Zor Bir Seçim

Roseblade malikanesinden ayrıldıktan sonra geceye kadar kraliyet başkentindeki bir parkın bankında oturdum.

Düşüncelerimi bir türlü toparlayamıyordum.

"Nix'in hayalini gerçekleştiremeyeceğim galiba."

Mırıldanışıma Luxion cevap verdi.

'Bebeğin dünyaya gelmesi için daha birkaç ay var. O kadar bekleyecek vaktimiz yok.'

"—Nix dişini sıkmak zorunda kalacak o zaman."

'Doğacak bebek için de en mantıklı karar bu. Roseblade ailesinin yakınlarını tahliye listesine ekliyorum.'

"Sana zahmet, lütfen."

'Yalnız...'

Başımı kaldırdığımda Luxion sanki biraz mahcup görünüyordu.

'Herkesi gemiye almak imkansız. Bir kısmını dondurarak uyutma kapsüllerine koysak bile kapasitemiz yetersiz kalacaktır.'

"Ne?"

Çok önemli bir şeyi tamamen unutmuştum.

Şimdiye kadar kurtaracağım insanları hep kendi çevrem üzerinden düşünmüştüm ama onlarla bağlantılı olarak sayıları çığ gibi büyüyen diğer insanları hesaba katmayı akıl edememiştim.

Aslında çok bariz bir gerçekti. —Herkesi kurtarmamın imkanı yoktu.

Yüzümü iki elimle kapattım.

"En fazla kaç kişiyi kurtarabiliriz?"

'İçeriye çok fazla insan alırsak gemi içi yaşam koşullarında sorunlar baş gösterir. Dürüst olmak gerekirse, kapasiteyi son sınırına kadar zorlamamalıyız. Tahliyeden sonra gelecek nesillerin hayatta kalması için gemide alan kalması gerekiyor.'

Tıklım tıklım insan doldursak bile sonrasında sorun çıkacaksa bunun bir anlamı kalmazdı.

Geleceği düşününce, tahliye edilecek insan sayısının az tutulması en doğrusuydu.

—Düşündüğümden çok daha az insanı kurtarabiliyordum.

Başım önümde öylece dururken önümden üç kişilik bir aile geçti.

Ortalarında çocukları, iki yanda ise elinden tutan anne babası vardı.

Küçük çocuk gökyüzünde süzülen aya bakıyordu.

"Ay dede! Baba, anne, bakın! Ben büyüyünce uçan gemiyle aya gideceğim!"

Çocuğun bu imkansız hayali karşısında anne babası acı acı gülümsedi.

"Aya gitmek biraz zor be oğlum. Ama gemici olabilirsin bak."

"Gerçekten mi?"

Annesi şefkatle çocuğun başını okşadı.

"Günün birinde aya kadar gidebilen uçan gemiler de yapılır elbet."

"Evet! O zaman ben de babamla annemi aya götürürüm!"

O anlık heyecanla, küçük çocuk gelecekte gemici olup aya gitmeye karar vermişti bile.

Fakat hemen ardından olan oldu.

"Öhö, öhö!"

Çocuk öksürmeye başlayınca babası telaşla onu kucağına aldı.

"Bugün kendini çok yordun. İyi misin?"

"Evet. Bugün kendimi çok iyi hissediyordum, tüh ya."

"Yakup, yakında tamamen iyileşeceksin. O zaman babanla dışarıda bol bol oynarsınız."

"—Ben gerçekten iyileşecek miyim?"

"Elbette iyileşeceksin."

Anne babanın, umutsuzluğa kapılan çocuklarının önünde gözyaşları içinde onu teselli etmeye çalışması zihnime kazındı.

Uzaklaşan üç kişilik ailenin arkasından öylece bakakaldım.

Çocuğun o halini görünce aklıma Erika geldi.

—Gelecekte Erika gibi çocukların sayısı daha da mı artacaktı?

Çevreye uyum sağlayamayarak acı içinde mi kıvranacaklardı?

Ben kara kara düşünürken Luxion beni uyardı.

'Efendim, herkesi kurtarmaya çalışmak kibirden başka bir şey değildir. Sizin öncelikle kurtarmanız gereken insanlar var. Bunu unutmamalısınız.'

"Evet, haklısın. Ben..."

