Sahte Azize

Beş Aptal, Leon'u aramak için yola koyulmuşken Marie belli bir yere varmıştı.

Kraliyet başkentindeki görkemli binaya birçok insan dua etmek için geliyordu.

Tapınak... Holfort Krallığı'nda halkın çoğunluğu tarafından desteklenen dini kurumdu.

Marie, başkentteki merkez tapınağın uzun merdivenlerini tırmanıp yaklaştığında, tapınak şövalyeleri ellerindeki mızrakları ona doğrulttu.

Onlar tapınağa hizmet eden şövalyelerdi; hizmet etmeleri gereken asıl efendileri ise tapınağın tapındığı tanrı ve Azize'ydi.

Onların gözünde, iki yıl önce Azize rolü yapan Marie, nefret edilmesi gereken lanetli bir varlıktan ibaretti.

— Ne yüzle buraya gelirsin, seni gidi günahkar!

— Bu çevreye yaklaşmaman gerektiğini söylemiştik!

Kendisine mızrak doğrultan iki tapınak şövalyesini gören çevredeki halk fısıldaşmaya başladı.

Marie hiç umursamadan öne doğru adım atınca, şövalyeler mızraklarıyla yolunu kesti.

— Dur dedik sana... Ha?!

Marie, iki mızrağı da elleriyle kavradığı gibi sahip olduğu o muazzam fiziksel güçle şövalyeleri havada savurup fırlattı.

Büyü gücü Marie'nin bedenini sarmalamıştı.

Hafif, beyaz bir ışıkla kaplanan Marie, doğrudan binanın içine doğru yürüdü.

İçeri dua etmeye gelen insanları kabul etmek için iki yana açılan devasa kapılar ardına kadar açıktı.

Binanın en derin kısmında, beyaz ve göz alıcı bir kadın heykeli duruyordu.

Azize... Özenle cilalanmış beyaz bir parıltı yayan heykel, altın süslemelerle bezenmişti.

Sağ elinde altın bir asa tutuyor, sol bileğinde ise bir bilezik taşıyordu.

Boynunda bile bir kolye vardı. Bu manzarayı gören Marie'nin bakışları keskinleşti.

Gürültüyü duyan tapınak şövalyeleri toplanmaya başladı, rahipler de birer birer ortaya çıktı.

Aralarındaki en rütbeli görünen rahip, yürümekte bile zorlanacak kadar obez bir adamdı.

İri yarıydı, etli parmaklarına büyük mücevherlerle süslü birçok yüzük takmıştı.

Marie'nin gözünde tam bir dünya malına tapan yozlaşmış biri gibi görünse de, tapınağın öğretilerinde sadeliği öven bir kural yoktu.

— Senin gibi birinin bu kutsal topraklara ayak basmasına izin verilemez! Tapınak şövalyeleri, bu kadının boynunu vurmanıza izin veriyorum!

Başrahip olduğu anlaşılan adamın bu sözleri üzerine diğer rahipler tereddüte düştü.

— Ama yapılan anlaşmada o kıza dokunulmayacağı yazıyordu...

— Bu bölgeye adım atmamak da anlaşmanın şartlarından biriydi. Anlaşmayı bozan bu kız oldu! Hadi, Azize-sama'nın gazabını tadın!

Tapınak şövalyeleri silahlarını kuşanıp Marie'ye doğru yaklaştı.

Ancak Marie'nin gözü onlardan hiçbirini görmüyordu.

Baktığı tek şey Azize'nin kutsal eşyalarıydı... O otome oyununun kilit eşyaları.

— Şu an güce ihtiyacım var. Beni bir kez olsun kabul ettiysen... Sadece bu seferlik bana gücünü ödünç ver.

Konuştuğu şey, elbette cevap vermesi imkansız olan Azize heykeliydi.

Şefkatle gülümseyen Azize heykeli, doğal olarak Marie'ye hiçbir tepki vermedi.

Başrahip, Marie'nin bu haline küçümseyerek baktı.

— Neler saçmalıyorsun öyle? Azize-sama senin gibi birine neden cevap versin ki? Hadi, parçalara ayırın şunu!

Öfkeden gözü dönmüş tapınak şövalyeleri tam Marie'ye saldırmak üzereydi.

Marie olduğu yerden kımıldamadan sağ elini Azize heykeline doğru uzattı.

— Abimi kurtarmak için güce ihtiyacım var. Bu yüzden... Çabuk ol da bana gücünü ver artık!

Bu çığlığa tepki veren Azize heykeli değil, üzerindeki altın teçhizatlardı.

Azize'nin bileziği heykelin sol kolunu parçalayarak Marie'ye doğru uçtu ve sol bileğine yerleşti.

