Ara sınavlara yaklaşık bir hafta kala öğleden sonra, biz Astronomi Kulübü üyeleri olarak kulüp odasında toplanmış, sınav çalışıyorduk. Ai-san'ın önerisiyle tüm kulüp üyeleri bir araya gelip bir çalışma grubu kurmaya karar vermiştik.
Odanın ortasında birleştirilmiş iki uzun masanın etrafına beş sandalye dizilmişti. Ben tam Shimizu-san'ın karşısında, sağımda Seto-san, Seto-san'ın karşısında Ai-san ve bana göre Ai-san'ın sağ tarafında da Yosuke-san olacak şekilde oturuyorduk.
"Daha fazla yapamayacağım!"
Sınav çalışmaya başlayalı henüz on dakika kadar olmuştu ki, Ai-san erkenden havlu attı.
"Daha yeni başladık. Gayret et biraz."
"Gayret ediyorum zaten, her şey gökyüzü gözlemi yapabilmek için. Ama henüz motoru çalıştıramadım bir türlü."
"Haa... Motorun çalışması için ne yapmamız gerekiyor peki?"
Yosuke-san bir iç çekerek, bir çocuğa soru sorar gibi nazikçe sordu.
"...Ne söylersem söyleyeyim kızmayacağına söz verir misin?"
Ai-san, ailesinden bir şey isteyecek olan bir çocuk gibi Yosuke-san’ın yüz ifadesini süzüyordu.
"Kızılacak bir şey söyleme o zaman... demek isterdim ama öyle dersem ne bu konuşma ne de sınav çalışması ilerleyecek. Mümkün olduğunca sakin kalmaya çalışacağım."
"Teşekkürler Yosuke! O zaman söylüyorum! Eğer bu ara sınavlarda notlarım iyi gelirse... Bir ödül istiyorum!"
"Ai, sen var ya..."
Yosuke-san bıkkın bir ifadeyle Ai-san’a baktı.
"Hayrola Yosuke, niye öyle suratın asıldı?"
"Kimin yüzünden bu hale geldiğimi sanıyorsun?"
"Yosuke'nin annesi ve babası yüzünden?"
"Şu an genetikten bahsetmediğimizi biliyorsun değil mi?"
Shimizu-san araya girip lafı yapıştırdı. Muhtemelen daha fazla dayanamamıştı.
"Hem zaten neden sana ödül vermem gerekiyormuş ki?"
"Eee? Gökyüzü gözlemi için?"
"Gökyüzü gözlemi yapmayı asıl isteyen sensin zaten."
"Öyle ama..."
"İç çeker"
Yosuke-san tekrar hafifçe içini çekti.
"Elden bir şey gelmez. Sen böyle isteksiz durursan, seni gören diğer kulüp üyelerinin de motivasyonu düşebilir. Bu yüzden sadece bu seferlik isteğini kabul edeceğim."
"Yosuke!"
Ai-san'ın yüzü bir anda aydınlandı.
"Fakat çok pahalı bir şey olmayacak, anlaştık mı?"
"Tabii ki, emriniz olur!"
"Peki hedef puanın ne? En azından Öğrenci Konseyi üyeleri için belirlenen baraj puanının üzerinde olsun."
Öğrenci Konseyi üyeleri için sınavlarda bir hedef puan mı belirleniyordu? Bunu bilmiyordum.
"Ta-tabii ki... O hedefledikleri toplam puanın on puan fazlası falan nasıl?"
"Yine pazarlık yapıp puanı kırmaya çalışma. Toplam puanın otuz puan fazlasına ne dersin?"
"Yosuke-san, Öğrenci Konseyi'nin hedef puanını her seferinde ucu ucuna tutturduğumu biliyorsun değil mi?"
"Her sınav öncesi sana ders çalıştıran benim, o yüzden herkesten daha iyi biliyorum. Eğer birinden ödül koparmak istiyorsan, en azından bu kadar çabalaman gerektiğini söylüyorum."
"Mmm..."
Ai-san, Yosuke-san'ın gözlerinin içine baktı ama bu taktik işe yaramış gibi görünmüyordu.
"Tamamdır! Öğrenci Konseyi üyelerinin hedeflediği toplam puanın otuz puan fazlasına el sıkışalım! Ama bunu başarırsam ödülümü kesinlikle isterim, ona göre!"
"Tamam, sözüm söz. Gücümün yettiği her şeyi yapacağım."
"Millet, hepiniz duydunuz değil mi? Yosuke ne istersem yapacağını söyledi!"
"Duydum."
Seto-san ifadesini hiç bozmadan onayladı.
"Gücümün yettiği her şeyi yapacağım dedim. Kelimeleri işine geldiği gibi kırpma."
"Öyle imkansız şeyler istemeyeceğim, merak etme."
"Öyle mi? Neyse, yapamayacağım bir şey olursa hayır derim, olur biter."
Yosuke-san ne kadar söylenirse söylensin, Ai-san'a karşı hep biraz yumuşak davranıyordu.
"Pekala! Madem ortada bir ödül var, motivasyonum üç katına çıktı! Herkes gökyüzü gözlemi için sınavlara asılsın bakalım! Oley!"
Ai-san sağ yumruğunu heyecanla havaya kaldırdı.
"O-oley..."
"Oley."
"O, oley."
Ben, Seto-san ve Yosuke-san, Ai-san'dan biraz gecikmeli olarak ellerimizi havaya kaldırdık.
