Muhafızlar beni derdest ettikleri gün, sarayda başka iki kişinin bulunduğu bir odaya götürdüler.
"Selam Gilbert Bey. Baksanıza, kelepçelendim."
Karşımdaki ikilinin yüzünde tek bir tebessüm bile belirmedi.
Biri Angie'nin ağabeyi, Redgrave Hanedanı'nın mirasçısı Gilbert Fou Redgrave'di. Yüzünde belirgin bir rahatlama vardı. "Zerre istifini bozmuyorsun. Soylular seni bir tehdit olarak görmekte haklıymış. Şu şartlar altında bile şaka yapabilmek cesaret ister. Buna saygı duyuyorum."
Cesaret mi? Yok canım. Sadece olacakları önceden bildiğim için kendimi zihnen hazırlayabilmiştim.
Odadaki diğer kişi ise Kraliçe Mylene'di. "Leon, içinde bulunduğumuz durum hakkında... Şu anki en güçlü fraksiyonun lideri Marki Frampton hamlesini yaptı."
Hani derler ya, öne çıkan sivri çivi darbeyi yer. Benim gibi genç birinin bu kadar hızlı yükselmesini çekemeyen bir sürü insan vardı. Prensip de sadece bu kıskançlığı kendi lehine kullanıyordu.
Kraliçe anlatmaya devam etti. "Saray tek bir vücut halinde hareket etmiyor. Birçok farklı fraksiyon var ve hepsi kendi çıkarları doğrultusunda adımlar atıyor."
Gilbert başıyla onayladı. "Kesinlikle. Prens Julius'un gözden düşmesi ailemizin fraksiyonunu zayıflattı. Babamın kaybettiği güç Marki Frampton'a kaydı ve bir bakıma Leon, buna sen sebep oldun."
"Ben mi?"
"Hepsi bu da değil," dedi kraliçe. "Tek bir gemiyle prensibin filosunu püskürttün. Bu durum soyluların çoğunu tedirgin etti. Marki senden çekiniyordu, prensip de yaptıkların yüzünden sana kin besliyordu. Neden ittifak kurduklarını anlamak hiç zor değil."
Yani bir bakıma kendi sonumu kendim mi hazırlamıştım? Tam bir trajikomik durum.
"Leon," dedi Majesteleri, "bunun ne anlama geldiğini farkında mısın? Krallıktaki bazı isimler senden prensipten korktuklarından daha çok korkuyor. Özellikle de Marki Frampton."
"Ha?" Kaşlarımı çattım.
Gilbert bıkkın bir edayla iç geçirdi. "Bir düşünsene. Düzineyle ifade edilecek sayıda düşman gemisine karşı mutlak bir zafer kazandın. Bu da tek başına en az o kadar büyük bir güce sahip olduğun anlamına geliyor. Bize karşı dönmeye niyetin olmadığını biliyorum ama onların buna inanacağını mı sanıyorsun? İnanıyor olsalar bile, günün birinde isyan etmeyeceğinin garantisi var mı?"
Marki Frampton'ın tarafının böyle hissetmekte haksız sayılmayacağını düşündüm ama bu durum prensiple aynı yatağa girmelerini açıklamıyordu.
"Fanoss bana kaybetmiş olabilir ama marki onları biraz hafife almıyor mu?" diye sordum.
"Bunu dile getirdiğin için seni toy görenler çıkabilir ama savaşın ne demek olduğunu bilenler prensibin yaratabileceği tehdidin farkında. Şimdilik seslerini çıkarmıyor olabilirler ama içten içe endişelendiklerine eminim."
Zamanlarını benimle boşa harcadıklarını biliyorlar yani. Gidip Marie'ye ve lanet olası düşman devlete kafayı taksanıza! İçimi çektim. "Beni bu yüzden zindana kapatmaya karar verdiler, öyle mi?"
"Lütfen bizi bağışla ama seni doğrudan zindana gönderme planına sadık kalacağız. Böylesi daha güvenli."
