Boş bir odaya süzülür süzülmez, Yumeria Hanım'ın bize her şeyi ayrıntısıyla anlatmasına izin verdik.
Anlaşılan köydeki konumu, dolayısıyla insanların ona davranışı, hayal ettiğimizden bile daha berbattı.
"Benim gibi saf olmayanlar sıradan büyü yapamaz. Köye yapmam gereken katkıyı sağlayamadım. Diğer herkesin yapabildiği gibi."
Livia araya girdi. "Ama kıdemli lider sizin gibi elflerin özel bir büyü gücüne sahip olduğunu söylememiş miydi?"
Yumeria Hanım başıyla onayladı. "Yapabileceklerimin bir sınırı var ama şu elimdeki, iyi olduğum az sayıdaki şeyden biri." Çantasından mutlu bir ifadeyle bir saksı ve küçük bir paket çıkardı.
Gerçekten çantasına saksı mı tıkıştırmıştı?
Paketi açıp içinden tek bir tohum çıkardı. Elini üstüne uzatır uzatmaz tohum filizlenmeye başladı ve göz açıp kapayıncaya dek çiçek açtı.
"Harika bir şey bu," dedim, gerçekten etkilenmiştim.
Luxion da bana katıldı. "Böyle bir yetenek varken köyde size bu kadar kötü davranılması inanılır gibi değil. Normal şartlarda bu yeteneği el üstünde tutmalarını ve sizi canla başla korumalarını beklerdim. Hor görme arzuları, mantıklı düşünmelerinin önüne geçmiş olmalı."
Yumeria Hanım'ın kulakları utançtan kıpkırmızı kesildi. "O-O kadar da abartılacak bir şey değil aslında. Yapabileceklerim son derece kısıtlı. Ama köy halkının bana böyle davranması sadece saf olmamamla ilgili değildi sanırım. Bir de yarı elf dünyaya getirmiştim."
Livia hâlâ bu duruma anlam veremiyordu. "Peki ama bunda ne kötülük var ki?"
Yumeria Hanım önce tereddüt etse de anlatmaya başladı. "Saf olmayan elflerin hor görüldüğü bir gerçek, her ne kadar topluluğumuz onların benzersiz güçleri sayesinde hayatta kalabilmiş olsa da. Ancak ben, dış dünyayı daha yakından tanımak için adamızdan ayrılmıştım. Orada... bir soylu beni alıkoydu ve uzun süre malikanesinde tuttu. Orada başıma çok feci şeyler geldi."
Livia'nın kaşları endişeyle çatıldı. Ne kadar masum olsa da Yumeria Hanım'ın neler çekmiş olduğunu anlamıştı. Teselli edecek birkaç söz söylemek için dudaklarını araladı ama tek bir kelime bile edemedi.
"Hamile kaldığımda," diye devam etti Yumeria Hanım, "o soylu beni kapının önüne koydu. Eve döndüğümde ise köy halkı doğum yapmama şiddetle karşı çıktı. Bir yarı elfin, onların değerini düşüreceğinden korkuyorlardı. Ama o sırada zaten karnım burnumdaydı ve... ve ben o bebeği doğurmayı çok istiyordum."
Gözyaşları ardı ardına süzülürken onu böyle görmek içimi parçaladı.
"Bu kadarı da fazla..." Livia'nın sesi öfkeden ve üzüntüden titriyordu.
Luxion ise her zamanki gibi tamamen tepkisizdi. "Endişelerini anlıyorum ancak bunun neden bir sorun teşkil edeceğini düşündüklerini çözemedim. Durumu gizli tutabilirdiniz."
Yumeria Hanım başını iki yana salladı. "Göz ucuyla bakıldığında hemen anlaşılmayabilir ama elflerle yarı elfler arasında belirgin farklar vardır. Kyle, bir insanla aynı hızda büyüyor."
"Öyleyse onu neden sattınız?" diye sormadan edemedim.
Yumeria Hanım eliyle ağzını kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. "Köle tüccarı Kyle'ı çok beğendi. Köy lideri de tüccarın bu talebini geri çeviremeyeceğini söyledi."
Livia da ben de taşları yerine oturtmakta zorlanıyorduk ama Luxion imdadımıza yetişti. "Bu dünyadaki güç dengesi tüccarlardan yana; anlaşılan bu tüccar, yarı elfler hakkındaki bilgisini bir koz olarak kullanmış."
Yumeria Hanım onayladı. "Kaygılarımızı, içinde bulunduğumuz durumu çok iyi biliyorlardı. Bizim piyasa değerimizin düşmesini onlar da istemediği için, çocuğu teslim alırken sessiz kalmamızı sağladılar. O dönem... çok şey üst üste geldi. Çok sert bir kış geçiyordu. Kyle o fedaı yapmasaydı köy belki de yok olup gidecekti. Bana tek kelime bile etmedi. Kendini sattı ve aldığı parayı arkasında bırakıp gitti."
Annesini düşünmüştü. Aradaki tezatlık gerçekten çarpıcıydı. Onun yaşındayken benim dünyadan haberim yoktu. Tek yaptığım oyun oynamaktı.
Kahretsin. Bu dünya gerçekten çok acımasız bir yer.
"Bana böyle diş bilemesinin tek sebebi, içinde biriktirdiği onca öfke ve kırgınlık. O gerçekten çok iyi bir evlat. Maaşı çok yüksek olmasa da elinden geldiğince bana para göndermeye devam ediyor."
Livia bakışlarını yere indirdi. Gerçekleri öğrendikten sonra kendinden utanmıştı. "Kyle hakkında hiçbir şey bilmeden ona çok ağır laflar ettim."
Onun bu yönünü çok seviyordum. Gerçekten.
"Yine de söylediklerinde haksız sayılmazdın. Kendini suçlama. Ama merak etme, onunla ben konuşacağım," dedim.
"Yine mi burnunuzu sokuyorsunuz?" diye sordu Luxion.
Omuz silktim. "Ben şimdi Yumeria Hanım'ın usta konumundaki işvereniyim. Bu kadarlık bir ilginin gerekli olduğunu düşünüyorum, haksız mıyım?"
"Bahane bulma konusunda gerçekten üstünüze yok, usta."
"Kapa çeneni."
Yine de Luxion haklıydı. Kyle'ı kollamak neden bana kalmıştı ki? Bu aslında Marie'nin işi değil miydi? Ama içimden bir ses onun bu durumun altından kalkamayacağını söylüyordu. Bu işi benim çözmem gerekiyordu. Üstelik şu ana-oğul ilişkileri her zaman yumuşak karnım olmuştu. Bu gidişle Kyle ile dalga geçmeye bile yüzüm kalmayacaktı.
En iyisi bu meseleyi bir an önce tatlıya bağlamaktı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.