O sırada Arroganz'ın içinde oturmuş, çenemi sıvazlıyordum. "Nasıl kaybetsem daha iyi olur ki? Hmm..."
Duyduğuma göre bu beş aşık boy night after night bir araya gelip o zırhın bakımını yapmışlardı. Fakat her ne kadar parayı aralarında toplayıp tamir için bizzat dirsek çürütmüş olsalar da... Nasıl desem, zırhtaki kusurlar kabak gibi ortadaydı.
Bütün bu parçaları birleştirmesi, işi bitirmesi ve performansını artırması için güya profesyonel birini tutmuşlardı. Hepsi de beni yenmek uğrunaydı.
Yine de iyi çabalamışlardı. Bu tarz gençlik heyecanlarında kötü bir şey yoktu neticede. Tribündeki hayran kızlara gerçekten iyi bir gösteri sunmuşlardı.
"Ne kadar da iç ısıtan bir dostluk tablosu," dedi Luxion. "Siz ise arkadaşlarınızı bağlayıcı sözleşmelerle kendinize köle ettiniz. Gerçekten tam bir pisliksiniz."
"Bu şebek takımı hava atmayı pek seviyor. Neyse, Angie'den onayı aldığıma göre artık kaybetme vakti geldi."
Hakem karşılaşmanın başladığını duyurmak için sahaya çıktı ve mücadele başladı.
Greg üzerime doğru uçtu, fırlattığı mızrağı kılıcımla savuşturdum. Hızı ve gücü son dövüşümüzden katbekat fazlaydı. Bu yamalı zırhın performansı, tek tek kendi zırhlarının performansını gölgede bırakıyordu.
"Sağ elde mızrak, sol elde tüfek... İki saksıyı çalıştırmaya başlamışlar." Doğrusu bu güç gösterisi beni etkilemişti.
Sürekli çarpışmaya devam ettikçe Greg santim santim Arroganz'ı geri itmeyi başardı.
Mikrofonu açtım. "Sınırlarınızı bayağı zorlamışsınız bakıyorum."
"Seni yenmek anlamına gelecekse bu hiçbir şey! Üstüme gel Bartfort! Sakın kendini tutma!"
"Ah, şu tutkuya bak. Demek gerçek azim böyle bir şeymiş, ha?" diye kıkırdadım.
Dürüst olmak gerekirse, bu işe nasıl böyle dört elle sarıldıklarını kıskanıyordum. Kendi kendime mırıldanarak mikrofonu kapattım. Şevkleri gözlerimi kamaştıracak raddeye gelmişti.
Aniden Luxion alarm verdi. "Usta, Greg'e derhal o zırhtan çıkmasını söyleyin. Zırhı patlamak üzere."
"Ne? Şaka yapıyorsun!"
"Korkarım yapmıyorum. Zırhın sıcaklığı alışılmadık derecede yüksek, muhtemelen rastgele birleştirdikleri için. Açıkçası bu şeyin hareket edebilmesi bile bir mucize. Performansı gerçekten artmamış, sadece çıldırmış durumda."
İletişimi alelacele tekrar açarak bağırdım. "Hey Greg! Zırhında bir terslik var! Derhal dışarı çık! Şimdi!"
Greg kasıla kasıla konuştu. "Ha! Yine mi numaralar Bartfort? Bu sefer yemezler! Bizi kandırmana izin verecek değilim. Kaybetmek üzere olduğunu anladın tabii!"
Zırhı inanılmaz bir hız ve el çabukluğuyla hareket ediyordu. Sunduğu seviye akılalır gibi değildi fakat kontrolden çıktığını anladığım an bu durum beni dehşete düşürdü.
Hakeme doğru haykırdım. "Bu maçı durdurmanız gerek! Zırhı arızalandı!"
"Yazıklar olsun sana Bartfort." Hakem başını iki yana salladı. "Samimiyetlerini ciddiye al biraz. Erkek ol da dövüş."
"Kes saçmalamayı! Kimin umurunda samimiyet? Asıl siz beni ciddiye almaya başlasanıza artık!"
Kazanmak için dövüşmediğimi fark ettikleri için belki de hakem gaza bastığımı, uydurduğumu sanıyordu. Her halükarda şu an köşeye sıkışmış gibi görünüyordum. Kaybetmek için kurduğum kendi planım dönüp dolaşıp beni vurmuştu.
Ama yalan söylemiyorum ki!
Luxion, konuşmamız kokpitin dışından duyulmasın diye mikrofonu kapattı. "Kendi kazdığınız kuyuya düştünüz derler ya, tam olarak öyle oldu," dedi. "Aşağılık kötü adam rolünü oynamanın bazı sonuçları oluyor demek ki. Bu arada zırhının analizini bitirdim. Hızlı davranırsak patlamadan önce onu yok edebiliriz."
"Dalga geçiyor olmalısın."
