Planların Ötesinde

"Gözdağı verirken dozu biraz kaçırdım mı acaba?" diye geçirdim içimden.

Gemiye Pierre’in el koymasına izin verdikleri için hâlâ son derece öfkeliydim. Yine de bu öfkeyi Marie’den çıkarmak, kızın motivasyonunu mucizevi bir şekilde artırmıştı. Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, işlerin sarpa sarmasında onun pek bir suçu yoktu. O halini, o çaresizliğini görünce içim hafifçe cız etti hatta. Öyle tehdit etmek muhtemelen ona yetip artmıştı bile.

"Asıl çıbanbaşı Pierre. Bizimle derdi ne ki bu adamın?"

İşin en berbat yanı, oyundaki o kritik dönüm noktasını atlatabilmek için bu adama muhtaç oluşumuzdu. Bize saracağı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Doğrudan başkarakteri hedef alması gerekiyordu, sırf bu yüzden Lelia ile Noelle’i göz hapsine alsın diye Luxion’ı görevlendirmiştim. Bütün planlarım elimde patlamıştı işte.

"Demek Einhorn’u kaptırdık, üstelik Luxion da onun tarafına geçti..."

Omuzumun üzerinde süzülen ortağım olmayınca kendimi bayağı yalnız hissettim.

"Asıl mesele bundan sonra ne olacağı."

Pierre’in bir sonraki hamlesini kestirememek canımı sıkıyordu. Eninde sonunda başkarakterle uğraşacak mıydı? Yoksa hikaye zaten tamamen rayından çıkmış mıydı?

Hayat işte, hiçbir şey planladığın gibi gitmiyordu.

"Luxion bana gerçekten bozulmuş olabilir mi..."

Taraf değiştirirken bayağı kızgın görünüyordu. Ya da bana mı öyle gelmişti?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.