Kesişen Gölgeler ve Fırtına Öncesi Sessizlik

Kızlar yurduna dönen Angelica, elinde küçük bir hediye paketiyle sıradan sınıfların bulunduğu binaya adım attı. Doğru odayı bulabilmek için koridorda endişeyle etrafına bakındı.

“A-aceba bu kadarı yeterli olur mu?” diye mırıldandı kendi kendine.

Angelica, elindeki hediyeyi herhalde on iki kez falan kontrol etmişti. Paketi Livia için almıştı ama arkadaşının bundan hoşlanıp hoşlanmayacağından emin olamıyordu. Sabahın erken saatlerinde fikir almak için erkekler yurduna gidip Leon’a danışmak istemişti fakat o çoktan Wayne ailesinin bölgesine doğru yola çıkmıştı.

“Aptal adam. Onu sadece kullanıyorlar ama o hiç üşenmeden onlar için hava gemisini bile yerinden oynattı.”

Angelica onu durdurmaya çalışsa da Leon gitmekte ısrar etmişti. Onun için endişelendiğinden hemen kendi ailesiyle iletişime geçip onları uyardı fakat kendisinin şahsi bir hava gemisi yoktu. Leon gibi fevri kararlar alıp kafasına esen yere öylece gidemiyordu. Yakında onun peşinden gitmeyi planlasa da önce Livia’yı da yanına davet etmek istiyordu.

Livia’ya ne söyleyeceğini bilemiyordu. Onunla karşılaştığımda nasıl davranmalıyım? Beni affedecek mi aceba?

İçini kemiren endişeyle kızlar yurdunun koridorlarında adeta süzülürken, onu gören kızlar aceleyle yolundan çekilip duvara yaslandılar. İçlerinden biri lafa tutmaya yeltendi ama Angelica, “Şu an biraz meşgulüm,” diyerek onu geçiştirdi.

Sonunda Livia’nın odasının önüne ulaştığında şaşkınlıkla kalakaldı. “N-nasıl yani? Burası mı?”

Diğer öğrencilere tahsis edilen odalarla uzaktan yakından alakası yoktu. Hatta kapıdaki tabelada Depo yazıyordu. Okul yönetimi Livia’yı resmen eski bir depoya tıkmıştı. Üstelik kapının üzeri ve etrafındaki duvarlar çirkin karalamalarla doluydu.

Angelica kendini toparlayıp kapıyı çaldı ama içeriden ses çıkmadı. “L-Livia? Benim, Angelica.”

Seslenmesine rağmen içeriden çıt çıkmıyordu. Ta ki arkasından bir ses duyulana kadar: “Ooo, kimleri görüyoruz, Angelica hanımefendi.”

Angelica arkasını döndüğünde, etrafına dalkavuklarını toplamış Offrey ailesinin kızıyla burun buruna geldi. Önceki karşılaşmalarından kalan tırnak izleri hâlâ yüzünü çirkinleştiriyordu.

Angelica gözlerini kısarak, “Yine o iğrenç yüzünü görmek zorunda mıydım?” diye sordu. Karşısındaki kız kendisinden üst sınıfta olsa da artık bunu zerre umursamıyordu.

Offrey ailesinin kızı bıyık altından güldü. “Benden gerçekten nefret ediyor olmalısın. Sonradan görmeleri hiç sevmezsin, değil mi? Sizin gibilerin bu tavırları göz zevkimi bozuyor. Sırf aileniz daha uzun süredir iktidarda diye kendinizi herkesten üstün görüyorsunuz.”

“Sonradan görme mi? Lütfen, bu kelime senin için fazla kibar kaçar. Gerçek sonradan görmelere hakaret etmiş olursun.”

Offrey ailesi, Redgrave ailesine muhalif bir gruptan olmasının yanı sıra, Angelica’nın bildiği kadarıyla oldukça kirli işlere de bulaşmıştı. Üstelik bu kız ve peşindekiler, akademideki kız öğrencilerin en berbat hallerinin canlı kanıtıydı; ellerinden gitmek zorunda kalanların yerine apar topar yenilerini satın aldıkları köle ordusuyla gezen eğlence düşkünleriydiler. Angelica’nın ondan bu kadar iğrenmesine şaşmamak gerekirdi.

Yeni zenginlik insanda gerçekten çocukça zevkler bırakıyor. Böyle kasım kasım yürümelerini izlemek tam bir acizlik.

Offrey’lerin kızı dişlerinin arasından konuştu. “Okul festivalinde yaptıkların için sana çok borçluyum.”

Belki de nihayet uslanmıştı; en azından yumrukları yerine kelimelerle dövüşmeyi öğrenmiş gibiydi.

Angelica soğuk bir tebessümle, “Sana harcayacak vaktim yok,” dedi.

