeşinin de senin için bunu istediğini biliyorsun. Ama reddedersen? Başka bir adamın kollarına koşarsan, ben de gözümü kırpmadan..."

Elinin sırtındaki damga kırmızı kırmızı parıldadı.

"Hiç kimse kendi isteğiyle seninle birlikte olmaz!" diye tükürürcesine konuştu Noelle.

"Yetişemeyeceğiz!" diye bağırdı koridorun uzaklarından gelen bir ses. "Sokayım böyle işe, başka çarem kalmadı!"

"Usta, ne yapmayı planlıyorsunuz? Usta! S-sakın yapayım deme—"

Noelle çıkan patırtıyla şaşırıp arkasına döndü. Loic de aynısını yaptı—tam o sırada beyaz, metal bir küre Loic'in suratının ortasına patladı.

"Ah!"

Loic’in burnundan kanlar fışkırdı ve zemin kapaklandı. O tuhaf beyaz top yanına düştü ama kısa süre sonra yeniden havaya süzüldü, üzerindeki kırmızı halkayı tekrar Leon’a doğru çevirdi.

"Strike!" Leon yumruğunu havaya kaldırdı. "Şaka şaka, heh."

"Yörüngemi yarı yolda değiştirdiğim için ona vurabildiniz," diye alay etti top. "Ben olmasaydım, o berbat nişan alma yeteneğinizle kilometrelerce ıskalardınız. Daha da önemlisi, bana söyleyeceğiniz bir şey yok mu?"

"Galiba var." Leon kıkırdamadan edemedi. "Fırlatması beklediğimden çok daha kolaymışsın."

"Sizden nefret etmekte ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım, Usta."

"Öyle mi? Al benden de o kadar, Yıkım Manyağı."

"Lütfen lafınızı geri alın. Benim adım Luxion, 'Yıkım Manyağı' değil."

"Ah, ama ne muazzam bir isim. Onu sana bahşettiğim için bana teşekkür etmelisin."

"Usta, sizce de biraz daha minnettar olmanız gerekmiyor mu?"

"Gerekiyor. Kendimce oluyorum işte."

Bu ikisi arkadaş falan mıydı şimdi?

"Şey, neler oluyor?" diye sordu Noelle. Kafası tamamen karışmıştı.

Loic burnundan sicim gibi akan kanı parmaklarıyla sıkıp yerden yavaşça doğruldu. "Seni piç. O değişim öğrencilerinden birisin, değil mi?"

Öfkesinden kuduracak gibiydi. Elindeki işaret hırsla kırmızı parıldadı. Mührün gücünü kullanacaktı.

"Leon, kaç!" diye bağırdı Noelle.

Ama kız ikisinin arasına girmeye çalışırken Loic onu kenara itti. Elini Leon’a doğru kaldırdı. "Artık çok geç!"

Ancak eyleme geçemeden başka biri araya girdi. Louise. Tıpkı Loic gibi, onun da sağ elinin sırtındaki damga parıldıyordu. "Beni kendine düşman etmek için bu kadar mı heveslisin, Loic?"

Loic kolunu indirdi. "Louise? Neden bu herifi koruyorsun ki?! Bu pislik benim kadınıma el kaldırdı!"

Louise kollarını göğsünde birleştirip havalı bir şekilde kıkırdadı. "Öyle mi? Onun seninle bir bağı olduğunu bilmiyordum. Belki de gerçeklerle kendi hülyalarını ayırt etme konusunda biraz pratik yapmalısın."

"Gerçekten bana karşı mı duracaksın?"

İkisi de soylu hanedanların soyundan geliyordu—böyle karşı karşıya gelmeleri ufak bir mesele değildi.

"Ooo? Başını daha da büyük belalara sokmak istiyorsun demek?" dedi Louise. "Burada dezavantajlı olan sensin Loic, ben değil."

"Öğğ..."

Damgalarının gücü eşitti ama ailelerinin elinde tuttuğu nüfuz aynı değildi. Rault Hanedanı’nın başı, meclisin mevcut başkanıydı. Bu yüzden Louise çok daha yetkili bir konumdaydı.

Loic gruba arkasını döndü, Noelle’e kısa bir bakış attı. "Söylediklerimi unutma. Tek çaren benim!"

Ve böylece çekip gitti.

Noelle, Leon ve Louise’e döndü. Ne tuhaf bir ikili olmuşlardı böyle.

"Louise? Bana neden yardım ediyorsun?" Noelle onun neden böyle bir risk aldığını bir türlü kavrayamıyordu.

"Sana yardım etmek mi?" Louise burun kıvırdı. "Lütfen yanlış anlama. Leon rica etti, ben de kırmadım."

Leon kıkırdadı. Beyaz küre hemen yanında aşağı yukarı sallanıyor, tek kırmızı gözü parıldıyordu. Adeta tehdit etmek ister gibi Leon’a olabildiğince yakın duruyordu.

"Doğru," dedi Leon. "Ondan yardım etmesini ben istedim."

"Haa, anladım o zaman..." Noelle diyecek başka bir şey bulamadı. Duyguları tam bir karmaşa içindeydi. En azından bir teşekkür borçluydu. "Her ne olursa olsun beni kurtardınız. Minnettarım. İkinize de teşekkür ederim."

Louise arkasını dönüp Noelle’e sırtını bastı. "Bana teşekkür etme." Kolunu Leon’un koluna doladı. "Şimdi benimle gelmeye ne dersin?"

Noelle hemen adamın diğer koluna yapıştı. "Olamaz. Bizim zaten planımız var."

İki kız onu farklı yönlere çekelerken Leon’un yüzündeki ifade iyice şaşkın bir hal aldı. "Ha? Neler oluyor burada? Hey, Luxion, yardım etsene."

Robot gözlerini kaçırdı. "İşte buna iki kadınla aynı anda oynaşmak denir," diye mırıldandı.

"Seni pislik! Gerçekten ustanı yarı yolda mı bırakacaksın? Kendi kendine ne mırıldanıyorsun sen öyle?!"

"Sadece yaptıklarınız üzerine düşünmenizi istiyorum. Ayrıca beni fırlattığınız için özür dilemenizi talep ediyorum. Reddederseniz, şu anki durumu evde bekleyenlere rapor edeceğim."

"Tam bir pisliksin sen!"

Louise, Leon’un kolunu çekiştirdi. "Hadi ama. Bana birazcık vakit ayırman yeterli. Seni biriyle tanıştırmak istiyorum."

Leon başını yana eğdi. "Kimle?"

"Ailemle," diye mırıldandı Louise utangaçça.

"Ne?!"

Noelle’in çenesi düşmüştü ama Leon daha ne olduğunu anlayamadan kendini topladı.

"Ç-çıldırdın mı sen? Sen Rault Hanedanı’nın prensesisin!" Louise ne düşünüyordu böyle?! Sakın bana bu adama gerçekten aşık olduğunu söyleme?

"M-mankafa!" diye azarladı Louise, paniklemiş bir sesle. "Yanlış anlama! Kendimce sebeplerim var!"

İki kız Leon’un kollarını çekiştirmeye, onu bir o yana bir bu yana sarsmaya devam etti.

Aniden Luxion’ın sesi bu atışmayı bıçak gibi kesti. "Usta, bir acil durumumuz daha var."

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.