Bir Şövalyenin İdealist Yalanları

Yalnız kalabilmek için muhafızı gönderdikten sonra zindanda sessizce oturup son ziyaretçilerimin üzerinde düşündüm.

Gelenlerin hepsi tam anlamıyla beş para etmez tiplerdi. Kimi "Bana parayı söyle, şu Ortak’ı nasıl çalıştıracağımı anlat yeter," diyordu, kimi de "Bize katıl, birlikte çalışalım," gibi zırvalarla geliyordu.

Luxion bile bu duruma köpürüyordu. "Bu soylular gerçekten çok saydam. Ortak’ı ve Arroganz’ı verirsen canını bağışlarız diyorlar. Yalan söylerken biraz daha inandırıcı olmaya çalışamazlar mı?"

"Hiç sanmıyorum. Elindekileri teslim ettiğin an fişini çekerler. Bu kadar kolay yalan söyleyebilmeleri neredeyse takdire şayan."

Benden çaldıkları malı nasıl kullanacaklarını bana sorma yüzsüzlüğünü göstermeleri, akıl sağlıklarından şüphe etmeme yetip de artıyordu bile.

Luxion, "İkisini de parçalarına ayırmaya çalıştılar ama yarı yolda pes ettiler," dedi. "Ortak acınası bir halde. Usta, bu krallığı haritadan silmeyeceğimizden emin misin?"

"Eminim."

"Pekala, ama en azından yönetimi ele geçirip hükmetsek..."

"Almayayım, kalsın."

Arroganz, soyluların kıramayacağı bir konteynırın içinde güvündeydi. Ortak’ın ise içini mahvetmişlerdi. Yine de en kritik sistemleri sökmeye yetenekleri yetmediği için o taraftan da başımız ağrımazdı.

"Bu krallıktan vazgeçmeme sebebin Angelica, Olivia ve Mylene mi? Clarice ile Deirdre’nin de öncelik listenin üst sıralarında yer aldığını tahmin ediyorum. Sırf onlar yönetici sınıfın parçası diye mi burayı korumak istiyorsun? Eğer öyleyse, en azından bu ülkeyi içeriden reform etmeni öneririm."

Burada yaşayan bazı kızlardan hoşlanıyorum diye mi çabaladığımı sanıyordu? Kesinlikle alakası yoktu. Hem bir dakika... "Sen cidden bu ülkeyi savunmak istediğimi mi düşünüyorsun?"

"Yanılıyor muyum?"

"Net konuşayım; bir ülkeyi yönetmeye, bırak yönetmeyi herhangi bir şeye liderlik etmeye zerre ilgim yok. Bu yüzden onu yerle bir etmeye de hakkım yok. Bunu yaparsam, burada yaşayan insanların hayatını durduk yere karartmış olurum."

"Böyle bırakmaktan emin misin?" diye sordu. "Seni destekleyen klik başarısız olursa idamla yüzleşeceksin. Buna asla izin vermem ama bu ısrarını anlayamıyorum. Neden ipleri kendin eline almıyorsun?"

"Bu yüzden benden kurtulmaya kalkarlarsa ben de topuklarım."

Neyse ki şimdilik krallığın elinde hem Leydi Hertrude hem de Büyülü Flüt vardı. Beylik onları geri çalmayı başarmadığı sürece krallığın o cephede korkacağı bir şey yoktu. Sınırlarımız içinde elbet zayiatlar verilecekti ama bu da krallığın kendi halt yemesiydi.

Luxion konuyu kapatmamakta kararlıydı. "O zaman neden halkın huzuru için ayağa kalkmıyorsun?"

"Kimse benden böyle bir şey istemiyor."

Bu dünyada öyle sıradan insanları toplayıp, ellerine birer mızrak tutuşturup savaşa gidemezdin. Asker istiyorsan onları adamakıllı eğitmen gerekirdi. Orduya adam toplamak da zordu çünkü genel olarak halkın pek bir derdi tasa yoktu. Otome oyununun o yüzeysel, pembe dünyasına uyan tek kısım da buydu zaten. Avam kesimin çoğu halinden gayet memnundu. Dövüşmek şövalyelerin ve askerlerin işiydi. Elbette her yerde hoşnutsuzluk vardı ama en çok şikayet edenler benim gibi tiplerdi; gelin avı cehennemine kilitlenmiş o küçük yönetici sınıfı.

Öğğ, gerçekten iğrenç bir dünya.

Uzun lafın kısası, bir isyan başlatsan bile arkandan gelecek çok az halk çıkardı.

"Ayrıca, sen benim hakkımda ne düşünürsen düşün, ben bir şövalyeyim."

"Kadınlara nazik davranan ve ülkesinin her dediğini yapan biri yani?"

Başımı iki yana salladım. "Mankafa, halkı koruyan bir şövalyeyi kastediyorum."

"Sen mi? Bu sadece bir maske değil mi?"

"Maske, idealizm... Ne dersen de, ben bu tarz şeyleri seviyorum. Akademi kızı kuklası olmaktan ya da bu ülkenin beni eşek gibi çalıştırmasından katbeat iyidir. Hem ben böyle idealist laflar edince Livia’nın hoşuna gidiyor." Angie ise tam aksine, bunu her söylediğimde bana sıkıntılı bir bakış atardı.

"Buna inanılmaz derecede duyarsız yaklaşıyorsun. Sana zamanında hayran kaldığım için kendimi aptal gibi hissediyorum."

Omuz silktim. "Benden ne bekliyordun ki? Hem sen bana ne yaptırmaya çalışıyorsun Allah aşkına?"

"Ah, sadece ikimizin nihayet yeni insanları yok etme işini bitirmesinin harika olacağını düşünmüştüm. Hepsi bu."

Bu söze nereden cevap vermeye başlayacağımı bile bilemiyordum.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.