Strategik Geri Çekilme

"İşte... Hondo'ya ilgi duymaya başlamamın sebebi bu."

Sessizce dinleyen Ai-chan aniden el çırpmaya başladı. Bir bebeğin birden hareketlenmesi gibi ürperticiydi.

"Bravo! Harika, cidden tek kelimeyle muazzamdı. Sadece dış görünüşe bakıp yargılamıyor, içini de görebiliyorsun. İşte gerçek aşk budur! Vallahi tüm dünya gözyaşlarına boğuldu şu an."

"Amma salladın."

"Pardon, pardon. Ama Daiki-kun'un iyi bir çocuk olduğunu düşünmen samimi bir şey. Dürüst olmak gerekirse, eski sarışın halin başkaları için biraz yaklaşması zor bir tipti, bu bir gerçek. O zamanki sana bu kadar ciddi bir şekilde yaklaşan birinin olması, ablan olarak beni acayip mutlu etti."

"Aniden ciddileşip durma."

"Çok insafsızsın!"

Kendi kendime ben de öyle düşündüm ama her zaman aylaklık eden ablam düzgün bir şey söyleyince dengem bozuluyordu.

"Neyse, Hondo hakkında bayağı bir konuştuk, tatmin olmuşsundur artık."

"Evet. Senin şu gençlik dolu, çıplak gerçeklerle bezeli aşk muhabbetini dinleyince ruhum gençleşti."

"Ne güzel. Hadi o zaman, defol git."

"Eee! Ne bu soğukluk? O kadar soğuksun ki şifayı kapacağım şimdi. Hapşuu!"

"Kes sesini. Amacına ulaştın sonuçta, değil mi?"

Zaten Ai-chan'ın odama gelme sebebi Hondo hakkında bir şeyler öğrenmekti. Amacına ulaştığına göre artık burada durmasına gerek yoktu. Saatin yelkovanı on biri geçmişti, artık vakti gelmişti.

"Öyle de, henüz Daiki-kun'un şurasına bittim, burası kalbimi güm güm attırdı ya da başka bir kızla konuşurken biraz içim cız etti gibi o ekşi sözlü tatlı hikayeleri dinlemek istiyorum."

"Kafana göre beni heyecanlandırıp durma. Git artık."

"Hayır, hayır! Ablan odasına dönmek istemiyor. Biraz daha senin hikayelerini dinlemek istiyorum. Daiki-kun ile olan anılarınız falan... Seninle daha bir sürü aşk muhabbeti yapmak istiyorum!"

Ai-chan on yedi yaşına gelmiş olmasına rağmen hâlâ çocuk gibi inat ediyordu. Elden bir şey gelmez, o meşhur kozumu oynamanın vakti geldi galiba.

"Aşk muhabbeti dediğin tek taraflı yapılacak bir şey değildir, değil mi? Ben de merak ediyorum aslında; Yosuke ile aranızda ne kadar ilerleme oldu, onun neresini seviyorsun, onu ne zaman bir erkek olarak görmeye başladın... Sen de bana her şeyi anlatacaksın, değil mi?"

Ai-chan'ın bakışları sağa sola kaymaya başladı.

"Olamaz! Bak şimdi aklıma geldi, yarına yetiştirmem gereken ödevim vardı."

"Yarın cumartesi."

"...Tüh, kötü oldu. Aniden bir uyku bastırdı ki sorma. Gerçekten üzgünüm ama aşk muhabbetini başka bahara bırakalım."

"Kaçıyor musun?"

"Kaçmak ne demek, aşk olsun. Bu sadece stratejik bir geri çekilme. Sonuçta asıl amacıma ulaştım. Hadi bana eyvallah."

Bunu dedikten sonra Ai-chan kendi odasına doğru süzüldü.

"Her seferinde fırtına gibi gelip geçiyor."

Sessizliğe gömülen odada, kime söylediğim belli olmayan bir şekilde böyle mırıldandım.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.