Zindandaki Ziyaretçi

Hücremde zaman ağır ağır akıp giderken yeni bir konuk daha çıkageldi.

Jilk, parmaklıkların ardında durmuş, başını cık cık ederek sallıyordu. "Ne acınası bir haldesin böyle, Vikont Bartfort."

"Bana laf sokmak için mi o kadar yolu tepip geldin?" diye sordum. "Anlaşılan bayağı boş vaktin var."

Jilk göğsünü kabarttı. "Bayan Marie’nin ricası üzerine buradayım. Seni kurtarmamı istedi."

"Marie mi? Yine ne dolaplar çeviriyorsunuz?"

"Ne kadar kaba bir tavır. Seni kurtarmak için buraya kadar gelmişim, teşekkür edeceğine söylediğin şeylere bak." Jilk dikleşti. "Biraz daha sabret. Yakında seni buradan çıkaracağım."

"Sen mi?" Bende o kadar nüfuz ne arardı ki? Hem Marie neden bana yardım etmek istiyordu? Aklıma takılan sorular birbirini kovaladı ama sonunda sadece şunu sorabildim: "Peki beni tam olarak nasıl kurtarmayı planlıyorsun?"

"Unutma ki benim ailem soylu sınıfı içinde saygın bir yere sahip. Sarayda güçlü bağlantılarım var."

"İyi de bu senin kendi gücün değil ki, ailenin gücü."

Jilk sinirle soludu. "Ne fark eder? Uzatma da sabırla bekle işte."

Arkasını dönüp havalı bir şekilde uzaklaştı. Ancak çok geçmeden, sanki bir meydan dayağından çıkmış gibi üstü başı dağılmış, saçları darmadağın bir halde geri süklüm püklüm döndü.

"Başaramadım..."

"Tahmin etmiştim."

"Ö-öyle değil!" diye itiraz etti. "Babam konuşmama bile izin vermedi, 'Önce yaptığın hataların hesabını ver' deyip beni kestirip attı."

Çünkü sürekli başını belaya sokup duruyorsun zıpçıktı.

Jilk, omuzları çökmüş bir halde, yenilgiyle zindandan ayrıldı. Tam bir işe yaramazdı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.