Çaresizliğin Eşiğinde

O ufak moral konuşmasından sonra saray görevlilerinin bana ayırdığı odaya çekilip başımı ellerimin arasına aldım.

“Lanet olsun, bittik biz!”

Luxion karşımda durmuş bana bakıyordu. “Bunun için biraz geç kalmadınız mı?” İkimiz de krallık kuvvetlerini nasıl organize edeceğimizi belirlemek için eldeki belgeleri ve kaynakları inceliyorduk. “Siz kendiniz gönüllü oldunuz. Yine de o kadar lafı edebilmenize şaşırmadım değil. Prensliği biraz fazla mı küçümsediniz acaba? En başından beri durumları daha iyi idare edebilseydiniz işlerin bu noktaya asla gelmeyeceğini düşünüyorum.”

“Kapa çeneni. Bunu halletmek gerçekten benim sorumluluğumda mıydı sanki?”

“Ordumuzun katılım oranındaki düşüklük kısmen sizin davranışlarınızdan kaynaklanıyor. Şansınızı kendi ellerinizle sıfırlamayı nasıl beceriyorsunuz, gerçekten hayret verici. Müthış bir yetenek doğrusu. Bu hususta takdirimi kazandınız.”

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, ben başkomutan olsam da olmasam da bu krallığın işi bitmişti. İnsan gücümüz yetersizdi, hem de dehşet verici derecede.

“Birincil önceliğimiz tahliye,” diyerek kararımı verdim. “Benim komutam altında savaşmak istemeyen soylular, prensliğin ilerleme güzergahındaki köy ve kasabaları boşaltmaya yardım etsin. Başkenti de tahliye etmemiz gerekiyor.”

“Zaten cılız olan ordunuzu daha da küçültmeye kararlısınız yani? Pekala, gerekli evrakları hazırlıyorum.” Luxion kurduğu yazıcı benzeri cihaza dönüp emirlerimi kopyalamaya başladı.

“Prensliğin ordusunda son durum ne?” diye sordum.

“Ağır da olsa ilerlemeye devam ediyorlar. Buraya ulaşmalarına halen biraz vaktimiz var.”

Basılan belgeleri kapıp altına imzamı karaladım. “Savaş alanına senin ana gövdeni de gönderiyorum.”

“Peki, fakat iletişim ağımız istikrarsız. Araya koca bir kıta gireceği için muhtemelen sizinle irtibat kuramayacağım. Destek kapasitem en alt seviyeye inecek. Bunu yapmamanızı tavsiye ederim.”

“Yine de yap.”

“Pekala.” Bir an duraksadı. “Marki kabiliyetli adamdı.”

“Ha?” Ona anlamayan gözlerle baktım.

“Gerçek tehdidi teşhis etme yeteneğini takdir ettim. Marie ve prenslik yerine benim ustamı seçti,” diye böbürlendi Luxion. “Hiç şüphesiz kraliyet ailesinin gemisine dair efsaneleri biliyordu ve elinizdeki benzer varlıkların kendi planları için büyük bir tehlike oluşturduğunu düşündü.”

Oyunda kadın kahraman, krallığın kuruluşunda hayati rol oynamış bir kayıp eşya olan kraliyet gemisini ele geçiriyordu. Ortak da aynı türden bir kayıp eşya olduğuna göre, markinin temkinli davranmasına tamamen haksız diyemezdim.

“Yine de ne yaptığını gerçekten bilseydi şu an bu pisliğin içinde batıyor olmazdık.”

“Aynı şey sizin için de geçerli, Usta. Benim vasıtamla muazzam bir güce sahipsiniz. Elde ettiğiniz rütbede de statüde de gözünüz olmamasına rağmen bizi yine de bu curcunanın ortasına attınız. Markiyle alay etmeye hakkınız yok.”

Öğğ. Dünyadaki hangi adımımda hata yapmıştım ben?

Stratejimi hayata geçirecek olan evrakları imzalamaya devam ederek kaderime razı geldim.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.