İşte böyle. Bu zindana tıkılarak resmen yem olarak kullanılıyordum. Şimdiye dek oltaya takılanlar sadece Prens Julius ile Bayan Hertrude olmuştu ama Gilbert yanıma gelen herkesi en ince ayrıntısına kadar araştırıyordu.
Luxion’a döndüm. “Şu olanlara inanabiliyor musun?”
“Çevrenizi ve sizi inceleyen bazı tipler gözümden kaçmadı değil. Sanırım bilgi topluyorlardı. Belki de size suikast düzenlemeyi planlıyorlardı?”
“Ne? Böyle tipleri fark ettin de bana söylemedin mi? Böyle şeyleri anında haber vermen gerek!”
“Endişelenmeyin. Böyle bir şeye asla izin vermezdim.”
Şaka bir yana, kesinlikle söylemeliydin. Bunca zamandır hiçbir şeyden habersiz rahat rahat takıldığım için kendimi tam bir aptal gibi hissediyorum.
“Bir dahakine böyle bir şey olursa bana mutlaka haber ver,” dedim.
Luxion olduğu yerde hafifçe sallandı. “Bu krallık gerçekten çok kırılgan.”
“Konuyu değiştiriyorsun bakıyorum,” diyerek ona öfkeyle baktım. “Ama haklısın.”
Bayan Hertrude’un hamleleri de merakımı cezbetmiyor değildi. Ancak soylular Sihirli Flüt’ü beyliğe geri vermiş olamazlardı, değil mi?
“Bayan Hertrude cidden çok inatçı. Ya da Fanoss mu demeliyim? İç karışıklıktan faydalanıp krallığın kendi kendini yok etmesini sağlamaya çalışıyorlar. Hani bu eğlenceli, neşeli bir otome oyunuydu? Bu kadarı biraz fazla ağır değil mi?”
“Usta, normal şartlar altında Holfort Krallığı’nın bu çarpık sistemi zaten sürdürülemez.”
“Nedenmiş o?”
“Sistem sanki yerel derebeylerinin memnuniyetsizliğini körüklemek için özel olarak tasarlanmış gibi. Bu koşullar altında isyan kaçınılmaz hale gelir.”
Kafamı yana eğdim. “Harbi mi? Bizim evdekiler borç ödemekten kafayı kaldıramıyordu ki bunları düşünsünler.”
“Usta, lütfen kendi ailenizi kıyaslama standardı olarak kullanmaktan vazgeçin.”
“Tamam tamam,” dedim. “Eee, aklından ne geçiyor?”
“Beyliğin kendine has gizli bir silahı olduğu gibi krallığın da koz olarak sakladığı bir şeyler olduğunu tahmin ediyorum.”
Yani kısacası bir koz. “Evet, galiba şu şeyden bahsediyorsun...” diye mırıldandım.
“Bir şey biliyorsanız benimle de paylaşmanızı rica edeceğim.”
“Kusura bakma. Sadece Livia olmadan o şeyin hareket edememesi gerekiyordu, hepsi bu. Her neyse, sıradaki planımız ne?”
“Öncelikle yeni insanlığı haritadan silmekle işe başlayabiliriz—”
“Ciddi ol.”
“Gayet ciddiydim.”
Gözlerimi dikip ona baktım. “Biliyor musun, bazen beni gerçekten korkutuyorsun. İşler böyle gitmeye devam ederse ne yapacağız demek istedim. Sence bu savaşı kim kazanır? Redgrave Hanesi mi yoksa Frampton Hanesi mi?”
“Cevap son derece basit. Sizin ne yapmak istediğinize bağlı.”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.