Sıkışan Çember

Ertesi gün okula adımını attığı an, sınıfa çöken o tuhaf ağırlığı hissetti Noelle.

"Günaydın!"

Hiç kimseden ses çıkmadı. Dönüp yüzüne bakmaya bile tenezzül etmediler.

"Ne oluyor ya? Ne bu haliniz?" Huysuzlansa da içini anlamsız bir huzursuzluk kapladı. Fakat tuhaflıklar bununla da sınırlı kalmadı. "Şey... Bazı sıralar nerede?"

Leon ile Brad'in oturduğu yerler bomboştu, sıraları kaybolmuştu. Etrafına bakındı ama sınıf arkadaşları ısrarla gözlerini kaçırıyordu. İki çocuktan da eser yoktu.

"Biri bana neler olduğunu anlatacak mı?" Arkadaşlarından birinin yanına sokuldu ama kız başını öte tarafa çevirdi. "Ne oldu söylesenize?"

"Şey... Yani..."

Kız gevelerken yakındaki bir erkek öğrenci söze girdi. "Değişim öğrencileri soylulara diklendi. O soylular da bize hepinizden kurtulmamızı söyledi. Buna sen de dahilsin. Ne yaptın da adamları bu kadar çileden çıkardın?"

"Ş-şaka yapıyorsunuz herhalde! Ben hiçbir şey yapmadım! Ayrıca siz gerçekten o heriflerin lafıyla mı hareket edeceksiniz?"

Sınıftakiler yine başlarını öne eğdi. Altı Büyük Hanedan'ın sözü kanundu burada. Kutsal Ağaç tarafından kutsananlar sadece yetki sahibi olmuyor, o gücün bir parçasıyla da donatılıyordu. Onlara karşı gelmek, bu diyarda özgürlüğüne veda etmek demekti.

Noelle sınıftan hızla kaçtı ancak koridorda onu bekleyen Loic ile burun buruna geldi.

Yüzünde tiksindirici bir tebessüm belirdi oğlanın. "Günaydın Noelle."

Sırtından aşağı buz gibi bir ürperti süzüldü, titredi. "Loic... Senden tiksiniyorum..."

"Şimdi aşkımı kabul etmeye hazır mısın?"

Hiç şüphe yoktu, tüm bu olanların arkasındaki kuklacı kendisiydi. Gerçekten bu kadar ileri gitmeyi göze alabilir miydi? Peki elindeki o şey de neydi öyle?

Oğlanın avuçlarında bir tasma ve zincir sallanıyordu.

"Harika görünüyor, değil mi? Sana olan sevgimin nişanesi bu. Benden kaçmakta ısrar edersen, seni kendime bağlamaktan başka çarem kalmayacak."

Olacak iş değildi. Ne tür bir kaçıktı bu böyle?

Dehşete düşen Noelle arkasını dönüp koşmaya başladı. Rahatlama hissi bütün bedenini kapladı çünkü Loic peşinden gelmiyordu.

"Yakında ayaklarıma kapanacaksın!" diye bağırdı arkasından. "Gerçeği kendi gözlerinle göreceksin. O anı sabırsızlıkla bekliyorum."

Ne saçmaladığı hakkında en ufak bir fikri yoktu ama zihninde felaket çanları çalıyordu. Burası tehlikeliydi. Bir an önce kaçmalıydı.

Aklını kaçırmış bu herif. Zirzopun teki! Bir şey yapmam lazım, yoksa sonum hiç iyi olmayacak!

Sığınabileceği tek bir liman kalmıştı: Lelia'dan yardım istemek.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.