İhanet

Gece limana çökmüştü çökmeye ama gürültü patırtı dinmek bilmiyordu. Einhorn’un demirlediği yere doğru adımlarken, çoktan kalabalık bir grubun güverteye üşüştüğünü gördüm. Geminin gövdesinde hafifçe parıldayan bir arma göze çarpıyordu. Kutsal Ağaç’ın nişanı olmalıydı bu.

Marie ve yanındakiler, yüzlerinde mahcup bir ifadeyle peşimden geldi.

"Ç-çok üzgünüm. Şey, aslında..." Marie’nin beti benzi atmıştı. Durumu açıklamaya çalışırken bütün vücudu tir tir titriyordu.

Onu durdurmak için elimi kaldırdım. "Chris her şeyi anlattı zaten. Gemimi böyle bir bahse yatıracak kadar cesur olmanız takdire şayan doğrusu."

Julius öne fırlayıp kızı savunmaya kalktı. "Olay hiç de düşündüğün gibi değil! İlk saldıranlar onlardı—"

Lafını bitiremeden, gemiden aşağı bir çocuk atladı. Muhtemelen Pierre dedikleri herif buydu. Brad ile aynı mor saçlara sahipti ama onun o rafine, asil havasından eser yoktu.

"Demek bu geminin eski sahibi sensin?"

"Eski sahibi mi?" diye sordum.

Einhorn’un dört bir yanına üşüşen diğer tipler de herhalde bunun ayak takımıydı. Güverteden kurulmuş, içkilerini yudumlarken kahkahalarla bana bakıyorlardı.

"Vah vah, zavallı bücürler gemilerini geri almaya mı gelmiş?"

"Hiç şansınız yok babalık."

"Aynen öyle. Kutsal Ağaç’a karşı gelirseniz pestilinizi çıkarırlar."

Einhorn’u bu halde görmek, o çapsızların gemimi kirletmesine tanık olmak canımı sıkmıştı.

Pierre bana doğru eğildi. "Bu gemi artık benim. Şu armayı görüyor musun? Kutsal Ağaç beni sahibi olarak tanıdı. Onu geri almaya çalışırsan cezanı keserler. Şansını denemek ister misin?"

Neler olacağını gerçekten merak ediyordum ama zamanı değildi. "Tavrına bakılırsa bir işe yarayacağını sanmıyorum ama yine de şansımı deneyeceğim: Gemimi geri vermeni rica ediyorum."

Pierre boğazını temizleyip yüzüme doğru tükürdü. O yapış yapış tükürük tam alnıma kondu. "Olmaz."

"Olmaz, öyle mi?"

"Açıkçası bu gemiden pek bir beklentim yoktu," dedi Pierre. "Gözünün önünde parçalarım diye düşünüyordum. Ama bayağı işime yarayacak gibi duruyor. Şu senin Zırh da dışarıdan hurda gibi görünüyor ama oldukça güçlüymüş. Onu seve seve tepe tepe kullanacağım."

Arroganz’ı çoktan incelemiş miydi? Elini çabuk tutmuştu.

Omuzlarımın üzerinde süzülen Luxion, Pierre’e doğru ilerledi ve aniden arkasını dönüp kırmızı merceğini bana dikti. Pierre bile bu duruma benden daha çok şaşırmıştı.

"Bu da ne böyle?!" diye çıkıştı.

"Sizinle tanışmak bir şeref. Benim adım Luxion, Einhorn’un yönetiminden sorumluyum. Geminin yeni sahibi siz olduğunuza göre, sizi usta olarak kaydettim. Bundan böyle size hizmet etmekten onur duyarım."

"Luxion," diye hırladım, gözlerimi üzerine dikerek.

Bana arkasını döndü.

Marie tam anlamıyla paniklemişti. "D-dur bir dakika! Leon senin ustan değil miydi?!"

Luxion soğuk bir sesle yanıtladı. "Birkaç dakika öncesine kadar öyleydi. Ama artık değil."

Marie’nin suratı asıldı. "Ş-şaka yapıyor olmalısın..."

Pierre ne olup bittiğini kavramış gibiydi. Elini şaplatıp Luxion’un üzerine koydu ve kıkırdadı. "Şimdi anlaşıldı. Bu küçük ruh yaratığı sayesinde gemiyi idare edebiliyordun demek. Bu kadar devasa bir gemiyi bu kadar az mürettebatla nasıl yürüttüğün belli oldu."

"Evet," dedi Luxion. "Benimle birlikte olduğunuz sürece mürettebata ihtiyacınız kalmaz."

"İnanılmaz! Bak şimdi bu işi daha çok sevdim işte." Pierre neşeyle bir kahkaha patlattı. "Eee, ne diyorsun? Ruh yaratığını ve gemini kaybetmek nasıl bir duyguymuş? Dersini aldıysan bir daha asla krallık sınırlarına adım atma. Ama gerçekten geri çalmaya yüreğin yetiyorsa, ne zaman istersen gel. Seni ezmekten büyük keyif alırım."

Pierre blöf yapmıyordu. Gerekirse Holfort Krallığı’nı karşısına almaktan çekinmeyeceğine emindim.

İşler bundan daha kötüye gidemezdi herhalde.

"O zaman ufak bir bahse girmeye ne dersin?" diye teklif ettim.

Pierre başını salladı. "Masaya koyacak hiçbir şeyin yok ki. Seninle vakit mi kaybedeceğim? Meydan okumamı kabul etmemi istiyorsan, bana en az bu gemi kadar değerli bir şey getirmelisin. Öyle olsa bile beni asla yenemezsin."

Alnımdaki tükürüğü silip arkamı döndüm. "Söylediklerini unutmasan iyi edersin."

"Sözümün arkasındayım," diye teminat verdi Pierre. "Bu gemiye rakip olabilecek bir şey getir, seninle seve seve kapışırım."

Katıksız bir kötü adam gibi kahkahalar savuruyordu.

Oradan uzaklaşırken Marie hemen peşimden geldi.

Pekala, diye düşündüm. Şimdi ne yapacaktım?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.