Bütün emeklerinin meyvesini paramparça mı edecektim? Benim bile böyle bir şey yapamayacak kadar vicdanım vardı!
"Y-yapamam. Yani, bu şey için o kadar uğraştılar ki. Bunu mahvedecek kadar cani olamam!"
Tam bir emek ürünüydü bu. Beş arkadaşın yaz tatilini kas gücüyle çalışan bir uçak yapmak için harcaması gibiydi. Geç saatlere kadar uykusuz kalmışlar, aralarında tartışmışlar, anılar biriktirmişlerdi. Sonucun acemice ve sakarca olması ya da temel bir değerinin bulunmaması önemli değildi. Julius ve arkadaşları için bu zırh bir hazineydi. Bu şeyi çöpe atmam söylendiğinde bile "Ooo, yaşasın, hadi yapalım!" diyecek kadar sapkın değildim.
"O zaman Greg'in alevler içinde patlayarak ölmesini izlemeyi mi tercih edersiniz?" diye karşılık verdi Luxion.
Zihnimde Greg'e defalarca gebermesini söylemiştim. Ama hadi ama, gerçekten nalları dikmesini istemiyordum!
Arroganz'ın sol eliyle Greg'in zırhını yakaladım. Benden kurtulmak için çırpınmaya başladı.
"Çık oradan hemen!" diye bağırdım. "Yalvarırım!"
"Hâlâ aynı zırvalar mı?! Hayır! Sana henüz yenilmedim!"
"Ciddiyim! Gerçekten çok tehlikeli!"
"Beni bir daha kandıramayacaksın! Partner'dayken kağıtlarda hile yaptığını unutmadım!"
Öğğ... Greg ve Brad'e Partner'dayken kağıt oyununda hile yaptığımı söylemiştim. Belli ki bu da dönüp dolaşıp ayağıma dolanıyordu. Sözüme güvenmeleri için hiçbir nedenleri yoktu.
"Biraz büyüyün artık!" diye kükredim. "Kazıklandınız siz!"
Zırhlarını tamir etmesi için tuttukları o profesyonel belli ki güvenlik kurallarını hiçe sayarak hurdaları rastgele birbirine kaynaklamış bir dolandırıcıydı. Zengin ve şımarık çocuklarla uğraşmanın belası da buydu işte! Dünyadan haberleri yoktu! Bütün hayatları boyunca başkaları onların arkasını toplamıştı.
Bu dünyada hayatta kalmak için biraz şüpheci olmak gerekiyordu!
Prens Julius, Greg'e tezahürat yapmaya devam etti. "Uzaklaş ondan! O kol çok tehlikeli!"
Jilk bile her zamanki soğukkanlılığını bir kenara bırakıp sesini yükseltti. "Gerekirse zırh plakarının bir kısmını at! Ne yapıyorsan yap, çık oradan!"
"Yapamaz," dedi Brad. "Parçaları tek tek fırlatmasını sağlayan mekanizmayı söktük. Greg, ne yapıp et kurtul oradan!"
"Greeeeeg!" Chris ellerini ağzına boru yapıp bağırdı. "Gününü göster şuna!"
Yapma ama! Sen havalı ve sessiz tip olmalıydın! Motorları soğut da oturduğun yerde sessizce tezahürat yap!
"Chris bile bu kadar bağırıyorsa ben de elimden gelenin en iyisini yapmalıyım. Vira bismillah!" Arkadaşlarından aldığı destekle gaza gelen Greg, Arroganz'ın kavrayışından kurtulmak için kendini geriye doğru savurdu. Çıldıran zırhı gittikçe güçleniyordu ama neyse ki benim zırhım onu kilitli tutacak kadar güçlüydü. Şimdilik.
"Usta, fazla vaktimiz kalmadı."
"Beni buna mecbur bıraktığınız için hepinizden nefret ediyorum!" Gözlerimi aşağı indirdim, parmaklarım titreyerek kumandadaki tetiği çektim.
"Darbe," dedi Luxion. Hem de rahatsız edici derecede sıradan bir ses tonuyla.
Arroganz'ın sol kolundaki zırh kaplaması genişledi ve dışarıya yoğun bir ışık huzmesi yayıldı. Patlama Greg'in zırhını delip geçti, parçaları etrafa saçtı. Greg bilincini kaybederek enkazın arasına yere yığıldı. Neyse ki güvendeydi.
Arroganz'ın Zırh yok etme yeteneğine sahip olması iyi bir şeydi. Aksi takdirde şu an fırınlanmış bir Greg'e bakıyor olabilirdim.
"Nefret ediyorum bundan," diye mırıldandım.
"Tebrikler usta. Bu beşi kendince gerçekten de dişli rakipler."
Arena derin bir sessizliğe büründü.
Tetiği çeken ben olabilirdim ama kalabalığın bam teline basmadığım kesindi. Hepsi benden tiksiniyordu.
Uzun bir sessizliğin ardından Marie'nin feryadını duydum.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.