Üç Gücün Kesişimi

Kızıl Kule'ye doğru üç güç akın ediyor.

Bunlardan ilki, vahşi bir hışımla ortalığı kasıp kavuran Zorba.

Bronzlaşmış bir dev gibi duran bu adam, tırpanı andıran devasa bir demir kütlesini, ham gücüyle birleştirerek hortlakları yarıp geçiyor.

Kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemiyor. Yaklaşanlar, bir an içinde paramparça olmaya mahkum.

Bir sonraki güç ise kuleye doğru süzülen Ruh Tilkisi.

Büyüleyici güzellikte, kar beyazı kürkleri olan bir tilki kadın o. Dokuz kuyruğu ay ışığında parıldıyor. Her iki elinde de demir çerçeveli birer yelpaze tutuyor ve hortlakları birbiri ardına biçerken zarif bir dans sergiliyor.

Kimono'sunun arasından süzülen baştan çıkarıcı tenine gözleri bir an takılanları, ebedi uykularına gönderiyor.


Yaratıkları katlederken, bu iki güç çatışıyor.

“Kahrolası tilki!”

“Ne kadar da zahmetli bir adamsın sen.” Ruh Tilkisi, Zorba'nın tırpanını ustaca savuşturuyor.

Silah yere çarptığında, büyük bir toz bulutu yükseliyor.

“Uzun zaman oldu, Ruh Tilkisi.” Juggernaut'ın yüzüne şeytani bir gülümseme yayılıyor.

Yukime can sıkıntısıyla içini çekiyor. “Şahsen, seni hiç görmemeyi tercih ederdim.”

“Hey, ben sadece kan emiciler için buradayım. Ama senin kıçını da toprağa gömmekten mutluluk duyarım.” Juggernaut devasa silahını bir oyuncak gibi savuruyor.

“Kimse ısrarcı adamlardan hoşlanmaz, bilirsin.” Yukime de yelpazelerini hazırlıyor.


Ancak ikisi tam saldırıya geçmek üzereyken, son güç bulundukları noktaya doğru yaklaşıyor.

Kömür karası bir palto giyen bir adam, gecenin içinden sessizce süzülerek iniyor.

Ardından, göz açıp kapayıncaya kadar, peşindeki üç vampiri canlı canlı parçalıyor.

Adamın çevikliği Zorba'yı hayrete düşürüyor. Hareketleri akıcı, patlayıcı ve ezici bir güce sahip. Zorba bile adamın güçlü olduğunu kabullenmek zorunda kalıyor.

Ruh Tilkisi'ni etkileyen ise kılıcını kullanış biçimi oluyor.

Uzun zamandır yaşıyor, ama böylesine güzel bir kılıç ustalığına veya böylesine verimli, ekonomik bir tekniğe hiç rastlamamış. Kılıç dansı adeta bir sanat eseri; öyle ki Yukime'yi bile hayran bırakıyor.


İkisi aynı anda konuşuyor.

“Sen de kim oluyorsun...?”

“Peki bu da kimmiş...?”

Siyahlı adam, kılıcındaki kanı silkeleyerek onlara dönüyor.

“Adım Shadow. Karanlıkta pusuya yatar, gölgeleri avlarım...”

Ve böylece, üç güç çarpışıyor.

Üçü de birbirine gözünü dikip sindirmeye çalışıyor.

Yukime'nin gözleri durgun su birikintileri gibi. Juggernaut'ınkiler ise simsiyah ve şahin bakışlı. Shadow'unkiler ise kızıl, parıldayan ve insanlık dışı.

“Shadow...? Sanki adını daha önce duymuş gibiyim.”

“Söylentilere göre, şehrin dışında Shadow Garden adında gizemli bir silahlı grup varmış. Lideri de aynı isimle anılıyormuş anlaşılan.”

“Ha, demek o Shadow buymuş.”

“Söylentilerin doğruluğu şüpheliydi, ama anlaşılan adamın bu iddiaları destekleyecek becerileri var.”


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.