O gece odamda Luxion ile öylesine, havadan sudan konuşuyorduk. Uyku yavaş yavaş bastırmaya başlamıştı; ağzımdan çıkanları pek tarttığım söylenemezdi.
“Demek Nicks nişanlanıyor, öyle mi?” diye sordu Luxion.
“Öyle,” dedim. “Güzel bir kutlama yapmamız gerekecek.”
“Anlıyorum. Kutlama demişken, siz bir karar verebildiniz mi? Olivia ve Angelica arasında bir seçim yapacak mısınız?”
“Kendi hislerimden bile emin değilken nasıl seçim yapabilirim ki? Yani ikisine karşı da bir şeyler hissediyorum ama evlilik fikri beni ürkütüyor.” Duraksayıp esnedim.
Luxion, “Başka bir deyişle,” dedi. “İkisini de o kadar çok seviyorsunuz ki aralarında bir tercih yapamıyorsunuz, doğru mu?”
“Aynen öyle. Bu yüzden ikisini de istediğimi söyledim ya zaten, bunu duyunca da tokatı bastılar. Halbuki dürüst davranıyordum. Biraz acımasızca değil miydi sence de?”
“Peki, herhangi biriyle evlenmek istiyor musunuz?”
Omuz silktim. “Elimde olsa harika olurdu ama işler o kadar basit olsaydı bu çıkmazın içinde olmazdım, değil mi? Onları seviyorum, asıl sorun da bu zaten. Mutlu olmalarını istiyorum ama biz birbirimize uygun değiliz.”
İkisi de benim için fazlasıyla iyiydi. Benim hayatımı kurtarmak için önümde diz çökmüşlerdi, hatırlasana? Çok daha iyisini, onları gerçekten mutlu edecek birini hak ediyorlardı.
“Usta, siz bir kont ve bir kahramansınız. Onlara fazlasıyla uygun olduğunuz kanaatindeyim.”
“Statümü bu şekilde kullanmak istemiyorum. Bu onlara haksızlık gibi geliyor.”
“Siz bilirsiniz.” Kısa bir sessizliğin ardından ekledi: “Yarın için sabırsızlanıyorum.”
“Ben de. O yüzden biraz gözlerimi dinlendirmeme izin ver. Uykum var, yarın erkenden kalkıp...” Gözlerimi kapattım, cümlem havada asılı kaldı. Uykuya dalarken Livia ve Angie’nin gülen yüzleri belirdi zihnimde.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.