İblis

Prensliğin ana ordusu, Gökyüzü Muhafızı ile yan yana ilerliyordu. Amiral gemisinin içinde, eskiden Siyah Şövalye olarak bilinen yaşlı şövalye Vandel, Hertrauda'nın önünde diz çöktü. Sağ kolu, tuhaf ve siyah bir katmanla kaplanmıştı.

Hertrauda ona soğuk bir ses tonuyla seslendi. "Talebini henüz kabul etmeyeceğimi sana zaten söylemiştim sanıyordum."

Vandel sessizliğini korudu.

Araya giren uzayıp gitmiş sessizliği, Hertrauda'nın yanında duran üst düzey bir yetkili bozdu. "Lord Vandel, krallığın doğrudan ana ordumuza saldıracağı kesin. Bizimle birlikte saf tutmanızı istiyoruz."

Hertrauda gözlerini süzdü.

İblis Zırhı'nın sağ eli… Nihayetinde onu kullanmayı başarabilen tek kişi Vandel olmuştu.

Bu eşyayı hakkıyla dizginleyebilecek birini bulmak uğruna ondan fazla insanı kurban etmişlerdi. En nihayetinde bu parazit bağından yalnızca Vandel sağ çıkabilmişti. Kolundaki deri kurum gibi kararmış, üzerinde yer yer açılan küçük yarıkların içinden dehşet verici insan gözleri belirmeye başlamıştı. Bu gözler şimdi bile etrafı süzüyor, zaman zaman Hertrauda'ya odaklanıyordu.

Vandel diğer koluyla o gözleri kapatıp mahcubiyetle mırıldandı. "Affedersiniz. Görünüşe göre kontrolü tam sağlayamıyorum. Ancak Majesteleri, kız kardeşinizi kurtarmam için bana izin vermenizi istirham ediyorum."

"Önden bir kurtarma ekibi yolladık zaten. Önümüzdeki savaşta İblis Şövalye ile yeniden kozlarını paylaşma fırsatı bulabilirsin. Bu fırsattan kaçmayı mı düşünüyorsun?"

Krallık bir saldırı planlıyorsa, prensliğin tahmini doğrudan ana orduyu hedef alacakları yönündeydi. Zaten krallığın Gökyüzü Muhafızı karşısında en ufak bir şansı yoktu. Fakat düşmanın yaşadığı iletişim kesintileri prensliği de vurmuştu. Böyle bir saldırının gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ya da ne zaman geleceğini bilmediklerinden teyakkuzda kalmak zorundaydılar. Leon'un savaş alanına dönmesi en kötü senaryoydu. Böyle bir şey yaşanırsa, onu durdurabilecek tek umutları Vandel'di.

"Ama yemin ederim," dedi Vandel. "Onu ben kurtarabilirim."

Hertrauda hafifçe güldü. "Kız kardeşim de sana pek bir düşkün zaten. Önden bir kurtarma ekibi gönderdiğimize göre, hemen geri rapor vermen şartıyla gidip durumlarına bakman fena fikir değil."

Yanı başındaki aristokrat itiraz etmeye yeltendi ama Hertrauda bir el hareketiyle onu susturdu.

Vandel ayağa kalktı. "Öyleyse vakit kaybetmeden yola çıkıyorum."

"Sana mevcut en hızlı hava gemisini hazırlatacağız."

"Lüzum yok. Bedenim—yani Zırhım tek başına kafi gelecektir. Hava gemisi sadece beni yavaşlatır." Arkasını dönüp hızla uzaklaştı.

Hertrauda'nın yanındaki yetkili, alnında biriken terleri sildi. Yaşlı şövalyenin o meşum kolu kendisini ürkütüyordu ama Vandel'in kan çanağına dönmüş gözleri çok daha korkutucuydu. "Yani kolundaki o şey bir Kayıp Eşya mı?" diye sordu tereddütle. "İblis Zırhı'nın bir parçası... Bana sorarsanız bu şey onu tam bir canavara dönüştürmüş."

Hertrauda koltuğuna kuruldu. "Bunu kullanan kişinin muazzam bir güç karşılığında canını feda etmesi gerektiği söylenir. Bir gün böyle bir şeyi kendi gözlerimle göreceğim aklımın ucundan geçmezdi."

"Peki İblis Şövalye'yi yenebileceğini düşünüyor musunuz?"

"Şüphesiz. Ama öyle olmasa bile bu savaşı kaybedecek değiliz."

Trude, umarım güvendesindir. Vandel sana doğru geliyor.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.