"Bir saniye Kei, burada hep beraber oley dememiz gerekmiyor muydu!"
"Asla yapmam!"
Shimizu-san biraz utanmış gibiydi.
"Ah Kei, amma da utangaç çıktın sen de. Neyse, çalışma grubumuz devam ediyor!"
Bu komutla birlikte herkes tekrar ders kitaplarına ve notlarına gömüldü.
"Hondo-kun, biraz bakar mısın?"
"Ne oldu Seto-san?"
Çalışmaya yeniden başlamamızın üzerinden yaklaşık otuz dakika geçmişti ki Seto-san bana seslendi.
"Anlamadığım bir yer var, bana anlatabilir misin?"
"Olur tabii ama Yosuke-san veya Ai-san anlatsa daha iyi olmaz mı..."
Gözlerimi Yosuke-san ve Ai-san’a çevirdiğimde, Yosuke-san’ın şu an Ai-san’a bir şeyler anlatmakla meşgul olduğunu gördüm. Benim dışımda Shimizu-san’a da sorabilirdi ama Seto-san hâlâ Shimizu-san’a karşı bir çekingenlik hissediyor olabilirdi.
"Ai-senpai ve Sakata-senpai şu an meşgul görünüyor, onları bölmek istemedim."
"Haklısın. Bildiğim kadarıyla anlatmaya çalışırım."
"Teşekkürler. Anlamadığım kısım şurası..."
Seto-san'ın takıldığı nokta, neyse ki benim de açıklayabileceğim bir konuydu.
"Bak şimdi, burası..."
Ders kitabı ve notlar üzerinden Seto-san'a konuyu açıklarken, bir anda birinin beni izlediği hissine kapıldım. Etrafıma bakındım ama kimse bana bakmıyordu.
"Hondo-kun, bir şey mi oldu?"
"Yok, sanırım hayal görmüşüm. Anlatmaya devam ediyorum."
Açıklamaya geri döndüm. Fakat yine birinin bakışlarını üzerimde hissettim. Bu sefer hızla başımı çevirince Shimizu-san ile göz göze geldim.
"Shimizu-san?"
"Ş-şey, bir şey yok be!"
"Öyle mi?"
"Hondo-kun, devam eder misin?"
"Hı hı, tamam. İşte burası da..."
Madem kendisi bir şey yok diyordu, o zaman az önce bana bakıyor olması sadece bir tesadüftü herhalde. Tekrar Seto-san'a konuyu anlatmaya odaklandım.
"Şimdi çok iyi anladım. Teşekkürler Hondo-kun."
"Rica ederim, işine yaradıysa sevindim."
Seto-san'ın kavrayışı yüksek olduğu için açıklamam beklediğimden kısa sürmüştü.
"Yine takıldığım bir yer olursa sorabilir miyim?"
"Anlatabileceğim bir şeyse tabii ki."
"Tamamdır, şimdiden teşekkürler."
"Rica ederim."
Böylece Seto-san ve ben tekrar kendi sınav çalışmalarımıza döndük.
"Kei-san, yüzün neden öyle asık?"
"...Asık falan değil."
"Asıktı işte. Resmen suratın mahkeme duvarı gibiydi. Boynuzun çıktı mı diye kontrol ettim hatta."
"Çıkmamış olması ne kötü. Çıksaydı sana kafa atardım."
"Sen benim o güzel yüzüme delik mi açmak istiyorsun yani?!"
Yosuke-san'ın dersi bitmiş olmalıydı ki, bu sefer Ai-san ve Shimizu-san arasındaki o kardeş şamatası başladı.
"Aman da aman, bizim Kei kıskanmış mı acaba? Ne kadar da tatlı."
"Öyle bir şey yok."
"Var var. Değil mi Yosuke?"
"Boş boş konuşacağına dersine bak."
"Deyip de inkar etmeyen bir Yosuke klasiği işte."
Shimizu-san'ın olduğu tarafa baktığımda, Shimizu-san’ın Yosuke-san’a dik dik baktığını, Yosuke-san’ın ise gözlerini kaçırdığını gördüm. Daha fazla izlememem gerektiğini hissederek başımı notlarıma eğdim.
"Dürüst olsan her şey daha kolay olacak aslında."
"K-kes sesini."
"Neyse, elinden bir şey gelmez tabii, karakter meselesi."
"Şimdi çakacağım bir tane."
"Ooo, korktum valla. Ablacığın dersine dönüyor o zaman."
Kardeşlerin konuşması bitince kulüp odasına yeniden bir sessizlik çöktü.
'Hayda, bu problem nasıl çözülüyordu ki?'
Oda sessizliğe büründükten bir süre sonra, bu kez ben tıkandım. Ders kitabını ve notlarımı tekrar tekrar kontrol edip üzerine düşünsem de bir türlü çözüm yolunu bulamıyordum.
'Böyle devam ederse bir arpa boyu yol gidemeyeceğim, iyisi mi birine sorayım.'
Şansıma şu an kimse konuşmuyordu, yani birine soru sormak sorun olmazdı. Kısa bir süre düşündükten sonra belirli birine seslenmeye karar verdim.
"Shimizu-san, biraz vaktin var mı?"
"Ne var?"
"Yapamadığım bir soru var da, bana anlatabilir misin?"
"Neden ben? Şu an benden daha zeki olan Yousuke de boşta işte."
Shimizu-san tarafından aniden adı anılan Yousuke-san bakışlarını bize çevirdi.