Asa, heykelin sağ kolunu un ufak ederek Marie'nin hemen önüne uçup zemine saplandı.

Kolye ise heykelin boynunu parçalayıp doğrudan Marie'nin boynuna kenetlendi.

Üç kutsal eşya da Marie'yi efendisi olarak kabul etmiş, üzerlerine doğru gelen tüm kılıçları ve tapınak şövalyelerini tek bir hamlede savurmuştu.

Marie'nin merkezinden yayılan şok dalgasıyla havaya uçan şövalyeler, sütunlara ve duvarlara çarparak acı içinde kıvranmaya başladı.

Marie sağ elini uzatıp asayı kavradı ve eşyalara fısıldadı:

— Teşekkürler. Bana bir kez daha gücünüzü ödünç verin. Bu sefer hata yapmamak için.

Livia'dan Azize unvanını zorla aldığı zamanki durumdan tamamen farklıydı.

Kendisi için değil, bu sefer abisi için... Leon için Azize'nin gücüne ihtiyacı vardı.

Başrahip tir tir titriyordu.

— Nasıl olur... Kutsal eşyalar nasıl olur da sahte birini kabul eder? Böyle bir şey imkansız! Olmamalı!

Marie, başrahibi tamamen görmezden gelerek etrafta yerde yatan şövalyelere baktı.

Az önceki darbeden sonra ayağa kalkacak halleri kalmamış gibi görünüyordu.

Asayı sıkıca kavrayan Marie, gözlerini kapatıp Azize'nin gücünü serbest bıraktı.

— Kusura bakmayın artık. Şimdi sizi iyileştireceğim.

Bunu söylemesiyle birlikte Marie'nin bedeninden yayılan sıcak, beyaz bir ışık tüm tapınağın içini kapladı.

Işık çekildiğinde, şövalyeler vücutlarındaki acının tamamen yok olduğunu fark edip şaşkınlıkla kalakaldılar.

— İ-İnanılmaz... Hiç acı kalmadı.

— Böyle bir iyileştirme büyüsünü ilk defa görüyorum.

— Olamaz... Yoksa bu hanımefendi gerçekten Azize-sama mı?

Şövalyelerin Marie'ye bakışları bir anda tamamen değişmişti.

Rahipler şaşkınlıktan tek kelime edemezken, başrahip ise olduğu yere yığılmış, titreyen parmağıyla Marie'yi işaret ediyordu.

Yüzündeki tüm kan çekilmişti.

— Y-Yoksa siz... Gerçekten Azize-sama mısınız?

Marie dudağının kenarıyla hafifçe sırıtarak asayı saplandığı yerden çıkardı ve omzuna yasladı.

— Aynen öyle. Şimdi bana düzgünce hizmet edin bakalım.

Bu kendinden emin ve mağrur tavır karşısında rahipler birbirlerine baktı, ardından diz çöküp secde ettiler.

Tapınak şövalyeleri tek dizlerinin üzerine çökerek başlarını eğdi.

Başrahip ise son derece komik bir şekilde secdeye kapandı.

— Lütfen bizi bağışlayın! Sizin sahte olduğunuz yanılgısına düşmüştük! H-Hemen Azize-sama'ya yaraşır bir karşılama hazırlatıyorum!

Önünde titreyen başrahibe bakan Marie, bu lüks muameleyi elinin tersiyle itti.

— Gerek yok. Ondan ziyade, burada Azize ile ilgili kadim kitapların saklandığı bir yer var, değil mi? Beni hemen oraya götürün.

Başrahip başını kaldırıp şaşkınlıkla sordu:

— Kütüphaneden mi bahsediyorsunuz? Azize-sama olduğu için tabii ki girmesine izin var ama...

— Uzatmayı kes. Çabuk yolu göster.

— D-Derhal!

Marie'nin emri üzerine başrahip aceleyle kadın rahipleri çağırıp Marie'ye rehberlik etmelerini söyledi.

Kütüphaneye doğru yürürken Marie, nihayet aradığı şeyi elde edeceğinden artık tamamen emindi.

'Ne olur ne olmaz diye Azize'nin gücüne ihtiyacım var.'

Birazdan gireceği kütüphanede, bizzat geçmişteki Azize tarafından yazılmış, özel büyülerin yer aldığı kitaplar bulunuyordu.

Azize'nin kullandığı söylenen efsanevi büyüler...

Sadece gerçek bir Azize'nin yeteneğine ve onun kutsal eşyalarına sahip olanların kullanabileceği büyüler.

Marie, bu büyülerden öğrenebildiği kadar çok öğrenmeye kararlıydı.

'Abimi bir daha asla kaybetmeyeceğim.'

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.