Başkent çalkalanıyordu. Yüzlerce, binlerce insan şehri terk ediyordu. Görevlerini bırakan soylular, kaçan şövalyeler... Hatta bazı adamlar nikahlı karılarını arkalarında bırakıp metresleriyle tüymeyi seçmişti. Bu paniği anlıyordum anlamasına da yapılanı yine de tam olarak tasvip edemiyordum.
Akademiye döndüğümde karşılaştığım manzara beni dehşete düşürdü.
"B-bekle! Beni de yanında götür!" Genç bir kız, sınır bölgesinin mirasçısına sıkı sıkıya sarılmıştı.
Oğlan kızı sertçe itti. "Aylardır yüzüme bakmıyordun! Şimdi başın sıkışınca mı aklına geldim?"
Öğrenciler kendi memleketlerine kaçmak için can havliyle koşturuyor, adımlarını attıkları her yerde benzer kavgalar yankılanıyordu.
Saraydan zengin bir vikont, bir kızın ellerine adeta hayatı buna bağlıymış gibi yapışmıştı. "Terk etme beni! Sana ne kadar para döktüğümü unuttun mu?"
"Burada kalırsam ölürüm! Başkentin kökünü kazıdıktan sonra senin paran ne işime yarayacak?"
İlan edilen acil durum tüm bu pisliklerin aklını başından almıştı ama bu halat çekme yarışını izlemek bana en ufak bir keyif vermiyordu. Ne acınası bir kaçıştı bu.
Luxion bana yol gösterdi. "Bu taraftan usta. Çocuklar toplanmış bile."
"Hâlâ burada olmalarına sevindim. Luxion, sen önden gidip Livia ile Angie'yi bul. Onlara yardım etmek için elinden ne geliyorsa yap. Tanıdık birini görürsen onu da kap getir."
"Benim için sorun değil ama yalnız başınıza halledebileceğinizden emin misiniz?"
"Endişelenme," dedim. "Bizimkiler yanımda olur."
Daniel ve Raymond ile olan dostluğum harbi dostluktu, beni yarı yolda bırakmazlardı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.