"Boşta falan deme. Sınava çalışıyorum şurada. Tabii, yapamadığın bir soru varsa elbette anlatırım."
"Bir dakika Yousuke! Ne bu 'nazik senpai' ayakları! Şimdi sırası mı!"
"Ö-özür dilerim."
Yousuke-san, Ai-san tarafından nedense mantıksız bir sebeple azarlanıyordu.
"Şey, Shimizu-san'a sorması daha kolay geldi de ondan... Rahatsız mı ettim?"
"O-o kadar da demedik herhalde! Of, elden bir şey gelmez. Nereyi anlamadın?"
"Şey, şu soru..."
"Hey Ai, ne sırıtanıp duruyorsun?"
Ai-san'a baktığımda, gerçekten de yüzünde sinsi bir gülümsemeyle Shimizu-san'ı izlediğini gördüm.
"Yer mi değiştirseniz? İkiniz de o konumlardayken birinin anlatması, diğerinin öğrenmesi zor olmuyor mu?"
Haklıydı, şu an Shimizu-san tam karşımdaydı ama yanında olursam anlamamın daha kolay olacağını hissediyordum.
"O zaman ben Shimizu ile yer değiştireyim."
Gönüllü olan, yanımda oturan Seto-san'dı.
"Seto-san, emin misin?"
"Sorun değil. Anlamadığım bir yer olursa Ai-senpai'nin... yanındaki Sakata-senpai'ye sorarım."
"Şey, Mio-chan? Ben üçüncü sınıfım farkındasın değil mi? Sizin sınav konularınızı bir yıl önce gördüm."
"Öğrenmiş olmakla öğretebilmek farklı şeyler."
"Güm... Sağlam darbe. Bugünlük bu kadar olsun bakalım..."
"Shimizu, hadi yer değiştirelim."
"O-olur."
Böylece Shimizu-san yanıma, Seto-san ise Ai-san'ın yanına geçti.
"O zaman Shimizu-san, tekrar şimdiden teşekkürler."
"Hı-hı."
"Az önce dediğim gibi, şu soruyu anlayamadım."
"Bu soru mu? O şöyle..."
Shimizu-san, ders kitabını kullanarak yapamadığım soruyu basit bir dille açıkladı. Arada dersleri assa da, Shimizu-san aslında derslerinde kötü biri değildi. Bunun en büyük kanıtı, sınav sonuçları yüzünden öğretmenler odasına çağrıldığını hiç görmemiş olmamdı. Muhtemelen evde düzenli olarak çalışıyordu.
"...yaparsan sonuca ulaşırsın. Anladın mı?"
"Evet, teşekkürler Shimizu-san. Çok açıklayıcı oldu."
"O kadar zor bir soru değildi zaten... Başka yapamadığın var mı?"
"Ha? Şey, bir saniye bekle."
Ders kitabındaki sorulara bakarken yine nasıl çözüleceğini bilmediğim bir soruya rastladım.
"Bu soruyu da anlayamadım, anlatır mısın?"
"O soru da..."
Kitaba bakmak için Shimizu-san vücudunu bana doğru yaklaştırdı. Yüzü, benimkine epey yakındı.
"S-Shimizu-san!? Biraz fazla yakın değil miyiz?"
"Ha? Ah..."
Shimizu-san da durumu sonunda fark etmiş olacak ki telaşla mesafe koydu. Görünüşe göre bunu bilinçsizce yapmıştı.
"Pardon... Kitaba bakmaya odaklanmıştım..."
"Ben de özür dilerim. Kitabı senin tarafına çekmeliydim."
Yaz yavaş yavaş yaklaştığı için miydi acaba? Yüzüm yanıyordu. Tam bunları düşünürken, yine bir yerlerden birinin beni izlediğini hissettim. Etrafıma baktığımda, bu seferki bakışların sahibi Shimizu-san değildi.
"Neden öyle bakıyorsunuz Ai-san?"
"Sevsinler sizi, pek bir tatlısınız canım."
"Sinirimi bozuyorsun, dışarı gel."
Ai-san'ın tek cümlesiyle Shimizu-san çoktan savaş moduna geçmişti bile.
"Aşk olsun, ikinizin bu toy ve sevimli hallerine duygulanıp içimden gelerek tatlısınız dedim sadece!"
"Ben de bunun sinirimi bozduğunu söylüyorum işte!"
"Tamam sakin ol Kei. Ai'nin kötü bir niyeti olduğundan değil... Yok, vazgeçtim, yine de olmaz."
"Destek olacaksan sonuna kadar olsana!?"
"Kusura bakma Ai. Seni kurtarmak benim harcım değil."
"Hemen havlu atma tarafına dümen kırma!?"
"Hadi bakayım, çabuk koridora çık."
"Hiiie, harbi harbi kızmış bu!"
Bana bile Shimizu-san'ın gözleri her zamankinden daha keskin görünüyordu.
"Özür dilerim! Benim hatamdı! Gerçekten affet beni!"
Ai-san ellerini yüzünün önünde birleştirip Shimizu-san'dan af diledi. Shimizu-san bir anlığına nedense bana baktıktan sonra tekrar Ai-san'a döndü.
"Bir dahası olmayacak, ona göre."
"Emredersiniz! Teşekkür ederim!"
Görünüşe göre Shimizu kardeşler arasındaki kavga çıkmadan bir şekilde sonlanmıştı.
"...Hondou."
"Efendim?"
"Devam edelim. Nereyi anlamadıysan söyle."
