Havada fırlatılıp atılmak canımı fena halde sıkmıştı. Ben de bütün hırsımı etraftaki düşman birliklerinden çıkardım.
"Çekilin yolumdan!"
Arroganz’ın eliyle yakaladığım bir düşmanı dosdoğru korsan gemilerine fırlattım. Etrafım tamamen sarılmıştı. Daracık, sıkış tıkış kokpitte iki büklüm otururken nefes nefese kalmıştım.
"Onları öldürme!" diye çıkıştım Luxion’a öfkeyle. "Hepsini sağ ele geçireceğiz!"
"Sırası değil." Luxion da en az benim kadar huzursuzdu. "Onları canlı yakalamak için diretmeseydiniz bu kadar zorlanmazdık."
Arroganz’ın sırtındaki konteynerden fırlayan dronlar, havada etrafımı sararak savunma düzeni aldı.
Ellerindeki tüfeklerle korsanlar çığlık çığlığaydı.
"Canavar!"
"Bu da ne?! Bu da ne lan böyle?!"
"Mermileri boşaltın! Hayır, yaklaşma bana!"
Beni fırlatıp atan herif, haydutların başıydı. Başına ödül konmuş bu piç, devasa bir zırh yönetiyordu. Günümüz modellerinin çoğu, diğer korsanlarınki gibi şık ve hafifti. Patron ise tıpkı Arroganz gibi ağır bir zırh kullanıyordu.
"Şu piçi bir an önce yakalayalım!" Telaşlanmaya başlamıştım.
"Usta, tepki süreniz son uçuşunuza kıyasla daha yavaş," diye uyardı Luxion. "Zayıflayan tek beceriniz de bu değil. Bugün hiç de zinde değilsiniz."
Herhalde yani, biliyordum. Buradaki eğitimlerimi de epeydir boşlamıştım. "Kusura bakma. Başka işlerle biraz meşguldüm."
"Hayır. Bunun çözülmemiş zihinsel bir meseleden kaynaklandığını düşünüyorum."
Kömür karası zırhıyla Arroganz gökyüzünde süzüldü. Korsanların sıktığı mermiler gövdesine çarpıp sekiyordu. Arroganz’ın gücü, hızı ve kudretiyle ne kadar üstün olduğu gün gibi ortadaydı. Yine de böylesine seçkin bir silahı yönetmeme rağmen zorlanıyordum.
Rakibimi hafife almıştım. Patronları beni adamlarına yem edip kendisi doğrudan savaşa girmekten kaçınmıştı. Ne zaman ona doğru hamle yapmaya kalksam, diğer korsanlar etrafımı sarıp ateş açıyordu. Onlarla uğraşmak tam bir baş belasıydı. Yaklaşıp her birinin zırhının kafasını Arroganz’ın pençeleriyle ezmek zorunda kalıyordum. Bunu her yaptığımda, zırhların çatlaklarından pilotların gözlerindeki o saf korkuyu görüyordum.
"Sizin gibi aptallarla daha fazla uğraşamam. Bu işi şimdi bitiriyoruz!"
"Usta," diyerek araya girdi Luxion. "Korsan patronu Partner’ın güvertesine indi. Ayrıca Livia da orada."
"Ne?!"
Şaşkınlıktan nefesim kesildi. Tam o anda düşman gemisinden fırlatılan çok sayıda top mermisi üzerimde patladı ve Arroganz’ı alevlerin içine çekti.
İçinde bulunduğumuz duruma rağmen hırsımı Luxion’dan çıkardım. "Dışarı çıkmasına neden izin verdin?!"
"Özür dilerim. İşçi robotların sistemi geçici bir arıza yaşadı. Ancak altında yatan başka bir neden olduğundan şüpheleniyorum..."
"Bırak şimdi bunu! Hemen geri dönüp onu kurtarıyoruz!"
Luxion’ın kameralarından biri Partner’ın güvertesindeki hareketliliği takip ediyordu. Görüntüyü önüme yansıttı. Brad ve Greg, Luxion’ın tamir ettiği zırhları yöneterek düşman liderine karşı cesurca direniyordu.
"Yardımlarını kabul etmek doğru bir kararmış. Şimdilik Olivia’yı korumayı başardılar."
Onu korumak için canla başla savaşırken sergiledikleri o görüntü... o kadar doğaldı ki. Bu manzara içime oturdu. Önceki hayatımda bu sahnenin yüzlerce kez yaşandığını görmüştüm.
Gözlerimi diktiğim ekrandan bakışlarımı kaçırıp acı acı güldüm. "Tabii ya. Olması gereken de bu. Onlar ana erkek karakterler, o da başkarakter! Benim onun yanında olmam zaten baştan beri saçmalıktı."
"Usta?"
"Evet, aynen öyle. İçten içe biliyordum zaten. Artık bunun için üzülmeye değmez." Derin bir nefes aldım, kumanda kollarını sıkıca kavrayıp görüntüyü kapattım.
Şimdi bunları düşünecek zaman değildi. Önce önümdeki düşmanı halletmem gerekiyordu. Benim de burada oynamam gereken bir rol vardı. Sonuçta ben sadece bir yan karakterdim, değil mi? Başkarakterin, yani Livia’nın yanında durabileceğimi düşünmek ne büyük hadsizlikti. Bu benim haddime değildi.
"Gücü artır. Üçüncü konteyneri çağır," dedim.
"Anlaşıldı."
Luxion bendeki değişimi hissetmiş olacak ki gereksiz yorumlar yapmayı bıraktı.
Ne oldu? Bir şey demeyecek misin? İğneleyici lafların olmayınca kendimi neredeyse yalnız hissettim.
Üçüncü konteynerden iki balta fırladı. İkisini de hemen kavradım. Arroganz’ın devasa ellerindeki silahları sıkarak başımı öne eğdim. Sonra yavaşça gözlerimi ekrana diktim.
"Şimdi onları ezip geçeceğim."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.