Marie yine aynı rüyayı görüyordu.
Önceki yaşamından kalma bir hafıza kırıntısıydı bu. Ağabeyinin onu sokak ortasında tek başına bırakıp gittiği, gözyaşlarına boğulduğu o gün... Dizini yere vurup yüzmüştü. Yere oturup bağıra bağıra ağlamış, en sonunda ağlamaktan bitap düşüp oracıkta uyuyakalmıştı.
Gerçekten tam bir aptalmışım. İnat etmeyip doğruca eve dönseydim ne olurdu sanki? Dur bir dakika... O gün eve nasıl dönmüştüm ben?
Gözünün önündeki görüntü bulanıklaştı, silikleşti. Derken kendisine doğru yaklaşan bir erkek çocuk gördü. Çocuk sövüp sayıyordu. "Seni aptal. Ağlamaktan sızacak kadar enerjin vardı madem, yürüseydin ya!"
Ağabeyi geri dönmüştü. Onu sırtına aldı.
Doğru ya. Benim için geri gelmişti. Pislik herif. En başından yapması gerekiyordu zaten bunu.
Ona söylenmek, kızmak istedi ama gözleri doldu. Ağabeyinin sırtında güvenle uyuyan küçüklüğü o kadar rahatlamış görünüyordu ki... Ağzından akan salyalar oğlanın tişörtüne sırsıklam işliyordu. Marie, ağabeyinin yine küfretmeye başlayacağını sanmıştı ama o bunun yerine...
"Neden bana böyle bel bağlıyorsun ki?" dedi, hafifçe tebessüm ederek.
Marie elini göğsüne götürdü, kalbinin üzerindeki kumaşı sıktı. Şimdi hatırlıyordu. Ağabeyinin ağzı bozuktu ama yüreği merhamet doluydu.
Pislik... Ölmemeliydin. Neden beni bırakıp öldün ki?
Onun son nefesini verdiği günü hatırladı.
Eskisi gibi bana söylenmeye devam etmeni istiyordum.
Yurt dışı gezisinden döndüğünde anne ve babası suratına bir tokat patlatmıştı. Cenaze biter bitmez de onu evden kovmuşlardı.
Sen yanımda olduğun sürece her şeyin üstesinden gelebileceğimi biliyordum. Sen gidince öyle perişan oldum ki... Neden ölmek zorundaydın? Ağabey...
Biri diğerine sürekli laf çarpsa da ilişkilerinden memnundu. Her işini ona yıkabilirdi ve ağabeyi, ne kadar söylenirse söylensin o işi mutlaka hallederdi. Marie de bunu tepe tepe kullanmıştı. Tıpkı o otome oyununu onun yerine bitirmesini istediği zaman ki gibi.
Ama ağabeyi o saçma oyunu oynarken ölmüş, Marie'nin hayatı da tamamen rayından çıkmıştı.
Bir arkadaşıyla yurt dışı tatilindeydi. Döndüğünde, ağabeyinin merdivenlerden yuvarlanıp öldüğünü öğrenmişti. Kazadan önce annelerine bir e-posta gönderdiği için ailesi Marie'nin ona neler yaptırdığını öğrenmişti. Tatil, iş, para... Hepsinde yalan söylediğini, sırf o oyunu oynatmak için her şeyi uydurduğunu anlamışlardı. Ondan sonra Marie'ye karşı buz gibi olmuşlar, zerre güven duymamışlardı.
Marie ağabeyinden hiçbir zaman nefret etmemişti, gerçekten etmemişti. Ağabeyi söylenirdi ama her defasında onu kurtarırdı.
Fakat artık yüzünü bile hatırlayamıyordu. Bu düşünce içini sızlattı.
Lütfen, sana ihtiyacım var. Neden burada değilsin? Kaydet beni... Kurtar beni...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.