"Tamam!"
Ondan sonra, aralarda kısa molalar vererek biz Astronomi Kulübü üyeleri, kayda değer bir sorun çıkmadan sınav çalışmamıza devam ettik.
"Tamamdır, saat epey ilerledi, bugünkü çalışma seansını burada noktalayalım."
Tam artık eve dönsek mi diye düşünürken Yousuke-san bize seslendi.
"Çok uzundu ya~. Resmen bir ömürlük ders çalıştım sanki."
Ai-san, ipleri kopmuş bir kukla gibi aniden masanın üzerine yığıldı.
"Yani, senin için gerçekten uzun bir süre iyi dayandın Ai."
"Değil mi! Bu gazla tüm derslerden tam puan almam an meselesi!"
"Fazla havaya girme. Sana vereceğim ödül henüz kesinleşmedi, eve gidince de düzenli çalışmaya devam edeceksin."
"Eee, evde de mi çalışayım yani? ...Neyse, ödül için olduğuna göre mecburen çalışacağız artık!"
Ai-san'ın motivasyonu ödül sayesinde tavan yapmış gibi görünüyordu.
"Ah, durun. Aklıma harika bir fikir geldi!"
"...İçimde kötü bir his var ama."
"Neden öyle diyorsun be! Gerçekten iyi bir şey! Ah, ama seninle alakası olmayabilir Yousuke."
"O zaman içim rahat. Ama kouhailerime rahatsızlık verme sakın."
"Yousuke de amma kaba biri canım. Neyse, benim geri kalan dünya tatlısı kouhailerim, lütfen beni bir dinleyin."
"Nedir?"
Konuşmasını dinlemek için yüzümü Ai-san'a döndüm.
"Şey, Daiki-kun tamam da, neden geri kalan cici kouhailerim sessizce kitaplarını ve notlarını topluyor acaba?"
"Senin lafını dinlemek sadece zaman kaybı."
"Katılıyorum. Böyle durumlarda Ai-senpai'yi görmezden gelmek en iyisi."
"Gözyaşlarımın bendi yıkılmak üzere ama!?"
Böyle giderse Ai-san'ın gerçekten ağlamaya başlayacağını hissettim. Hemen bir şeyler yapmam gerektiğini düşünürken Yousuke-san araya girdi.
"Ai, ağlamadan önce ne diyeceksen de. Kei, Seto, siz de en azından ne diyeceğini bir dinleyiverin."
"...Kısa ve öz anlat. Eve gideceğiz artık."
"Sakata-senpai öyle diyorsa elden bir şey gelmez. Ai-senpai, ne söyleyecektin?"
"Kei, Mio-chan..."
Ai-san duygulanmış görünüyordu. Yousuke-senpai'nin tek bir sözüyle Shimizu-san ve Seto-san dinleme moduna geçmişti. Ne de olsa Öğrenci Konseyi Başkanıydı; Yousuke-senpai insanları yönlendirme konusunda gerçekten ustaydı.
"Evet, açıklıyorum! Bu ara sınavda en iyi toplam puana sahip olan Kouhai-chan'a... Sıkı durun, benden bir ödül gelecek! Yeeey!"
"...Tek coşan sensin, farkındasın değil mi?"
"Hadi canım... A, harbiymiş. Herkes beklenmedik derecede soğukkanlı."
Sözü dinlemek için ellerini durduran Shimizu-san ve Seto-san, çoktan tekrar ders kitaplarını ve defterlerini toplamaya başlamıştı.
"Kei, neden bu kadar soğuksun!"
"Senin vereceğin ödülden hayır gelmez de ondan."
"Bu ne biçim bir güvensizlik böyle! ...Mio-chan, sen öyle düşünmüyorsun değil mi?"
"Tabii ki ben de öyle düşünüyorum."
"Kimse bana inanmıyor mu ya!? Daiki-kun, sen benden bir ödül alacağın için sevinirsin değil mi?"
Ai-san'ın gözleri sanki biraz buğulanmış gibiydi.
"E-evet. Kesinlikle sevinirim sanırım."
Birinden bir şey almaktan temel olarak rahatsızlık duymadığım için bu tam olarak yalan sayılmazdı.
"Duygulandım! Gördünüz mü!"
Hayatımda ilk kez ağzıyla "duygulandım" diyen birini görüyor olabilirim.
"Kei, Mio-chan duydunuz mu? Daiki-kun benden gelecek her türlü ödüle sevineceğini söyledi!"
"Her türlü demedi herhalde."
"Aman, size ödül falan yok artık! Sadece Daiki-kun'a vereceğim!"
"Neyse ne de, şu ödülün ne olduğunu söyleyecek misin artık?"
"A, onu söylemeyi unuttum!"
Hakikaten, ödülün içeriğine dair henüz bir açıklama yapılmamıştı.
"Ödülünüz... Tek bir dileği gerçekleştirme hakkı!"
"Efendim?"
"Ha?"
"Ne?"
Ben, Shimizu-san ve Seto-san neredeyse aynı anda tepki verdik.
"Ai, sen az önce ne dedin?"
"Ooo, ilginizi mi çekti? O zaman bir kez daha söylüyorum, iyi dinleyin! Benden size gelecek ödül, tek bir dileği gerçekleştirme hakkı!"
"Bak Ai, bu kadar büyük konuşman doğru mu?"
Yousuke-senpai endişeli gözlerle Ai-san'a bakıyordu.
