Kutsal Ağacın Fidesi

Holfort Sarayı'nda Kral Roland keyifle çayını yudumluyordu. "Saraydakiler işten başını kaldıramazken bu çayın tadı bir başka oluyor."

Pencereden süzülen ışık üzerine vuruyordu. Dudaklarından dökülen çirkin sözlere tezat, yüzünde son derece neşeli bir tebessüm vardı.

Mylene onunla görüşmeye gelmişti. Savaştan beri saraydaki herkes gibi o da canını dişine takmış, aralıksız çalışıyordu. "Yine bildiğimiz gibisiniz, zerrece düzelme yok."

Roland kederli bir edayla başını salladı. "Kendimi savunacak değilim. İnan bana, daha fazla yardımcı olamamak beni içten içe yaralıyor. Bu arada, senin işler bitti mi?"

Sözde "yaralı" olan kral, içten içe zevkten dört köşeydi. Gerçekten de hastalıklı bir kişiliği vardı. Leon'dan nefret etmekle kalmıyor, makamının elverdiği her fırsatta onu ezmekten büyük haz duyuyordu.

"Leon bir mektup gönderdi," dedi Mylene. "Oldukça acil bir konu gibi duruyor. Angie mektubu bana bizzat teslim etti. Bir tane de sizin için var."

"O velet bana mektup mu yollamış? Kesin yine aşağılayıcı laflarla doludur. Hiç okuyasım yok, sen özet geçiver. Ha, ama ettiği hakaretleri atlama sakın. Bu sefer onu kesin ipe çektireceğim."

Bu "şakası" üzerine Mylene ona buz gibi ters bir bakış fırlattı. "Belki de ipin ucunda sallanan siz olursunuz."

"Yok canım, korkma. O velet çok yumuşak kalpli. Bence beni idam ettirecek yürek yok." Roland'ın Leon'u bu kadar iyi tanıması, belki de ne kadar birbirlerine benzediklerinin bir kanıtıydı.

"Islah olmazsınız siz." Mylene başını iki yana sallayıp zarfı açtı. Mektubu okudukça yüzü asılmaya başladı.

"Eee?" diye sordu Roland. "Saçma sapan şeylerle doludur kesin. Baksana, vakit bolluğundan ne yapacağını şaşırmış, oturup bana laf yetiştirmek için mektup yazmış."

Fakat Mylene çok geçmeden onu sert bir gerçekle sarsıverdi. "Mektupta Altı Büyük Hanedan'dan Feivel ailesiyle papaz olduğunuz yazıyor."

"Ne dedin?!" Roland sandalyesinden öyle bir fırladı ki çayı her yere döküldü. Can havliyle tısladı, ardından mektubu Mylene'in elinden kapıp gözleriyle taramaya başladı.

Sevgili Kralım Roland,

Umarım hasta falan değilsinizdir. Şahsen ben turp gibiyim ama her gün sağlığınızın bozulması için dua ediyorum, biliniz. Neyse, nezaket kişiliğimi bir kenara bırakıp asıl meseleye geleyim: Feivel Hanedanı'nın ikinci oğlu Pierre bana sataştı. Ben de altında kalmamayı düşünüyorum. Bu durum muhakkak siyasi kriz çıkaracaktır, arkamı temizleme işini size havale ediyorum.

Roland'ın elleri öfkeden titremeye başladı. "Seni işe yaramaz, aşağılık velet! Bize bunu nasıl yaparsın!"

Fakat Leon'un yazacakları henüz bitmemişti.

Not: Mektubunuzda "Şu sorun çıkaranların icabına bak," dediğinizi hatırlıyor musunuz? İşte ben de hepsinin icabına bakacağım, cumhuriyet de dahil. Arkamı toplarken bol şans! Bua ha ha ha!

İmza:

Sizin gibi birine katbekat fazla gelen sadık hizmetkarınız.

Roland kağıdı hırsla paramparça etti. "Aşağılık pislik! Seni gerçekten ipe göndereceğim! Mylene, çabuk soylu sınıfının en nüfuzlu üyelerini topla! Cumhuriyet tarafına hemen bir inceleme heyeti göndermeliyiz. O deliyi durdurmazsak başımıza büyük çorap örülecek... Hey, sen neden kızarıyorsun?"

"Efendim?" Mylene'in yanakları al al olmuştu. Leon'un kendisine gönderdiği mektubu alelacele arkasına sakladı, utançla başını çevirdi. "Y-yok bir şey. Sır."

Roland burnunu kıvırdı. "Sır mı? Kulağa şirin gelmeye çalışıyorsun ama kaç yaşında olduğunun farkında mısın acaba? Ah!"

Bu patavatsızca lafı, yüzünün ortasına okkalı bir tokat yemesine yetmişti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.