Prensliğin birlikleri, Azize'nin önderliğinde üzerlerine doğru dalga dalga gelen krallık ordusunu izliyordu.
Hertrauda, mevcut savaş alanını simgeleyen oyun taşlarıyla dolu bir masada oturuyordu. "Görünüşe göre Azize'nin gücü gerçekmiş."
Üst düzey yetkililer etrafında dikilmiş, sessizce onu izliyordu.
Hertrauda oturduğu yerden kalktı ve yanındaki kadından Sihirli Flüt'ünü aldı.
Yetkililerden biri öne çıktı. "Prensesim, zaten krallığın ana karasına kadar ulaştık. Başlangıçta planladığımız şeyin bu olmadığını biliyorum ama artık bunu kullanmamızın önünde hiçbir engel kalmadı."
"Evet, haklısın." Hertrauda'nın yüzü sertleşti, gözlerini flüte dikti. Ağızlığı dudaklarına götürmeden önce derin bir nefes aldı.
Bundan sonra artık geri dönüş yoktu. Gergindi ama kararını çoktan vermişti. Ve çalmaya başladı.
Ezgi tüyler ürpertici fakat bir o kadar da büyüleyiciydi. Etrafındakiler gözlerini kapatıp bu tınıya kulak verdi.
Şimdi prensliğin öfkesini durdurmayı dene bakalım, Azize.
Savaş alanının üstünde ansızın beliren yoğun bulutlar, gökyüzünü zifiri bir karanlıkla kapladı. O bulutların arasından devasa bir canavar süzüldü. Yuvarlak gövdesi sayısız gözle kaplıydı; kolları uzun ve çok sayıdaydı, beyaz derisi ritmik bir şekilde kımıldıyordu. Küçük bir yüzen adadan bile daha büyüktü. Yüksekliği binlerce, hatta on binlerce metreyi buluyordu.
Yaratığın bu aniden ortaya çıkışı, krallık donanmasının gözle görülür bir dehşete düşmesine yetti.
Hertrauda dudaklarını flütten çektiği an olduğu yere yığılıyordu ki yanındakiler hemen yardımına koştu. Hertrauda kahkahayı bastı. "Şimdi krallık yıkılacak işte."
Odadaki yetkililer onu alkışlamaya başladı, hatta bazılarının gözleri sevinçten yaşardı.
"Yıllardır içimizde taşıdığımız o kin en sonunda yatışacak."
"Harika bir gösteriydi, Majesteleri."
"Koruyucu'nun karşısında krallığın hiçbir şansı yok. Artık tek yapmamız gereken ordularımızı başkente sürüp Prenses Hertrude'u kurtarmak."
Hertrauda dışarıyı görmek için ısrar etti ve hizmetlilerinin yardımıyla güverteye çıktı.
Çağırdığı yaratık, krallık ordusunu ezmek için kollarını gökten aşağıya doğru uzatıyordu. Azize'nin kalkanını delip geçti ve düşmanın devasa gemilerinden birini havaya savurdu. Sayısız gözünden fışkıran ışık huzmeleri, gemiyi alevler içinde bıraktı.
"Size hem denizden hem gökten saldıracağız ve bu süreçte tüm bu kıtayı sulara gömeceğiz." Hertrauda ceset gibi solgun yüzüne rağmen sırıttı. Bu hastalıklı görünümünün yorgunluktan mı yoksa yol açtığı felaketin getirdiği korkudan mı olduğu anlaşılamıyordu.
Görünüşe göre prenslik, Holfort Krallığı'nın tamamını haritadan silmeyi gerçekten kafaya koymuştu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.