İşten eve dönerken, etrafımdaki sıcağı yok saymaya çalışıyor, düşüncelere dalıyordum. İşten ayrıldığımda, Ichinose-san'dan daha da uzaklaşacağım sanırım. Ancak, o zaman yabancılaşsak bile, onun sıkıntılarını duymuşken tamamen görmezden gelemem. Gelgelelim, bu durumlar kendi ailesiyle ilgili; bu yüzden burnumu sokmak sadece kötü bir davranış olabilir. Sonuçta ben sadece onun iş yerindeki kıdemlisiyim. Bana bunları anlatması gerçekten uygun muydu?
Acaba Ichinose-san neden tüm bunları bana anlattı? Daha önce pek konuşmuşluğumuz yoktu, üstelik işteki ilk gününde ona soğuk sözler yağdırmıştım. Bu şekilde düşününce, varılacak tek bir cevap vardı.
"Çünkü bu konuda konuşacak başka kimsesi yok." Garip bir ağlama isteği duydum. Bunu sık sık düşünüyordum ama… bu gerçekten kaba bir varsayım, değil mi? Sanki ona tepeden bakıyormuşum gibi. Ancak, elimden bir şey geleceğini sanmıyorum. Ichinose-san'ı okulda başka kimseyle konuşurken hiç görmedim.
Üstelik, Ichinose-san en azından duygusal olarak bağımsız olmaya çalışıyor; muhtemelen bu yüzden buna zamanı bile yok. Daha güçlü olmaya çalışıyor ki yalnız başına acı çekmesin. O kadar ki, benim gibi neredeyse bir yabancıya bunu anlattı.
Şimdi söyleyeceğim şey başka bir varsayım. Eğer Ichinose-san bunu yapmazsa, eninde sonunda bir şeyler dökülecek. Tıpkı kendini korumak için bana durumunu anlattığı gibi. Eğer ailesine söyleseydi, ağabeyi bazı koşullar altında acı çekebilirdi. Eğer Büyükbaba'ya söyleseydi, ona sempati duyacağını sanmıyorum. Büyükbaba'nın karısı muhtemelen ona moral bozucu sözler söylerdi. Yani, eğer Ichinose-san'ın yakın olduğu bir kız arkadaşı olsaydı… muhtemelen bunları duymazdım.
"Benden bir şey mi bekliyor…?"
Bir elimde gazlı meyve suyuyla bir otomatın yanında durdum. Pes doğrusu, ben ne biçim bir başrolüm? Olamaz… Eğer öyle olsaydı, sevimli kızlar arasında popüler, her sporda bir numara olurdum. Elbette, ablam nazik ve onur öğrencisi olurdu… Ah, dur hayır, abi takıntılı bir kız kardeşim olurdu… Hım? Bu garip bir şekilde tanıdık geliyor.
Belki de onun yerine Sasaki'ye sorsaydı daha iyi olurdu? Yapabileceğim en iyi şey, onun iş yerindeki kıdemlisi olmak. Ona sadece en sıradan şeyleri öğretebilirim. Sunabileceğim tek şey bu. Gerçekten de oldukça önemsizim.
"Ş-Şey…?"
Aslında orada uzun zamandır bunu düşünüyordum. Elimdeki meyve suyu kutusu zaten boşalmış, içimdeki ferahlatıcı his gitmişti. Şimdi sadece tatlıydı. Belki Sasaki meyve suyunu içmede daha iyi olurdu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.