Gelatt, ana gemiyi tahliye edip beyliğin diğer savaş gemilerinden birine sığınmıştı. Köprüüstünde avazı çıktığı kadar bağırıyordu. "Ne yapıyorsunuz? Acele edin de batırın şunları!"
Askerler ise emre uymayı reddetti. "Kendi adamlarımızı vururuz. Üstelik prenses hâlâ onların gemisinde ve hayatta."
Gelatt elini bıyığına götürdü ama parmakları çıplak tenine dokundu. Yumruğunu sıktı. O bıyığı çok severdi. Her gün üşenmeden düzeltir, gözü gibi bakardı; şimdi ise yoktu.
O kokuşmuş şövalye almıştı bıyığını ondan, o piç! Gelatt’ın yüreği intikam ateşiyle yanıp tutuşuyordu. O sefil veleti öldürmeden içi rahat etmeyecekti.
Gelatt öfkeyle çıkıştı. "En başta o gemiyi bunlara toslatmanızı kim söyledi?"
Askerler gözlerini kaçırdı, onunla göz göze gelmekten kaçındı.
Bu ahmaklar bunu bilerek yaptı, sırf prensesi kurtarmak için! Üzerlerine rahatça ateş etme yeteneğimizi sabote ettiler. Üstelik yedeklerimizin olduğunu da biliyorlar!
Öfkeden gözü dönen Gelatt, yanındaki ekipmana tekme attı. Canı beklediğinden çok daha fazla yanınca acısı hafifleyene kadar tek ayak üzerinde zıplayıp durdu.
"Ah," diye inledi. "Hepsi o velet yüzünden. O bıyık hırsızından nefret ediyorum!"
"Y-yeni bir gemi göründü!" diye haykırdı mürettebattan biri aniden. "Yaklaşık yedi yüz metre uzunluğunda olduğu tahmin ediliyor!"
Gelatt hemen pencereye koştu. "Saçmalık! Takviye kuvvetlerin bu kadar çabuk yetişmesi imkânsız." Yanındaki personelin elinden dürbünü kapıverdi. Uzakta, tek bir gemi dosdoğru üzerlerine geliyordu.
Askerlerin kafası karışmıştı.
"Ne tuhaf bir şekli var. Onlar hareketli toplar mı? Ama sadece iki tane mi var?"
Sıradan hava gemilerinin yanları toplarla donatılırdı ve daha fazla topu olan gemi, düşmanlarına karşı doğal bir avantaja sahip olurdu. Bu düşman hava aracı ise tek kelimeyle sıra dışıydı.
Gelatt çıplak üst dudağını sıvazladı. "Batırın şunu. Böyle derme çatma bir gemi sadece göz zevkini bozar. Asılı Kalma Taşı'nı vursak yeter, bir daha başımızı ağrıyamaz."
Asılı Kalma Taşları, hava gemisi teknolojisinde çığır açmıştı. Basitçe söylemek gerekirse, gemilerin havada kalmasını sağlıyorlardı. Gelatt’ın planı bu açıdan kusursuzdu.
"Acele edin, etrafını sarın!"
Gelatt emrini verir vermez düşman gemisi ateşe başladı. Fanoss savaş gemisi saldırıyla sarsıldı. Ana motorlardan biri darbe almıştı, artık hareket edemiyorlardı.
"N-neler oluyor böyle?!"
"Düşman ateşine maruz kaldık!"
"Düşman ateşi mi?" Gelatt’ın ağzı açık kaldı. "O mesafeden topları bizi nasıl vurabilir?! Ah!"
Gemiyi bir sarsıntı daha vurdu. Düşman, Fanoss’un savaş gemilerini tek tek hareketsiz bırakıyordu.
Gelatt, düşman gemisinden fırlatılıp yan yatan yolcu gemisine doğru giden bir şeyi hayal meyal seçti. "O-o da neydi öyle?"
Tavandan kopan bir parça tam Gelatt’ın kafasına indi. Yaşanan bu gelişmeler karşısında neye uğradığını şaşırmış halde öylece kalakalırken, yüzünden aşağı kanlar süzülüyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.