"Bir şey olmaz Yousuke. Bizim Kouhai'lerimizin hepsi pırlanta gibi çocuklar, beni zor durumda bırakacak bir şey istemezler."
"Öyle olabilir ama..."
"Ai-senpai, bir soru."
Seto-san usulca elini kaldırdı.
"Tabii Mio-chan, buyur."
"Marketlerde sınırlı sayıda satılan taze kremalı dorayakilerden ısmarlatmam mümkün mü?"
"O kadarcık şey çocuk oyuncağı."
"Market özel serisi olan yeşil çaylı dorayakiyle set yapsak?"
"Tabii ki... Yalnız Mio-chan, sen dorayakiyi biraz fazla mı seviyorsun?"
Ben de Ai-san'la aynı şeyi düşünmüştüm. Seto-san dorayakiyi bu kadar çok mu seviyordu?
"Dorayaki lezzetli, elden bir şey gelmez. Tamam, ben de katılıyorum."
"Tamamdır, bir katılımcı daha cepte. Bakın, iki kişi olduğuna göre kontenjanımız sadece bir kişilik! Acele edin!"
İki kişi dediğine göre beni çoktan katılımcı olarak saymış gibi görünüyordu.
"Zaten katılabilecek bir tek ben kaldım piç kurusu! ...Ayrıca senin yapabileceğin şeylerden isteyeceğim hiçbir şey yok. Toplanmam bitti zaten, ben gidiyorum."
"...Acaba öyle mi?"
"Ne demek istiyorsun?"
"Diyorum ki, Kei'nin arzuladığı şeyler arasında benim yardımcı olabileceğim bir şeyler olabilir."
Ai-san göğsünü kabarttı. Gözlerim istemsizce göğüs bölgesine kayacak gibi olduğu için aceleyle bakışlarımı kaçırdım.
"...Neymiş o arzuladığım şey? Söyle bakalım."
"O zaman birazcık kulağını ver bana."
Bunu söyleyen Ai-san, Shimizu-san'ın yanına gitti ve birkaç saniye boyunca kulağına bir şeyler fısıldadı.
"N-ne..."
"Nasıl? Bence senin için de fena bir teklif değil."
"Gırrr..."
Shimizu-san büyük bir iç savaş veriyor gibiydi.
"...Tamam. Ben de bu iddiaya giriyorum. Ama madem söyledin, o dileği kesin yerine getireceksin!"
"Tabii ki! O zaman herkes katılıyor!"
Böylece biz üçümüz, Ai-san'ın vereceği ödül için ara sınavdaki toplam puanlar üzerinden bir yarışa girdik. Bu arada bir tek ben dileğimi söylememiştim ama bir sorun olmazdı herhalde.
Ara sınavın ilk günü sabahı, sınıfa vardığımda içeride zaten birçok öğrenci vardı. Yeterince çalışmış olup özgüvenli duranlar, pek çalışmadığı için endişelenip bu endişeyi arkadaşlarıyla konuşarak dağıtmaya çalışanlar ya da kimseyle konuşmadan tek başına ders kitabına gömülenler... Her türlü insan mevcuttu.
"Hey, Daiki!"
"Günaydın Toshiya."
"Günaydın. Çalıştın mı bari?"
"Evet, her zamankinden biraz daha fazla çalıştım diyebilirim. Sen?"
"Ben her zamanki gibiyim."
Toshiya'nın "her zamanki hali", ödevler dışında neredeyse hiç ders çalışmaması demekti. Toshiya dışında bir arkadaşım olsa endişelenirdim ama söz konusu o olunca "bir şekilde halleder" dedirtmesi onun en büyük özelliğiydi. Aslında bu çalışma temposuyla bile her sınavda benden yüksek puan alıyordu.
"Bu arada Seto-san'dan duydum, Astronomi Kulübü olarak etüt yapmışsınız? Ne güzel ya, Seto-san'la beraber ders çalışmak... Ben olsam saatlerce çalışırdım."
"Ha ha ha..."
Acı acı gülümser Toshiya'nın durumunda, eğer şart Seto-san'la beraber olmaksa, her gün seve seve ders çalışacağı kesindi.
"Bir de Astronomi Kulübü ikinci sınıfları arasında en yüksek puanı alanın dileğini Ai-san gerçekleştirecekmiş, doğru mu?"
"Seto-san o kadarını da mı anlattı?"
"Aynen, Seto-san için nadir görülen bir hırs vardı üzerinde. Ai-san'a dorayaki ısmarlatacakmış. Ona dorayaki ısmarlamak isteyeceğim kadar tatlıydı anlatırken."
Boş bulunduğum anda Toshiya'dan Seto-san'a dair aşk dolu sözler döküldüğü için, çevreyi kontrol etmem gerektiğini unutmuştum. Aceleyle etrafa baktım ama neyse ki herkes sınav muhabbetine daldığı için bizi dinleyen yoktu.
"Peki Daiki, eğer Astronomi Kulübü içinde birinci olursan Ai-san'dan ne isteyeceksin?"
"Ben mi?"
"O surat ifaden 'hiç düşünmedim' diyor resmen. O zaman ne diye bu sefer her zamankinden çok çalıştın ki?"
"E? Astronomi Kulübü'nün gözlem yapabilmesi için ilk kırka girmemiz gerekiyordu ya..."
"O kulübün meselesi. Senin şahsen istediğin bir şey yok mu? Hani daha önce konuşmuştuk ya, birinin sana bento hazırlamasını istemen falan gibi."
