Şüphenin Gölgesinde

Sarayın üzerindeki gök savaşı, beyliğin geri kalan birliklerinin geri çekilmesiyle son buldu. Krallık zırhlıları ağır ağır toplandı. Kendilerine sattığım gemilerle kendi bölgelerinden dönen arkadaşlarım, Partner’ın güvertesinde bir araya geldi.

Raymond, yıkıntıya dönmüş saraya bakıp iç çekti. "Harabeye dönmüş."

"Düşman gökten saldırırken bundan kaçınmanın imkânı yoktu."

"Gerçekten kazanabilecek miyiz? Şunların haline baksana, durum şimdiden çok kötü. Üstelik altı üstü otuz gemiydiler."

Herkesin içine bir endişe düşmüştü. Kendilerine moral vermeye çalıştım. "Hadi ama, gizli bir planım olmadan savaşa gireceğimi düşünmüyorsunuz herhalde? Her şeyi ayarladım. Sadece izleyin."

Tam o sırada, yer altı hangarından yükselen beyaz, ışıl ışıl bir zırhlı tam önümüzde süzüldü. Kraliyet ailesinin gemisiydi bu. Luxion ona Weiss adını takmıştı. Kelimenin beyaz anlamına geldiğini söylemişti ki gemiye gerçekten de çok uyuyordu.

Aklıma gelmişken, Luxion’ın bana Arroganz’ın ne anlama geldiğini açıklamasının vakti çoktan gelmişti de geçiyordu bile. Anlamı her neyse bana mükemmel şekilde uyduğuna emindim!

"Sır gibi sakladığın silahın bu mu yani?"

"Partner’dan daha küçük ama bu."

"İçine feci güçlü füzeler falan mı tıkıştırılmış yoksa?"

Arkadaşlarıma hayal kırıklığına uğradıkları için kızamıyordum; Partner’ın savaş için çok daha donanımlı olduğu ortadaydı. Fakat Weiss ile ilgili asıl önemli nokta, Livia ile Angie’nin geminin içinde oluşuydu. Weiss’ın o gerçek, muazzam gücünü ortaya çıkarabilmesi için birbirine sevgisini kanıtlamış iki kişiye ihtiyacı vardı.

Bunu böyle düşününce içimi garip bir karmaşa kaplıyordu aslında. O ikisinin birbirine olan sevgisi... Bu durumda ben nereye düşüyordum?

Daniel endişeyle sordu. "Hey, yüzün sarardı. İyi misin?"

"İyiyim. Şey, bak ikmal işi biter bitmez ne yapacağımızı açıklayayım..."

Cümlem yarım kaldı. Koyu renkli küçük bir şey gökyüzünü yarıp doğruca saraya doğru süzüldü. Duvarlardan birini biçip geçerken arkasında kalın bir duman sütunu bıraktı.

Paniğe kapılarak Luxion’a döndüm. "Ne oluyor orada?!"

"Şimdi kontrol ediyorum."

Tepki süresi her zamankinden yavaştı. Alıştığım Luxion gibi davranmıyordu hiç.

"Arroganz’ı hazırla," dedim. "Dışarı çıkıyorum."

"Arroganz’ın ikmal ve bakım işlemleri hâlâ devam ediyor. Lütfen bekleyin."

Esnekliğin e’si bile yoktu yapısında.

Saraydan yükselen kargaşa çığlıkları eşliğinde, kalbim göğsümden fırlayacakmış gibi çarparak yeniden yıkıntılara doğru döndüm.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.