Geçmişin Gölgeleri ve Borç Bataklığı

Seni affedersem canım çıksın.

Marie, karşısında hıçkıra hıçkıra ağlayan kızın önünde dururken yüzündeki gülümsemeyi bir an bile bozmadı.

Brad ve Greg’e yaptıkların yüzünden seni asla bağışlamayacağım ama o acınası figüran karakteri de parmağında oynattın ya, işte bu içimin yağlarını eritiyor. Üstelik seni yanıma çekip maiyetimin bir parçası yaparsam o herifin nasıl kuduracağını çok iyi biliyorum.

Leon, Marie’ye önceki hayatından birini hatırlatıyordu. Her işine burnunu sokan, o acımasız ve iğneleyici abisini. Sırf bu can sıkıcı anıları canlandırdığı için bile Leon’dan ölesiye nefret ediyordu.

O herifin yüzündeki o sinirli ifadeyi görmek, Carla’yı affetmeme fazlasıyla değecek. Hem baksanıza bana, onun gibi berbat bir kızı bağışlayarak ne kadar da yüce gönüllü davrandım!

Marie, oyunun asıl kızının aşık olacağı erkekleri ellerinden almış, hatta normalde Olivia’ya ait olması gereken hizmetkar Kyle’ı bile kendine bağlamıştı. Şimdi ise Saint unvanını da tamamen üzerine geçirmiş durumdaydı. Elbette Leon tüm planlarını altüst ettikten sonra başka çaresi kalmamıştı.

O aptal figüran bana az çektirmedi. Ama şimdi hamle sırası bende. Bana yaşattığı her şeyin bedelini ona misliyle ödeteceğim.

Marie’nin Saint makamının getirdiği sorumluluklar hakkında pek bir fikri yoktu ama bu unvanın onu çok özel bir konuma taşıdığını biliyordu. Tapınak halktan biri olan bir kızı Saint ilan etse bile, yeni statüsü sayesinde veliaht prens ile evlenmesinin önünde hiçbir engel kalmayacaktı. Üstelik bir Saint olarak, sadece kendisinin kullanabileceği ve gücünü muazzam ölçüde artıran birkaç özel eşyaya da sahip olmuştu.

Bu makamı o saf Olivia’nın elinden zorla almış olabilirim ama rolümü iyi oynadığım ve karşıma çıkan sorunları bir şekilde çözdüğüm sürece hiçbir sorun yaşanmaz. Ah, eskiden beni tepeden tırnağa süzen, küçümseyen insanların şimdi ilgimi çekmek için etrafımda pervane olması ne kadar da harika bir his!

Marie bu köklü değişimin tadını sonuna kadar çıkarıyordu.

Sevgililerimin yanında sönük kaldığımı söyleyip benimle alay ettiler, fakir bir soylu aileden geldiğim için beni hep hor gördüler. Ama şimdi hepsi gözüme girmek için can atıyor. Ve benim için daha da yükseğe tırmanma vakti geldi!

Bir sonraki hedefi veliaht prenses unvanını ele geçirmekti. Tabii bunun için öncelikle Julius’un yeniden veliaht prens olmasını sağlaması gerekiyordu.

O sırada aniden Chris belirdi. Mavi saçları, mavi gözleri ve gözlükleriyle son derece ağırbaşlı bir havası olan Chris Fia Arclight, yüzünde sıcak bir tebessümle yaklaştı. "Marie, demek buradasın."

Keyfi son derece yerinde olan Marie de ona gülümseyerek karşılık verdi. Etraftaki kızlar Chris’i görünce hemen kızarıp başlarını öteye çevirdiler. Bu durum Marie’nin gururunu okşadı. "Bir şey mi oldu?" diye sordu.

"Sana bir mektup gelmişti, ben de bizzat getirmek istedim."

Teşekkür ederek zarfı teslim aldı. Zarfın üzerindeki imzayı gördüğü an gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu.

"Marie? Bir sorun mu var?"

"Y-yok, hiçbir şey yok. Sadece yapmam gereken küçük bir iş olduğunu hatırladım. Ben kaçtım!"

Arkadaşları onu durdurmaya çalışsa da Marie arkasına bile bakmadan koşmaya başladı. Kimsenin olmadığı tenha bir köşeye ulaşana kadar durmadı ve hemen gölgelerin arasına sığındı. Zarfı yırtıp açarken parmakları zangır zangır titriyordu.

"S-sakin olmalıyım. Her şey yoluna girecek. Ben artık Saint’im. Ailem ne yapmaya çalışırsa çalışsın, o çocuklar beni her koşulda korur."

Mektup anne ve babasından geliyordu. Satırları hızla okuyan Marie’nin dizlerinin bağı çözüldü ve olduğu yere yığılıverdi.

"Neden her şey benim başıma geliyor?!" Marie mektubu avuçlarının içinde buruştururken öfkeden ve çaresizlikten hıçkırıklara boğuldu.

Ailesi, onun Saint unvanını teminat göstererek akılalmaz miktarda borç almış ve şimdi bu borcu onun ödemesini talep ediyordu. Marie bu ikinci hayatında da iyi bir aileyle ödüllendirilmemişti. Kardeşleri de onlardan geri kalmıyor, onun adının nüfuzunu kullanarak diledikleri gibi at koşturuyorlardı.

Az önceki o zafer sarhoşluğundan eser kalmamıştı.

"Borç içinde yaşamaktan bıktım artık!" diyerek ağlamaya devam etti. Önceki hayatı boyunca ayaklarına dolanan bu pranga, neden bu yeni hayatında da yakasını bir türlü bırakmıyordu?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.