Hertrude, elindeki Büyülü Flüt’ü sıkarak yerde yatan canından çok sevdiği küçük kız kardeşine baktı. "Sana daha iyi bir abla olamadığım için çok özür dilerim. İşler neden bu noktaya gelmek zorundaydı ki?"
Gözyaşları yanaklarından süzülürken beyliğin önde gelen soylularından biri yaklaştı. Adam yaralıydı, alnından aşağı kan sızıyordu.
"Sizi gidi veletler," diye tükürdü soylu. "Böyle sefilce çuvallayacak kadar aciz misiniz?!" İkisine de lanetler savurduktan sonra ayağını kaldırıp Rauda’nın bedenine tekme savurmaya yeltendi.
Hertrude araya girip darbeyi kendi bedenine aldı, bu sırada Büyülü Flüt elinden kayıp düştü. "Dur! Rauda elinden gelenin en iyisini yaptı!"
"Eee, neye yaradı peki? Önemli olan tek şey sonuçtur! Tıpkı anne babanız gibi beş para etmezsiniz. İkisi de savaşa karşı çıkmıştı. İşte bu yüzden onları öldürüp siz ikinizle her şeye baştan başlamak istedik!" Adamın yüzü derin bir umutsuzlukla gölgelendi. "Bu bir son. Artık bittik. Bu gidişle durumu kurtarmak için kontratak başlatıp beyliği işgal edecekler. O canavarları kullanırsak kazanırız sanmıştım. Düşmanın bizi böylesine çaresiz bırakacağını rüyamda görsem inanmazdım!"
Hertrude, Rauda’nın cansız elini sıktı. "Neden bahsediyorsun sen?"
"Ah, tıpkı ailen gibi bir aptalsın. Sizi kullandık! İkinizi birden!"
Hertrude’un içinde saf bir nefret dalgası kabardı.
Adam alayla sırıtıp kahkaha attı. "Dur bir dakika, hâlâ bir umut olabilir. Krallığa senin kelleni götürürsem en azından benim canımı bağışlarlar. Senin tiranlığına son veren bir kahraman olurum!" Tabancasını çekip Hertrude’a doğrulttu ancak o esnada hava gemisi şiddetle yana yattı.
Az önce yere düşen Büyülü Flüt, zeminde yuvarlanarak genç kıza doğru geldi.
"L-lanet olsun!" Soylu güçlükle dengesini toparlayıp silahını yeniden Hertrude’a çevirdi; tam o anlık hamleyle kız flütü dudaklarına götürmüştü bile.
Hepiniz, en sonuncunuza kadar hepiniz yok olup gidin!
Tüm gücüyle üfledi.
Hertrude’un etrafındaki havayı kara bir duman kaplarken canavarlar yeniden belirdi. İçlerinden biri hızla aşağı süzülüp dişlerini soylunun böğrüne geçirdi.
"H-hayır, durun! Biri beni kurtarsın!" Canavarlar, çığlıklar atan adamı oracıkta parçalayıp yuttu.
Hertrude, elinde Büyülü Flüt’le yavaşça ayağa kalktı. Dışarıdaki durumu görmek için sendeleyerek güverteye doğru ilerledi. Anne babasının ölümünün ardındaki gerçek, soylunun yaptıkları, Rauda’nın kaybı... Omuzlarına binen bu yük taşınamayacak kadar ağırdı. Hayatlarını ne uğruna feda etmişlerdi ki?
Güvertenin kenarına doğru adım atarken bakışları donuklaşmıştı. Vandel’ın Weiss’ı yok etmesiyle savaş yeniden alevlenmişti. Yüzünden gözyaşları boşanırken Hertrude flütü bir kez daha çaldı ve havada uğursuz bir melodi yankılandı.
Artık yeter. Hiçbir şeyin önemi kalmadı. Hepiniz geberin.
Böylece Toprak Muhafızı’nı çağırdı.
Flütü elinden bırakan Hertrude, delicesine bir kahkaha attı. "Hepiniz, sadece yok olun!"
Toprak Muhafızı, deliliğin pençesindeki bu emre itaat ederek etrafı yakıp yıkmaya başladı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.