"O zaten bir bakıma gerçekleşti..."
"Gerçekleşti mi? Nasıl yani?"
"Sana söylememiş miydim? Geçenlerde sen toplantıda olduğun için yokken öğle yemeği paramı unutmuştum, Shimizu-san bento'sunu benimle paylaşmıştı."
Tesadüf eseri de olsa, yemeğimi unuttuğum bir gün Shimizu-san'ın el yapımı bento'sundan yeme fırsatım olmuştu. Bu yüzden şu an içimde el yapımı yemek yeme isteği pek kalmamıştı.
"...Anladım. Ben yokken neler olmuş neler. Yine de Daiki, sende hiç hırs yok mu desem ne desem bilemedim. Normalde diğer herifler Ai-san'dan bir dilek hakkı alsa yer yerinden oynardı. Gerçi benim ilgimi çekmiyor ama."
"Birinin benim için bir şey yapması bende biraz mahcubiyet yaratıyor."
"Bu senin hem iyi yanın hem de zayıf noktan bence. Tanımadığın birini geçtim ama tanıdığın birinin nezaketini biraz daha rahat kabul edebilirsin."
Toshiya kendince benim için endişeleniyordu galiba.
"...Haklısın. Eğer ikinci sınıflar arasında birinci olursam ödülün ne olacağını düşüneceğim."
"İşte böyle! İnsanın ne kadar çok hayali varsa o kadar iyidir!"
Tam da her fırsatta hayallerinden bahseden Toshiya'ya yakışır bir sözdü.
"Bu arada konuyla biraz alakasız ama Shimizu-san hakkında son zamanlarda çıkan dedikoduları duydun mu?"
"Bilmem. Shimizu-san bir şey mi yaptı?"
"Korkma, kötü bir söylenti değil. Shimizu-san öğretmenler odasına..."
Toshiya sözünü bitiremeden sınıfın arka kapısı yavaşça, sanki zamanı bükerek açıldı.
"Ha? Biri mi geldi? ...Kusura bakma Daiki, benim artık gitmem lazım."
Bunu diyen Toshiya, hızlı adımlarla kendi sırasına döndü. Onun yerine, oldukça ağır adımlarla bir figür benim sırama doğru yaklaşmaya başladı.
"Gü... Günaydın Shimizu-san."
"...Selam."
Gelen kişi Shimizu-san'dı; daha doğrusu, etrafına zifiri karanlık bir aura yaymış olan Shimizu-san.
"Bugünkü Shimizu-san her zamankinden daha tehlikeli görünmüyor mu?"
"Şşş, duyacak şimdi. Ben hiçbir şey söylemedim bak, bir şey olursa bütün sorumluluk sende."
"Vefasız piç! Başıma bir iş gelirse seni de kesin yanımda sürüklerim!"
Sınıf arkadaşlarımın çoğu, açıkça normalden farklı bir ruh hali içinde olan Shimizu-san'a odaklanmıştı. Shimizu-san ise onlara ne haykırdı ne de görmezden geldi; sadece tek bir bakış fırlattı.
"Hii..."
Kime ait olduğu belli olmayan bir çığlık duyuldu. Shimizu-san'ın gözlerinde en ufak bir ışık hüzmesi bile yoktu. Orada duran şey, mutlak bir boşluktu. Korkutucu derecede karanlık iki göz oradaydı.
"Shimizu-san, iyi misin?"
"...İyiyim."
Cevap vermesi biraz zaman alsa da en azından karşılık veriyordu. Ancak o gözlere bakınca yine de endişelenmeden edemiyordum.
"Öyle mi? Sevindim o zaman... Bugün erkenden eve gidip iyice dinlensen iyi olur."
"...Hı-hı."
Bu konuşma sürerken zil çaldı ve Yuasa-sensei sınıfa girdi.
"O zaman, ikimiz de ara sınavlarda elimizden geleni yapalım."
Ara sınav kelimesini duyduğunda, bir an için Shimizu-san'ın gözlerine yeniden can geldiğini görür gibi oldum.
"...Bu sınavda ne sana ne de Seto'ya kesinlikle yenilmeyeceğim."
"Ha? Şey, tamam."
Belki de Shimizu-san'ın bu garip halinin sebebi ara sınavlardı.
Sonraki birkaç gün boyunca sınıfımızda tuhaf bir gerginlik altında ara sınavlar yapıldı. Toshiya'nın dediğine göre sınıfın büyük bir kısmı, bir an önce sınav haftasının bitmesini ve Shimizu-san'ın baskısından kurtulmayı istiyordu. Ben ise bir yandan Shimizu-san için endişelenirken bir yandan sınavları hallettim. Astronomi Kulübü'ndeki çalışma grubunun da yardımıyla her zamankinden daha iyi sonuçlar alacağımı hissediyordum.
Sınavın son günü, son ders biterken Shimizu-san'dan yayılan o baskı artık başlangıçtaki kadar hissedilmiyordu. Sınav bittiği an, hem sınavın stresi hem de Shimizu-san'ın yarattığı baskıdan kurtulan çoğu sınıf arkadaşımın derinden bir oh çektiğini Toshiya daha sonra anlatacaktı. Ben de Shimizu-san eski haline döndüğü için çok rahatlamıştım, sanırım ben de onlarla benzer durumdaydım.
"Hadi bana eyvallah."