Kız çirkin bir şekilde sırıttı. “Öyle mi? Sevgili evcil hayvanını görmeye gelmiştin herhalde? Onu sevgiye boğmaya pek meraklısın.”

Angelica öfkeyle baktı. “Ne demeye çalışıyorsun?”

Kız aralarındaki mesafeyi kapatıp Angelica’nın dibine kadar sokuldu. Angelica, kızın üzerine boca ettiği ağır parfüm kokusu yüzünden burnunu kırıştırdı.

“O çok kıymetli yandaşını ve tatlı evcil hayvanını güvende tutmak istiyorsan, tasmalarını biraz daha sıkı tutmalısın. Ölüp gitselerdi ne kadar trajik olurdu, değil mi?”

Angelica’nın gözleri fal taşı gibi açılırken, Offrey’lerin kızı bembeyaz dişlerini göstererek alaycı bir şekilde sırıttı.

Angelica, “O talebin arkasında senin olduğunu biliyordum,” diye mırıldandı.

“Biliyorduysan engelleseydin o zaman. Redgrave ailesinin kızı gerçekten de pek bir taş kalpliymiş.”

Bu kışkırtmaya rağmen Angelica sakinliğini korudu. Aptal kız, kiminle aşık attığının farkında mısın sen? Leon’u sadece yetenekli bir bekçi köpeği sanıyorsan çok yanılıyorsun. Carla’nın ailesinin size hizmet ettiğini henüz anlamamış olsa bile, bu işin içinde bir bit yeniği olduğunu biliyor. Ama o zaman neden yardım etmeyi kabul etti ki? Gerçekten her zamanki gibi ne yapacağı hiç kestirilemiyor.

Yine de tüm bunlara rağmen Angelica’nın asıl acıdığı kişi karşısındaki bu kızdı.

“Ha, bu arada,” dedi kötü kalpli kız, “o çok sevdiğin evcil hayvanın da dışarı çıktı.”

“Dışarı mı çıktı?”

“Aynen öyle. Carla o halktan biri olan kızı da yanına aldı, arkadaş olduklarını söyledi. Gerçekten tuhaf bir zevki var. Dışarısı tamamen korsan kaynıyor, biliyorsun değil mi? İnsan arkadaşlarını böyle tehlikeli bir yere neden sürükler ki?”

Angelica, göz açıp kapayıncaya kadar geçen o bir anda Offrey’lerin kızının yakasına yapışıp onu duvara çarptı. Kızın yakasını nefesini kesecek kadar sıkıp tek eliyle onu havaya kaldırdı.

“Söyle bana,” diye kükredi Angelica. “Livia’ya ne yaptınız?”

“N-nefes alamıyorum…” Kız, elleriyle Angelica’nın koluna tutunmuş, ayaklarını çaresizce havada sallayarak çırpınıyordu.

Dalkavukları ve hizmetkarları hemen yardıma koşmak istedi ama Angelica’nın saçtığı ölümcül enerji onları oldukları yere çiviledi.

“Bana dokunmaya cüret ederseniz sizi paramparça ederim.” Angelica’nın sesindeki o ölümcül soğukluk kan donduracak cinstendi. Kimsenin kımıldamayacağından emin olduktan sonra bakışlarını tekrar acı içinde kıvranan kıza çevirdi. “Sabrım kalmadı. Çabuk dökül. Ne planlıyorsunuz?”

“B-bırak beni!” Aniden kızın yüzündeki panik kayboldu ve bir şeyi fark etmiş gibi kibirli bir hal aldı. “B-babam bunu yanına bırakmaz, biliyorsun değil mi? Zaten ailenizin başı gırtlağına kadar—”

“Soruları ben soruyorum,” diye sözünü kesti Angelica. “Son zamanlarda haddini bilmeyen o kadar çok ahmak beni hafife almaya başladı ki. Tam zamanında geldin. Herkese ibret olman için seni kullanabilirim.”

Bahsettiği ahmaklar çoğunlukla diğer kız öğrencilerdi. Bu durum bir süredir Angelica’nın içini kemiren bir endişeydi. Erkeklerle baş etmek onlara kıyasla çok daha kolaydı.

Kız, Angelica’nın sıkı pençesine rağmen sırıttı. “Çok merak ediyorsan gidip kendin gör o zaman.”

“Ben de tam olarak onu yapıyorum.” Angelica kızı sertçe yere fırlattı. Ardından arkasını dönüp hiçbir şey olmamış gibi yürümeye başladı. Ancak köşeyi döner dönmez koşar adım hızlandı.

Leon’a haber vermeliyim! Doğrudan arkasından uçsam daha mı hızlı olur? Hayır, eğer Partner ile gittiyse ona yetişmek imkansız olur.

Angelica, başkentteki belirli bir dükün konağına doğru yola koyuldu. Oradaki hava gemilerinden birine derhal binecekti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.