Akademinin konuk odasındaki koltukta huzursuzca kıpırdanıp cep saatime baktım. Şımarık Cumhuriyet'in her şeyi lüzumsuz bir lüks içindeydi, mobilyalar bile göze batıyordu. Bu ülke ne kadar zengindi böyle?
Artık kalkma vakti gelmişti ama Marie ve diğerleri hâlâ ortalıkta yoktu. Beni ağırlamakla görevli profesör bile işi çıkıp gitmek zorunda kalana kadar, adamların arkasından fazladan on dakika beklemiştim.
"İlk günden geç kalacak kadar da yürek yemişler yani," diye mırıldandım alayla.
Luxion, görünmezlik cihazını devreye sokup arka planla bütünleşmişti. Etrafta kimse kalmayınca, bana bilgi aktarmak için projeksiyonunu açtı. Bütün okula dron yerleştirmişti; gelen görüntülerden birinde Marie ve tayfasının binaya doğru koşturduğu açıkça görülüyordu.
"Dün geceden hazırlık yapmayı ihmal etmişler gibi görünüyor," dedi Luxion.
"Yazık oldu. Dersten önce onlarla biraz laflamak istiyordum."
Bu devam oyunu hakkında hâlâ neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Luxion biraz istihbarat toplamıştı toplamasına ama elde ettiği bilgilerin ne kadarının doğru olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu.
"Sanırım ikizlerden hangisinin gerçek başrol olduğunu hâlâ çözemedik."
"Marie'nin söylediğine göre kızın saçları çift kuyruklu olmalıydı. Ancak ikizlerin her ikisi de saçlarını yandan tek kuyruk yapmış."
"Başımıza bir de iki tanesi çıkmamış gibi, şimdi bir de saçları mı uymuyor tarife? Biz bunları nasıl ayırt edeceğiz ki? Marie'nin bahsettiği o çift kuyruklu saç en azından birinde olmalıydı."
Çift kuyruklu başrolümüz, yandan tek kuyruklu ikizlere dönüşmüş gibi duruyordu. Üstelik birbirlerinin tıpatıp aynısı olmaları hiç yardımcı olmuyordu. Luxion'ın araştırmasına bakılırsa, aralarındaki tek fark kişilikleriydi. Noelle cıvıl cıvıl, hareketli ve enerjik bir tipken, Lelia gayet sıradan bir kızdı. Ha, bir de saç renkleri farklıydı tabii.
Bir de göğüsleri. Noelle'inkiler daha büyük duruyordu. C kap falan mı acaba?
Başımı salladım. "Evet. Anlaşılan onları saçlarından ve göğüs ölçülerinden ayırt edeceğiz."
"Bu sanırım iki insanı birbirinden ayırmak için bulunabilecek en aşağılık yöntem."
"Pembemsi renk kendi doğal saçı mı acaba? Bu dünyanın da garip garip işleri var."
"Yorumumu tamamen göz ardı ettiğinizi fark ettim."
Bir süre karşılıklı atıştık, ardından Luxion aniden sustu. Ekrandaki görüntü de kesildi. Biri yaklaşıyordu.
Sırtımı dikleştirip oturduğum koltukta kendime çeki düzen verdim. Tam o sırada profesör, yanında bir erkek ve bir kız öğrenciyle odaya geri döndü.
"Sizi beklettiğim için üzgünüm. Diğer değişim öğrencileri de geldi, böylece sizi sınıflarınıza götürebiliriz. Bu iki arkadaş size rehberlik edecek."
Oğlan epey sıradan görünüyordu ama kibar bir havası vardı. "Ben Jean. Aklınıza takılan bir şey olursa lütfen sormaktan çekinmeyin."
Kız ise bambaşka bir âlemdi. "Tanıştığımıza sevindim!"
Holfort Krallığı'nın dilini gayet akıcı konuşuyorlardı. Oğlan daha resmi bir üslup kullanırken, kız tamamen sokak ağzıyla konuşuyordu. İşin daha da önemli kısmı, bu kız oyunun olası başrollerinden biri olan Noelle Beltre'ydi. Karşımda durmuş pişmiş kelle gibi sırıtıyordu. Bense gözlerimi açmış, şaşkınlıkla ikisine bakıyordum. Durumu garipseyen iki öğrenci bakıştı.
"Ş-şey, çok mu yapmacık konuştum acaba?" diye sordu Noelle çekingen bir edayla.
Jean başını iki yana salladı. "Bence gayet doğaldın."
Gerek yok dercesine elimi salladım. "Yok canım, ikiniz de o kadar doğal konuştunuz ki bir an şaşırıp kaldım, hepsi bu. Bu arada ben Leon."
Adet yerini bulsun diye selamlaşırken şaşkınlığımı üzerimden atamıyordum. Oyunun olası ana karakteriyle böyle pat diye karşılaşacağımı kim tahmin edebilirdi ki?
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.