Kutsal Işığın Gölgesinde

Julius ve arkadaşları Leon'u kurtarmak için çabalarken, birkaç gün önce birtakım rahipler Marie'yi ziyaret etmişti.

"Azize Hazretleri, kutsal gücünüzü bizlere gösterme vaktiniz geldi."

Marie yapmacık bir şekilde iç çekerek yanıtladı. "Gerekliyse yapayım bari."

Rahipler o kadar dil döktü, o kadar övgü yağdırdı ki Marie hevesle peşlerine takıldı. En nihayetinde şatafatlı bir gemiye adım attı. Çok geçmeden üzerinde Azize kıyafetleri, boynunda Kutsal Kolye, bileğinde Kutsal Bileklik ve elinde Azize Asası ile kalakaldı.

Güvertede dikilirken buz gibi bir rüzgar yüzüne çarptı.

"Ha...?"

Saçlarının darmadağın olması başta olmak üzere şikayet edecek pek çok şeyi vardı aslında. Ama ağzından dökülen ilk şey kekeleyerek söylediği şu sözler oldu: "B-bana bundan bahseden olmadı!"

Tapınağın elinde sadece otuz kadar gemi vardı fakat Krallık'tan takviye birlik istemişler, filolarındaki gemi sayısını iki yüze çıkarmışlardı. Ancak karşılarındaki düşman, devasa canavarları piyon gibi sahaya sürüyordu. Canavarların adedi o kadar fazlaydı ki akıl mantık sınırlarını aşıyordu.

Marie korkudan donakaldı.

Asasını kaldırıp üzerlerine doğru üşüşen yaratıklara çığlık attı. "Yaklaşmayın bana!"

Asa parıldamaya başladı. Bembeyaz bir ışıkla uğuldayan devasa bir kalkan Krallık filosunu sarıp sarmaladı. Dokunan her canavar duman olup havaya karışıyordu.

Çevresindeki rahipler ve şövalyeler Marie'yi övgülere boğdu.

"İşte Azize'nin gücü!"

"Kazanabiliriz. Gerçekten kazanabiliriz!"

"Hadi gemiler, hücum! Düşmanı geri püskürtün!"

Birliklerin morali tavan yapmıştı.

Marie gergince gülümsedi. Oh be, cidden başardım. Yapamam diye biraz korkmuştum açıkçası!

Julius ve diğer çocuk yanında değildi. Tapınak onu hiç sırası değilken sürükleyip getirmişti. Kyle bile yoktu ortalıkta, tapınak onun gemiye binmesine izin vermemişti. Etrafı rahipler ve şövalyelerle çevriliydi ama hiçbirini tanımıyordu. Tek başına kalmak onu huzursuz ediyordu.

Marie'nin gemisi öne atıldı. Yaratıkları birer birer toza çevirerek ilerleyen kalkan, yoluna çıkan her canavarı ezip geçiyordu. İçinde bir endişe kırıntısı olsa da kendi gücünün sarhoşluğuna öyle bir kaptırmıştı ki kendini, bunu dert edemiyordu.

Kendi kendine mırıldandı. "İşte bu kadar. Çok basit. Ben Azize'yim! Beni bununla yenebileceğinizi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz!"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.