Sabah Kargaşası

Bu sırada Marie ve beraberindekilerin kaldığı lüks daire büyük bir kargaşayla çalkalanıyordu.

Diplomatlar Hazretleri için son derece görkemli bir ikametgah hazırlamıştı. Geniş bir bahçeye sahip, devasa bir lüks daireydi bu. Sadece girişi bile muazzam büyüklükteydi. Marie için burada bulunmak rüya gibiydi. Ancak gerçekler o kadar da pembe değildi. Kendilerine böylesine büyük bir mülk tahsis edilmişti ama burayı çekip çevirecek kadar personelleri yoktu.

"Size dün söylemedim mi? Söylediğime adımdan kadar eminim! Yarın yeni dönem başlıyor, hazırlıklarınızı önceden yapın demedim mi ben size?!"

Julius ve diğerleri büyük bir panik içinde koşturuyor, bavullarından üniformalarını çıkarmaya çalışıyorlardı.

Marie onları azarlarken Julius kafasını yana eğip kafa karışıklığıyla baktı. "Sözlerini kulağıma küpe yaptım elbette ama kimse üniformamı hazırlamamış ki."

Jilk de onu onayladı. "Hizmetçiler neden kıyafetlerimizi asmadı acaba?"

Marie elleriyle başını tuttu. "Çünkü burada tek bir hizmetçi bile yok! Bir kişi bile! Kendi başınızın çaresine bakmanız gerektiği çok açık değil mi?!"

"Kyle var ya işte," dedi Greg, gömleğini çıkarıp hızlıca başından geçirirken.

Bahsettiği elf kan ter içinde kalmıştı. Beş erkek yan gelip yatarken o ve Carla her şeyi yetiştirebilmek için fellik fellik koşturuyordu.

Kyle bir yandan gömlek ütülerken diğer yandan söylendi. "Tam bir aptal mısın sen? Sekiz kişilik yemek hazırlamam gerekti, bir de üstüne her işinize mi koşsaydım?"

Greg'in şakakındaki damar fırladı. "Ne bu tavırlar böyle?!"

"Öfkelenmek için henüz çok erken," dedi Brad, pantolonunun paçalarını kontrol ederken. "Asıl önemlisi, bunlar çok uzun. Carla, hayatım, şunları benim için hemen hallediver."

Çocukların bütün üniformalarını terzilemek için çırpınan Carla'nın gözyaşları gözlerine hücum etti. "Lütfen bugünlük idare edin."

"Korkarım bunu yapamam. Pantolonumun boyu konusunda son derece hassasımdır. Derhal düzelt şunu."

Carla bir üniforma dağına bir de duvardaki saate baktı. Sonra çaresizce Marie'ye döndü. "Lütfen yardım edin," diye hıçkırdı. "Bunu zamanında bitirmeme imkan yok, olamaz."

Marie pat diye Brad'in kafasına geçirdi. "Kızı duydun işte! Yetiştiremeyeceğiz! Kes sesini de ne bulursan onu giy!"

Ne yazık ki dertleri bununla da sınırlı değildi.

Chris çoktan üniformasını giymişti. Yapacak daha iyi bir işi olmadığından eline tahta bir kılıç aldı. "Ben gidip biraz antrenman yapayım."

Marie hemen önüne dikildi. "Hayır! Sadece terleyeceksin! Sabırlı ol biraz, birkaç dakikaya çıkıyoruz!"

Daha şafak yeni söküyordu ama lüks daire çoktan cehennem yerine dönmüştü bile.

Buraya geldiğimizden beri tek bir an bile dinlenemedim, diye düşündü Marie kederle.

Kraliçe olmasaydı bu müşkül duruma düşmeyeceklerdi zaten. Majesteleri, yolculuk boyunca hiçbir yardım alamadan bocalasınlar diye personellerini kasten azaltmıştı. Zaten bu seyahatin bütün amacı da buydu. Bu yüzden Marie, kendi derslerini düşünmenin yanı sıra bir de bunların günlük hayatını çekip çevirmek zorunda kalıyordu. Normalde kendi ayakları üzerinde durabilmelerini sağlamak adına herkesle önceden bir plan yapardı ama vakit öyle kısıtlıydı ki buna fırsat bulamamıştı.

"Bu arada," diye sordu Julius saf bir merakla. "Açılış törenine zamanında yetişebilecek miyiz?" Duvardaki saate bakıp duruyor, işleri hızlandırmak için kılını bile kıpırdatmıyordu.

Sizi gidi pislikler! Biraz yardım etseniz ölür müsünüz?!

Marie'nin bastığı çığlık, lüks dairenin her köşesinde yankılandı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.