Leon'un babası Balcus, geminin köprüsünde dikilmiş, neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.
"O saçma sapan devasa canavarlardan biri daha çıktı ortaya! Neler dönüyor burada?"
Mürettebatıyla birlikte düşman saflarına hücum ettikleri bir an bilincini kaybetmişti. Kendine geldiğindeyse Gökyüzü Devi ortadan kaybolmuş, yerine gölün üzerinde dağ gibi yeni bir canavar belirmeye başlamıştı. Olan biteni kavramakta zorlandığını söylemek hafif kalırdı.
Köprüdeki Nicks, geminin penceresinden dışarıyı işaret etti. "Baba, şimdi başka canavarlar da var. Hem de eskisinden çok daha fazla!"
"Zırhları konuşlandırın. Dışarı çıkıyorum."
"Gidemezsin," diye karşı çıktı Nicks. "Burada kalıp emir vermelisin. Ben..."
"Yeter! Dinle beni, artık mirasçımsın. Geride kalması gereken kişi sensin. Bana bir şey olursa ailemizi ve hanemizi korumak sana düşecek. Anladın mı?" Nicks'in ölmesine izin veremem, diye geçirdi içinden Balcus, oğlunun saçlarını karıştırırken. "Başıma bir şey gelirse kardeşlerinle birbirinize sahip çıkacaksınız. Leon sağ çıkarsa pestilini çıkarana kadar çalıştırıp topraklarımızı korumasını sağla. Beceriklidir ama aynı zamanda bir aptal. Ona göz kulak ol."
"Hayır, benden çok şey istiyorsun! Hem sen burada kalırsan bunlara hiç gerek kalmaz!"
"Siz veletlerin benden önce ölmesine izin verecek değilim!" Balcus mürettebata döndü. "Nicks'e mukayyet olun."
Ardından arkasını dönüp gitti.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.