Başka bir deyişle, beni kilit altına almak markinin ve grubunun rehavete kapılmasını sağlayacak, benim müttefiklerim de karşı saldırı için harekete geçecekti. Redgrave Hanedanı'nın gücü kan kaybettiği için işleri oldukça zordu. Kraliçe Mylene'in durumu da pek farklı sayılmazdı.
"Şartlar birkaç ay öncesine göre çok değişti," dedi kraliçe. "Leon, sana suikast düzenlemeye kalkışsalar hiç şaşırmazdım."
Alnımda soğuk ter damlaları birikti. "Beni yakalayan şövalyeler pek bir hevesli görünüyordu ama işin bu noktaya varacağını hiç düşünmemiştim."
Gilbert, "Düşmanlıkları gerçekti," diye ekledi. "Onlar seni götürmeden önce seni devralabildiğimize şükrediyorum."
Sırtımdan aşağı buz gibi bir ürperti indi. Düşündüğümden çok daha büyük bir tehlike atlatmışım.
"Seni saray güvenceye aldı," diye açıkladı kraliçe. "Şu an için yapabileceğimizin en iyisi bu. Karşı taraf tek düşmanımız değil. Başka pek çok soylu da seni bir tehdit olarak görüyor. Çoğu, gücünü kendilerine katmak için kayıp eşyana göz koymuş durumda." Bunu, bir annenin çocuğunu uyarması gibi şefkatli bir tonla söyledi. Bu durum içimde heyecanlı kıpırtılara yol açtı ama şimdilik o konuyu girmeyelim.
Gilbert'ın sesi gergindi. "Her halükarda, bundan sonra işler iyice kızışacak."
Kraliçe Mylene başını salladı. "Korkunun sarayı sarıp sarmalamasına izin veremeyiz. Kartlarımızı doğru oynamazsak kendimizi bir iç savaşın ortasında bulabiliriz. Prenses Hertrude da harekete geçtiyse, prensip de durmayacaktır. Bu gerçekten korkunç bir ihtimal."
Hani haksız da sayılmazdı. Marki Frampton da maşallah hiç boş durmuyordu. Beni kendi halime bıraksaydı onunla işim bile olmazdı.
Bir de Marie meselesi vardı. Şimdilik temkinli davranıp gelişmeleri takip etmek en mantıklısıydı. "Soylular birbirleriyle çekişecek zaman olmadığını anlamış olmalı," dedim.
Kraliçe Mylene yüzünü ekşitti. "Ne yazık ki Marki Frampton bunu mükemmel bir fırsat olarak görüyor. Redgrave Hanedanı'nı kalıcı olarak çökertmek için bir şans. Gücü tamamen ele geçirmek uğruna bazı riskleri göze almaya hazır olduğuna eminim. Sen de bu hedef doğrultusunda onun kurbanı oldun."
Beni kendi güç savaşlarına alet etmeleri biraz acımasızca değil miydi?
Gilbert ne kadar bıkkın olsa da markinin zihniyetini kavramış gibiydi. "Yetki istiyor, uğruna vatana ihanet edecek kadar çok istiyor."
"Mide bulandırıcı," dedi kraliçe.
Aklıma takılan bir diğer konuyu sormadan edemedim. "Angie ve diğerleri sizin korumanız altında olduğumu biliyor mu?"
Gilbert başını iki yana salladı. "Hayır. Onlara da söyleyemeyiz. Bunu sadece çok kısıtlı bir kesim biliyor. Hatta kız kardeşim durumu protesto etmek için tek başına Prenses Hertrude'un karşısına çıktı."
"O iyi mi?"
"Ben olaya müdahil olur olmaz onu serbest bıraktılar, yani bir sorun yok. Onun için endişeleniyor musun?"
"Tabii ki endişeleniyorum." Angie okuldaki az sayıda gerçekten iyi kadından biriydi. Üstelik arkadaşımdı. Neden endişelenmeyeyim ki?
"Aman amannn..." Kraliçe Mylene parmağını dudaklarına bastırarak gülümsedi.
Yanlış anlıyor, değil mi? Yanisi şu ki, Majesteleri gerçekten çok sevimliydi.
Gilbert gülümsedi. "Bu arada, senden bir istirhamım olacak."
"Öyle mi? Nedir?"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.