Görünmez Bağlar

Ellie, platformun tam ortasında bağdaş kurmuş, gözlerini yummuştu. Yumuşak, beyaz bir ışıkla parıldayan birkaç mana küresi etrafında sakince dönüyordu.

Ben de kürelerin yörüngesinin aksi yönünde, etrafında ağır adımlarla turluyordum. Diyar Kalbi aktifti. Gözlerimin altında ve cildimin üzerinde mor rünler parıldıyor, havadaki mana parçacıklarını birer birer gözlerimin önüne seriyordu. Ellie’nin çekirdeğinden büyü formuna kesintisiz bir mana akışı vardı. Büyü formu da çıkan mana iplikçiklerini kürelerin her birine bağlıyordu. Ellie’nin bahsettiği o bağ işte buydu.

Atmosferdeki manayı yönlendirmiyordu. Bir büyücünün benzer bir şeyi yapma şekli bu olurdu. Oysa Ellie, bir pekiştiriciye yakışır şekilde kendi arındırılmış manasını kullanıyordu. Yine de büyü formunun tam olarak ne yaptığını çözebilmiş değildim. Büyüyü, bilincini veya zihnini hiç yormadan, hatta ne yaptığını kendi bile anlamadan sürdürebilmesi, aktif olarak yapılan bir büyüden ziyade bir eserin çalışma mantığına daha yakındı.

Benim için asıl önemli olan ise bu yeteneği taklit edip eterle benzer bir şey yapıp yapamayacağımdı.

İplikçiklerden biri aniden daha parlak ışımaya başladı. Işığın kaynağına odaklanarak, "Az önce ne yaptın?" diye sordum.

"Iıı... Kaslarımı sıkıp gevşetmek gibi bir şeydi," dedi ağır ağır, her kelimesini dikkatle seçerek. "Hani meditasyondan önce rahatlamaya çalışırken her bir kasını tek tek sıkar, sonra serbest bırakırsın ya. Bazılarını hissetmek zordur çünkü pek kullanmazsın. Ben de o bağı esnetip ona dokunmaya çalışıyordum. Sanırım başardım."

"Gördüm," dedim, söylediklerini zihnimde tartarak.

Adımlamaya devam ederken eterden bir küre oluşturdum. Kürenin safir moru ışığı, Ellie’nin pembe manasına karıştı. Bir düşüncemle küre avucumun içinden havalandı, ellerimin birkaç santim üzerinde süzülmeye başladı.

Ellie’nin tarifini zihnime kazıyıp, odağımın farklı noktalarını esnetip gevşetmeye başladım. Üçüncü kalıntıdaki illüzyonun kenarlarındaki boşlukları nasıl bulduysam, eter kullanımımın bilinçaltımda kalan tüm yönlerini de bilincimin ışığına çıkarmam gerekiyordu.

Hiç kolay değildi. Grey olduğum dönemde ki enerjisini beden içinde yönlendirmeyi öğrenmiş, bu konuda ustalaşmıştım. Ardından dört elemente hükmeden bir büyücü olarak pekiştirici yolunu seçmiş, manayı önce içimde şekillendirip sonra dışarıya bir büyü olarak yansıtmıştım. Bu alışkanlık eter yeteneklerime de yansımıştı; tüm güçlerim ya bedenimin içinde başlıyor ya da bir tanrı rünü aracılığıyla dışarı aktarılıyordu.

Fakat Ellie de bir pekiştiriciydi. Manayı onun yerine şekillendiren bir büyü formu avantajına sahip olabilirdi ama bu durum, tekniğinin mümkün olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

Bakışlarımı yeniden ona, büyü formuna ve Ellie ile etrafında dönen küre arasında akan mana parçacıklarından oluşan o bağa çevirdim. Kilit nokta oradaydı. Tek yapmam gereken onu bulmaktı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.