Sınav bitip diğerleri sonuçlar hakkında konuşurken, Shimizu-san ne ara bitirdiğini anlamadığım bir hızla toparlanıp gitmeye hazırlanmıştı bile.
"Güle güle, yarın görüşürüz."
Cevap verecek dermanı mı kalmamıştı acaba? Shimizu-san'dan bir karşılık gelmedi. Ben de eve gitmeyi düşündüm ama vaktim olduğu için bir Astronomi Kulübü'ne uğramaya karar verdim.
"Merhab..."
"Şşşt, sessiz ol."
Kulüp odasına selam vererek girmek üzereyken Yosuke-san tarafından önüm kesildi. Anlaşılan içeride yüksek ses çıkarmak yasaktı.
"Neler oluyor?"
Yosuke-san konuşmak yerine parmağıyla içeriyi göstererek durumu anlattı. İçeriye iyice baktığımda masaya kapaklanmış iki kişi gördüm. Yüzleri görünmüyordu ama saç tarzlarından ve kıyafetlerinden onların Shimizu-san ve Ai-san olduğunu anlamak zor değildi.
Yosuke-san kapıyı işaret etti. Onları uyandırmamak için koridorda konuşmak istiyordu herhalde. Yosuke-san'a bakıp başımı salladım. Beraber koridora çıktığımızda Yosuke-san nihayet ağzını açtı.
"İkisi de buraya gelir gelmez uyuyakaldılar. Bayağı yorulmuş olmalılar."
"Demek öyle. Ben de Shimizu-san eve gitti sanmıştım."
"Eve gidecek hali bile kalmamış herhalde. Bu ara sınava ne kadar çok asıldığının kanıtı bu."
"Çalışma grubu dışında da çok çalışmış olmalı."
"Öyle. Kei'nin anlamadığı bir soru olduğunda öğretmenler odasına kadar gidip sorduğu öğretmenler arasında bile konuşulur olmuş."
"Shimizu-san..."
Eski Shimizu-san olsa muhtemelen buna tenezzül etmezdi. Gerçekten de bu ara sınava tüm benliğini adadığını şimdi anlıyordum.
"İkisi de bu hale gelene kadar çabaladığına göre, umarım o gökyüzü gözlemi gerçekleşir."
"Umarım."
Ondan sonra, Shimizu kardeşler uyanana kadar ben ve Yosuke-san koridorda sohbet etmeye devam ettik.
Ara sınavdan yaklaşık iki hafta sonra bir gün, okul çıkışında tüm üyeler kulüp odasında toplandığında, Ai-san birdenbire sesini yükselterek bir duyuru yaptı.
"Bugün çok önemli bir açıklamam var!"
"Aman neyse ne. Çabuk söyle."
"Bu ne acele canım? Az önce Yuasa-sensei'den haber geldi... Astronomi Kulübü'nün tüm üyeleri genel sıralamada ilk kırka girdiği için, çatıda gökyüzü gözlemi resmen onaylandı! Yaşasın!"
Ai-san zıplaya zıplaya sevincini belli ediyordu.
"Tebrikler."
"Çok sevindim Ai-senpai."
"Teşekkürler sevgili kouhailerim! Aaa, dur bakayım, o sevgili kouhailerimin sesinden biri eksik mi ne?"
Ai-san, Shimizu-san'ın üzerine dikti gözlerini.
"...İyi işte, fena olmamış."
"Ooo! Kei bile böyle dediğine göre! Ablacığın gözleri yaşardı şu an!"
"Kapa çeneni be. Demeseydim keşke."
"Öyle deme Kei. Bu gözlemin gerçekleşmesinde senin çabanın payı büyük."
"Ha? Ben bir şey yapmadım ki."
"Öğretmenlerin peşinden ayrılmıyordun ya. O sayede öğretmenlerin kulübe olan bakış açısı epey düzelmiş."
Shimizu-san'ın emeği hiç ummadığı bir şekilde meyve vermişti.
"...Gözlerine girmek için yapmadım herhalde."
"İşte o yüzden daha etkili oldu ya. Tabii ki Mio-chan ve Daiki-kun'un çabaları da çok önemli! Yuasa-sensei ikinizin de notlarının yükselmesini çok övdü, bayağı sevindi!"
Bunu duymak beni rahatlattı. Ben de Astronomi Kulübü'ne bir nebze de olsa katkı sağlayabilmiştim demek.
"Neyse, hava durumuna da bakarak yakında gözlem tarihini belirleyeceğiz. Tatil günü işi olan varsa şimdiden söylesin ki ona göre ayarlayalım. Evet, gözlem konusunu şimdilik kapatıyorum! Sıradaki konuya geçiyoruz."
"Hâlâ bitmedi mi..."
Shimizu-san bıkkın bir ifadeyle Ai-san'a bakıyordu.
"Sıradaki konu, herkesin merakla beklediği ödül hakkında! İlk sırayı ben alıyorum!"
"Yine mi sen ya?"
"Öğrenci Konseyi üyelerinin hedefi, genel ortalamanın otuz puan üstüne çıkmaktı ve sonuç..."
"Uzatma da söyle."
"Vee başardım! İşte bu!"
Ai-san sağ yumruğunu havaya kaldırarak zaferini kutladı. Bunu gören Yosuke-san hafifçe gülümseyerek Ai-san'ı alkışladı.
"Tebrikler. Zaten bu sefer her zamankinden daha çok çalışmıştın. Ödül olarak ne yapmak istersin ya da ne istersin sonra söylersin."