Sadece etrafımdaki insanlara öncelik vermem yeterliydi.

Angie, Livia, Noel... Ve tabii ki ailem ile akrabalarım önceliğim olmalıydı.

Adını bile bilmediğim yabancılar uğruna değer verdiğim insanları tehlikeye atmak büyük bir hataydı.

Sağ elimi sol elimle sımsıkı kavradım.

Var gücümle sıktım. Kendimi bastırmak istercesine. İçimdeki o aptalca düşünceleri yok etmek istercesine.

Az önceki o ailenin görüntüsüyle birlikte, yengem Dorothea'nın karnındaki o henüz doğmamış canın sıcaklığı sağ elimde asılı kalmıştı.

Gelecekte daha kaç çocuk kurban gidecekti? Bunu düşünürken farkında olmadan ellerimi serbest bıraktım.

Ve o an gerçeği idrak ettim.

—Görünüşe göre ben, mantıklı olanı seçmeyi beceremeyen koca bir aptalım.

"Kararımı verdim, Luxion."

'Güzel, hemen tahliye edileceklerin listesini—'

"Savaşacağız."

'Efendim?'

Banktan kalkıp iyice bir gerindim ve her zamanki halime döndüm.

Düşünmeyi bırakıp harekete geçme vaktiydi.

"Fazla düşünmek insanı köreltir derler, değil mi? Kafam iyice şişti, bu yüzden Arcadia ile savaşmaya karar verdim."

'Size defalarca söyledim, benim gücüm onu yenmeye yetmez.'

"O zaman tek başıma savaşırım."

'Şaka yapmayı kesin lütfen. Bu düpedüz intihardır.'

"—Öyle olsa bile. Bu duruma eli kolu bağlı seyirci kalamam."

Burada adalet şövalyeliği yapacak değilim.

Ama hiçbir şey yapmadan arkama bakmadan kaçarsam, hayatım boyunca pişman olacağımdan eminim.

Ömrümün sonuna kadar vicdan azabıyla yaşamak... İşte bunu asla istemiyorum.

"Bana yardım etmeyecek misin, Luxion?"

'Efendim, nasıl bu kadar aptal olabiliyorsunuz?'

Luxion verdiğim kararı kabullenemiyormuş gibi sarsıldı.

Duygularını ifade etme biçimi gittikçe çeşitleniyordu sanki.

"Önceki hayatımda da iflah olmaz bir piçtim zaten. Ben de akıllıca yaşamak isterdim tabii."

'Öyleyse—'

"Ama bir aptal ne yaparsa yapsın bilge olamaz. Reenkarnasyon bile özümü değiştirmeye yetmemiş demek ki. Bu ikinci hayatımda yeni bir şey öğrenmiş oldum."

Luxion pes etmiş olacak ki son bir kez teyit etmek istedi.

'Ciddi misiniz?'

"Senin gibi bir yapay zekanın benim gibi berbat bir efendiye çatmış olmasına üzüldüm doğrusu. —Kusura bakma, Luxion."

'Gerçekten de görüp görebileceğim en kötü efendisiniz.'

"Bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum."

Savaşmaya karar verdikten sonra hem benim hem de Luxion'un eli hızlıdır.

Bu tür durumlara bu kadar çabuk alışıyor olmama kendim bile gıcık oluyorum.

'Kazanma koşullarını belirleyelim. Amacınız tam olarak nedir?'

"Arcadia'yı gökyüzünden aşağı indirip parçalamak."

'Bu delilik.'

"Haha, harika! —Gerekirse onunla beraber yok oluruz, ama yine de o işi bitireceğim."

—Sonunda ölüm bile olsa, o Arcadia denen şeyi mutlaka batırmam gerekiyordu.

Muhtemelen bu hayattaki tek varoluş amacım bu olacaktı.

Ve sonra...

"Belki de bu sayede senin de dileğini gerçekleştirebilirim, Luxion."

'Benim dileğimi mi?'

"Yeni insanlığın geride bıraktığı o savaş oyuncaklarıyla dövüşeceğim. Hepsini yerle bir edip eski insanlığın soyundan gelenleri koruyacağım. Tabii, hayatta kalmayı başarabilirsek."

Ben acı acı gülümserken Luxion bir anlığına duraksadı.

'Benim dileğim... Benim dileğim demek...'

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.