Kanlı Yem

“Baartfooort! Bunu yanına bırakmayacağım, yemin ederim!”

Julius, bir yandan tabancasını arkasına doğru ateşleyip bir yandan zindanın içinde doludizgin koşuyordu. Mermilerinden biri bir canavarın kafasını patlatıp onu toza çevirdi. Yine de peşinde yüzlercesi vardı, bu kalabalıkta hedefi ıskalamak neredeyse imkansızdı zaten.

Yolu ağ gibi saran köklere ve yosun kaplı zemine dikkat etmeye çalışarak, belirlenen buluşma noktasına doğru var gücüyle koşturdu. Koşarken zihninde beliren tek şey Leon’un yüzüydü.

“Biliyordum! Ona güvenmekle tam bir budalalık etmişim!”

Leon’un kendisini yem olarak kullanacağı Julius’un aklının ucundan bile geçmemişti.

Nihayet buluşma noktasına ulaştı.

“Prens Hazretleri!” diye bağırdı Jilk. “Koşmaya devam edin!”

Julius’un hemen arkasında devasa bir tırtıl belirdi ama Jilk tüfeğiyle tek atışta onu küle çevirdi. Julius arkadaşının sözünü dinleyip yanından hızla geçti. Leon hemen ileride bekliyordu.

“Harika iş çıkardınız, Prens Hazretleri.” Leon tüfeğini kaldırdı. Namlunun ucunda bir büyü çemberi belirdi. Julius yanından fırlayıp geçtiği anda trigger’ı çekti. “Bunu yiyin bakalım!”

Saçmalar büyü çemberinden geçerken yıldırım yüklenip parıldayarak canavarların üzerine yağdı. Yaratıklar duman bulutları arasında birer birer yok oldu.

Julius olduğu yere çöküp kaldı, nefes nefese kalmıştı. Başını kaldırıp Leon’a baktı. “B-bu inanılmaz karmaşık bir büyü, değil mi? Bunu kullanmayı ne zaman öğrendin Bartfort?”

Leon dönüp bakmaya bile tenezzül etmedi. “Sadece işime yarayabilecek büyülere kafa yordum, hepsi bu. Zaten doğru düzgün kullanabildiğim tek büyü de bu.”

Julius etkilenmişti. Aralarında bu seviyede büyü kullanabilen tek kişi Brad’di. Belki de Bartfort gerçekten bizden daha iyidir. En azından kafasını koyduğu zaman.

Leon’un bu umursamaz tavrı, muhtemelen ders notlarının neden bu kadar ortalama olduğunu açıklıyordu. Biraz çaba gösterse derslerde Julius ve arkadaşlarının seviyesine, hatta belki daha da üzerine çıkabilirdi.

Julius yüzündeki teri silip ayağa kalktı. Hayır, Bartfort güçten ziyade hedeflerine ulaşmakla ilgileniyor.

Leon tek başına bir zindana girip içindeki Kayıp Eşyalar’ı ele geçirmişti. Krallığın zafer kazanmasını sağlayan savaşa da katılmıştı. Julius’a göre Leon’u bu kadar inanılmaz kılan şey doğuştan gelen yeteneği değil, sonuca ulaşmadaki kararlılığıydı.

Sadece gerektiği kadar çaba harcıyor. Julius’un zihninden bu düşünce geçtiği anda, arkalarındaki açıklık ardı ardına patlamalarla sarsıldı. Yükselen duman etrafı tamamen kapladı.

“Tamamdır, başlangıç tabağını bitirdik,” diye seslendi Leon. “Şimdi sıra ana yemekte.”

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.