Askerlerin A'dan Z'ye arayıp altını üstüne getirdiği odama baktım. Tam bir savaş alanıydı. Sözde beni prenslikle ilişkilendiren bir mektup çıkardıklarında yüzüm iyice ekşidi. Hayatımda daha önce hiç görmediğim bu şeylerden, odayı yağmalarken kucak dolusu bulmuşlardı.
Düşman tiyatro sahnesini o kadar abartmıştı ki içimden takdir etmek bile geldi.
Deminki şövalye böbürlenerek yanıma yaklaştı, mektuplardan birini kırışıklıklarını düzelterek açtı. "Artık bundan sıyrılamazsın. Kim derdi ki bizim büyük kahraman arkamızdan düşman ülkeyle iş tutuyormuş?"
Yalanlar o kadar arsızcaydı ki gözlerimi devirmekten kendimi alamadım.
"Şimdi başına gelecekler için hazır mısın?" yüzünü yüzüme kadar yaklaştırdı.
Hafifçe burnumdan güldüm. "Evet, beni köşeye sıkıştırma konusunda harika bir iş çıkardınız."
Dişlerini göstererek genişçe sırıttı ve tam suratımın ortasına bir yumruk indirdi. Yere kapaklandığım an, adamları üzerime üşüştü.
"Direnmeye kalkışma, hain!"
Kendimi savunmaya bile çalışmadım ama yine de vurmaya devam etti. Luxion saklandığı yerden beni izliyordu. Adamlar beni tekrar zapt edene kadar ona gizlice başparmağımla "iyiyim" işareti vermeyi başardım.
Dürüst olmak gerekirse, bu işin sonuna dair içimde kötü bir his oluşmaya başlamıştı.
"Toplum basamaklarını binbir güçlükle tırmanıp her şeyini bir anda kaybetmek nasıl bir duyguymuş bakalım?"
"Ben bu heriften zaten şüpheleniyordum. Senin gibi bir zıpçıktının vikont olması baştan hataydı."
"Baksanıza, her türlü pisliğe bulaşmış gibi görünüyor. Sıkı bir sorguya hazırlansan iyi edersin."
Beni yaka paça odadan çıkardılar. Ne olduğunu anlamak isteyen erkek öğrenciler koridora doluşmuştu. Aralarında kız kardeşimin özel hizmetkarı Miauler da vardı. Beni gördüğünde suratında sinsi bir gülümseme belirdi.
"Seni piç," diye mırıldandım.
Bunu duyunca sırıtışı daha da büyüdü.
Arkamdan gelen sert bir tekmeyle yere kapaklandım. Saçlarıma yapışıp beni zorla ayağa diktiler. Yürümeye devam etmek zorundaydım. Bu kez kız öğrencilerin ve hizmetkarlarının önünden geçiyorduk.
"Aman da aman, ne kadar da iç açıcı bir manzara."
"Şüpheli bir tip olduğunu zaten biliyordum!"
"En başından beri içime sinmemişti."
Yürüyüşümüz boyunca koridordaki kızlar durup hiç çekinmeden kin kustular. Hatta bazıları üzerime çöp fırlattı.
Hadi ama, ciddi misiniz? Yine mi saf değiştirdiniz?
Tam bir tur atıp en baştaki tutumlarına dönmüşlerdi. Garip bir şekilde, bu halleri bana daha tanıdık ve rahat hissettirdi.
Bana tekme atan şövalye pişkince sırıttı. "Vikont Leon Fou Bartfort... Yok ya, sanırım artık sadece Leon demeliyim. Umarım bundan sonra yaşayacaklarına hazırsındır, seni aşağılık suçlu."
Yani, evet. Önce düzmece suçlamalar, sonra nezarethane. Malumun ilamı.
"Unvanlarımı elimden alacağınızı tahmin ediyordum ama yönteminizin bu olacağını hiç düşünmemiştim," diye takıldım.
Derken kalabalık ikiye ayrıldı ve Livia göründü.
"Leon!"
Üzerime çöpler yağmaya devam ederken ona hafifçe el sallayıp yürümeyi sürdürdüm.
Clarice ve Deirdre de oradaydı, yanlarında arkadaşlarım Daniel ve Raymond duruyordu. Akademi dışına çıkarılışımı gözlerindeki korkuyla izlediler.
Bu aptal otome oyunu dünyasından gerçekten nefret ediyorum.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.