"Teşekkürler Yosuke! Ödülümü isteyeceğim zaman hazırlıklı ol, ona göre!"
"Ödülün ne olduğunu şimdiden söylesen daha mutlu olurdum ama neyse."
"O sonrası için sürpriz! Neyse, sıra geldi o çok beklediğimiz ödüle; yani kouhai departmanına! Hadi bakalım millet, herkes ara sınavdaki genel sıralamasını biliyordur herhalde. Sırayla söyleyelim de kapışalım! Bu arada ben bu sefer on sekizinci oldum! Müthişim değil mi?"
Onlu sıralarda olmak gerçekten de epey yüksek bir dereceydi. Anlaşılan Ai-san cidden sıkı çalışmıştı.
"Hemen kendinle övünmeye başlama."
"Muu, birinci olan Yosuke'den bunu duymak istemezdim."
"Sen benim sıralamamı nereden biliyorsun ki..."
"Sınıfta sensei seni övüp duruyordu ya! Bu Ai-chan kulakları her şeyi duyuyor!"
"Şu radyo kulaklara bak hele..."
"Benim yakınımda konuşmak senin talihsizliğin oldu. Neyse, konuyu saptırmayalım. İlk önce kim sıralamasını açıklıyor?"
"Ben başlamak istiyorum."
Elimi kaldıran şaşırtıcı bir şekilde Seto-san'dı.
"Ooo, Mio-chan, çok iyi!"
"Dorayaki için elimden geleni yaptım."
"Anlıyorum, dorayaki aşkın gerçekten takdire şayan. Peki, sevgili Mio-chan, kaçıncı oldun?"
"Otuz üç."
"Ooo! Çalışmalarının karşılığını almışsın!"
Ai-san'ın tepkisine bakılırsa, Seto-san'ın notları her zamankinden çok daha iyiydi.
"Hadi bakalım, sıradaki kim?"
Shimizu-san henüz söyleyecekmiş gibi görünmüyordu.
"O zaman önce ben söylesem olur mu?"
"Tabii ki olur! Daiki-kun, senin sıralaman kaç?"
"...Yirmi yedinci oldum."
"İşte bu! Mio-chan burun farkıyla kaybetti!"
"Yazık oldu..."
Seto-san'ın yüz hatları her zamanki gibi hareketsizdi ama dikkatli bakınca birazcık morali bozulmuş gibi hissediliyordu.
"Geriye sadece Kei kaldı! Kazanan Daiki-kun mu olacak yoksa Kei mi? İşte son savaş!"
Heyecan doruk noktasına ulaşmıştı. Gerçi heyecanlanan tek kişinin Ai-san olduğu hissi de yok değildi.
"Hadi Kei, senin sıralaman ne?"
"...oldum."
Sesi çok kısık çıktığı için kaçıncı olduğunu duyamadım. Görünüşe göre etrafındakiler de aynı durumdaydı.
"Efendim? Bir kez daha söyleyebilir misin?"
"...Üçüncü oldum diyorum!"
Shimizu-san, koridorda yankılanacak kadar yüksek bir sesle derecesini bildirdi.
"N-Ne! Sıralama belli oldu! Şampiyon Shimizu Kei! İkinciyle arasını açarak ezici bir zafer kazandı!"
Ai-san'ın heyecanı dinecek gibi değildi. Dürüst olmak gerekirse üçüncü olduğunu duyunca ben de epey şaşırdım.
"Tebrikler Kei. Yan ödül olarak sana bir sarılma hediye ediyorum!"
"İstemez. Sadece vaat ettiğin ödülü düzgünce ver."
"Sarılmamı istemiyor demek... Yoksa baş başa kalacağınız bir yerde mi sarılmamı istiyorsun? Ya da benimle değil de Daiki-kun ile mi..."
"Bir kelime daha edersen can güvenliğin kalmaz."
"Sustum!"
Ai-san acaba ne demek istiyordu?
"Güzel. Ben artık eve gidiyorum."
"Eee! Hemen gidiyor musun?"
"Bugün çok yoruldum."
Bunu diyen Shimizu-san çantasını alıp kapıya doğru yürüdü.
"Shimizu-san."
"N-Ne var?"
"Ara sınavda üçüncü olduğun için tebrik ederim. Sen gerçekten harikasın."
"Ne... Neler saçmalıyorsun sen. ...Gidiyorum ben."
"Tamam, yarın görüşürüz."
Kapıyı açtığı sırada gördüğüm Shimizu-san'ın yüzünün hafifçe kızarmış olması sadece benim hayal ürünüm müydü?
"İşte budur be!"
Eve döndükten sonra odamda tek başıma zafer pozu vererek sevincimi yaşıyordum.
Normal sınavlarda da kaytardığım söylenemezdi ama bu ara sınava asılmamın sebebi Ai'nin o sözleriydi.
'Eğer ara sınavda astronomi kulübündeki ikinci sınıflar arasında en iyi dereceyi yaparsan, gökyüzü gözlemi sırasında seni Daiki-kun ile tam vaktinde baş başa bırakacağım.'
Bu teklif benim için fazla cazipti. Ai'nin bunu söylüyor oluşunu hesaba katsam bile, çabalamam için yeterli bir sebepti bu.
"...Eğer ödülümü vermezse canına okurum."
Hesaplaşma günü, gökyüzü gözleminin yapılacağı gündü. Orada Hondo ile unutulmaz bir anı yaratacaktım. Kendi içimde bu kararı çoktan vermiştim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.